Türkiye’de işgücüne katılmama oranı sınırlı biçimde gerilerken, veriler emekliler, öğrenciler ve ev içi emekle meşgul kesimlerin artan geçim baskısıyla işgücü piyasasına yöneldiğini ortaya koyuyor.
İşgücüne Katılmama Nedenlerinde Dikkat Çeken Kırılma
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 İşgücü İstatistikleri, işgücüne dahil olmayan nüfusun yapısında çarpıcı bir dönüşüme işaret ediyor. 2021-2025 döneminde işgücüne katılmayanların oranı yalnızca yüzde 0,4 oranında gerilerken, bu sınırlı değişimin arka planında daha derin bir kırılma yaşanıyor.
Ekonomist Aziz Çelik’in sosyal medya üzerinden paylaştığı değerlendirmeye göre, işgücüne dahil olmama nedenleri arasında özellikle “iş bulma umudunu yitirenler” kategorisinde ciddi bir artış dikkat çekiyor. Bu gruptaki kişi sayısı 1,6 milyondan 2,6 milyona yükselerek yaklaşık yüzde 60 arttı ve açık işsiz sayısına yaklaşan bir büyüklüğe ulaştı.
Umutsuzluk Artıyor, Geleneksel Dışlanma Nedenleri Azalıyor
Veriler, klasik olarak işgücüne katılmama gerekçeleri arasında yer alan emeklilik, eğitim ve ev içi sorumlulukların ağırlığının azaldığını ortaya koyuyor.
2021’de yaklaşık 5 milyon kişi “emeklilik” nedeniyle işgücüne katılmazken, bu sayı 2025’te 3,7 milyon seviyesine geriledi. Benzer şekilde ev işleriyle meşgul olanlar yüzde 41, eğitimde olanlar yüzde 22 ve emekliler yüzde 25 oranında azaldı.
Buna karşılık “diğer” kategorisinde ve çalışamaz durumda olanlarda artış gözlenirken, iş aramaktan vazgeçenlerin yükselişi işgücü piyasasında yapısal bir sorun alanına işaret ediyor.
Geçim Baskısı Emeklileri ve Öğrencileri Çalışmaya Zorluyor
Ortaya çıkan tablo, yalnızca işgücü piyasasının dinamikleriyle değil, aynı zamanda gelir yetersizliğiyle de doğrudan bağlantılı. Emekli sayısındaki artışa rağmen, emeklilik nedeniyle işgücüne katılmayanların sayısının düşmesi; milyonlarca emeklinin yeniden çalışmak zorunda kaldığını gösteriyor.
Aynı eğilim öğrenciler ve ev içi emekle meşgul kesimler için de geçerli. Bu grupların işgücü piyasasına yönelmesi, ekonomik koşulların hane içi emeği ve eğitimi dahi “gelir üretme” baskısı altına aldığını ortaya koyuyor.
Bu çerçevede veriler, Türkiye’de işsizlik tartışmasının yalnızca “iş bulan–bulamayan” ikiliğinin ötesine geçtiğini; umutsuzluk, güvencesizlik ve gelir yetersizliği ekseninde daha geniş bir toplumsal krize işaret ettiğini gösteriyor.
- NHY / Aziz Çelik (@Emegin_Halleri) sosyal medya paylaşımı ve değerlendirmeleri

















