Feminist örgütler, Dilan Karaman’ın ölümüne ilişkin hazırlanan inceleme raporunun erkek şiddetini görünmez kıldığını ve kurumsal sorumluluğu gölgelediğini savunarak, benzer olayların tekrar yaşanmaması için somut adımlar ve hesap verebilir mekanizmalar talep etti.
Rapor Tartışması Ve Feminist Tepki
Dilan Karaman’ın yaşamını yitirmesinin ardından hazırlanan inceleme raporu kamuoyunda yoğun tartışma yarattı. Feminist gruplar tarafından yapılan yazılı açıklamada, raporun 9 Mart’tan bu yana geniş kesimler tarafından eleştirildiği belirtilirken, metnin kadın hareketi açısından kabul edilemez olduğu vurgulandı.
Açıklamada, hazırlanan metnin yalnızca raporu eleştirmek için değil, benzer trajedilerin yeniden yaşanmaması için somut adımlar talep etmek amacıyla kaleme alındığı ifade edildi. Feministler, “bir kişi daha eksilmemek” vurgusuyla sorunun yalnızca bireysel bir olay değil, yapısal bir mesele olduğunu dile getirdi.
Rapora yönelik eleştirilerin ardından metnin imzaya açıldığı ancak daha sonra geri çekildiği belirtilirken, yapılan açıklamada taleplerin ve eleştirilerin değiştirilmeden kamuoyuyla paylaşılmasının gerekli görüldüğü ifade edildi.
Erkek Şiddeti Ve Sorumluluğun Tartışılması
Feministlerin açıklamasında raporun bazı tespitlerine özellikle itiraz edildi. Metinde, bıçak çekme veya duvara vurma gibi davranışların açık bir fiziksel şiddet biçimi olarak tanımlanmamasının ciddi bir sorun olduğu vurgulandı.
Ayrıca raporda erkek şiddetinin kaynağının Dilan Karaman’ın kişisel travmalarına bağlandığı ve sorumluluğun çevresindeki insanlara yöneltildiği eleştirisi dile getirildi. Feministler, bu yaklaşımın erkek şiddetinin yapısal niteliğini görünmez hale getirdiğini savundu.
Bununla birlikte raporda Karaman’ın cinsel yönelim temelli ayrımcılığa maruz kaldığına ilişkin iddiaların yeterince görünür kılınmadığı, buna karşın özel yaşamına dair bazı bilgilerin paylaşılmasının etik açıdan problemli olduğu ifade edildi.
Kurumsal Sorumluluk Ve Eleştiri
Açıklamada, raporu hazırlayan beş kadın örgütünün erkek şiddetiyle mücadele alanında başvuru mekanizması da yürüttüğü hatırlatılarak, bu örgütlerin süreçte “objektif tespit yapan dış göz” konumuna yerleştirilmesinin politik bir sorun yarattığı belirtildi.
Feministlere göre bu yaklaşım, kadın dayanışması ve hesap sorulması gereken noktaları geri plana iterek, sorumluluğun muğlaklaşmasına neden oldu.
Metinde ayrıca raporun bir yandan Dilan Karaman’ın hayatını gereğinden fazla görünür kılarken, diğer yandan kurumsal sorumluluğun üzerini örttüğü ifade edildi. Feministler, bu nedenle raporu hazırlayan kurumların bağımsız bir göz gibi davranmak yerine kendi sorumluluklarını da değerlendirmesi gerektiğini belirtti.
DEM Parti Ve Kadın Örgütlerinin Tutumu
Feminist açıklamada, DEM Parti Kadın Meclisi ile HDK Kadın Meclisleri’nin raporun geri çekilmesini talep etmesi ve metni hazırlayan kadın örgütlerinin raporu geri çektiklerini açıklaması önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Ancak feministler bunun yeterli olmadığını belirterek, raporun hazırlanmasında sorumluluğu bulunan örgütlerin gelen eleştirileri dikkate alarak açık bir özeleştiri süreci yürütmesi gerektiğini ifade etti.
Açıklamada, yaşanan tartışmaların Dilan Karaman’ın ölümünün yarattığı temel sorunun önüne geçmemesi gerektiği de özellikle vurgulandı.
Mobbing Ve Yalnızlaştırma İddiaları
Feministlerin açıklamasında Karaman’ın örgütlü olduğu kurum içinde mobbinge maruz kaldığı iddiasına da yer verildi. Karaman’ın geçmişte yaptığı erkek şiddeti başvurusunun sonuçsuz kaldığı ve bu süreçte patriyarkal zihniyetle karşı karşıya bırakıldığı ifade edildi.
Metinde ayrıca Karaman’ın kimliğinin örgütüne açıklanmasıyla tehdit edilmesinin, yaşadığı yalnızlaşmayı daha da derinleştirdiği belirtildi.
Feministler, bu tabloya dikkat çekerek bir kadının erkek şiddeti, kurumsal baskı ve yalnızlaştırılma sonucunda intihara sürüklendiğini vurguladı.
“Gerçek Adalet İçin Mekanizma Gerekli”
Açıklamanın sonunda feministler, tartışmanın yalnızca bir rapor etrafında sürdürülmesinin yeterli olmadığını belirtti. Erkek şiddetiyle mücadelede etkili mekanizmaların kurulması, başvuru süreçlerinin güçlendirilmesi ve kurumların hesap verebilir hale gelmesi gerektiği ifade edildi.
Feministlere göre asıl mesele, yalnızca bir olayın değerlendirilmesi değil; benzer trajedilerin tekrar yaşanmaması için kalıcı ve şeffaf mekanizmaların oluşturulması.
















