6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden aileler, Hasan Alpargün Apartmanı davası öncesinde “bilinçli taksir” yerine “olası kast” uygulanmasının yalnızca bir dosya değil, tüm yargı pratiği açısından belirleyici olduğunu vurgulayarak adalet çağrısını yükseltti.
Ankara’dan Adana’ya Uzanan Adalet Çağrısı
Adalet Peşinde Aileleri Platformu, Ankara Güvenpark’ta yaptığı açıklamayla, 20 Nisan’da Adana’da görülecek Hasan Alpargün Apartmanı davası öncesi kritik bir uyarıda bulundu.
Platform temsilcileri, davada verilen “olası kast” kararının korunmasının yalnızca bu dosya için değil, 6 Şubat depremlerine ilişkin tüm yargılamalar açısından emsal teşkil edeceğini belirtti. Aileler, sanığın eylemlerinin öngörülebilir sonuçlarını bilerek hareket ettiğini savunarak, suçun “taksir” değil “kast” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.
“Mukadderat Değil, Olası Kast”: Yargıya Doğrudan Mesaj
Platform adına konuşan Celal Gezer, sanığın yıkımı “mukadderat” olarak nitelendirmesine tepki göstererek, bunun kader değil açık bir sorumluluk ihlali olduğunu ifade etti.
Yerel mahkemenin daha önce sanık hakkında “olası kast” gerekçesiyle ağır cezalar verdiğini hatırlatan aileler, istinaf sürecinde bu yaklaşımın zayıflatılmaya çalışıldığını savundu. Açıklamada, savcılığın depremi “öngörülemez afet” olarak nitelemesine karşı çıkarak, Türkiye’nin aktif fay hatları üzerindeki konumuna dikkat çekildi ve bilimsel verilerin bu iddiayı çürüttüğü belirtildi.
Yargı Pratiğine Eleştiri: “Gerçek Sorumlular Gizleniyor”
Aileler, deprem davalarının büyük bölümünde sanıkların “bilinçli taksir” suçlamasıyla yargılanmasının cezasızlık algısını güçlendirdiğini ifade etti.
Platform temsilcileri, müteahhitlerden kamu görevlilerine kadar uzanan geniş bir sorumluluk zincirinin yargı önüne çıkarılmadığını savunarak, adaletin yalnızca bireysel değil sistematik bir hesaplaşmayı gerektirdiğini vurguladı. Bu çerçevede, yapı denetim mekanizmaları, yerel yönetimler ve merkezi idarenin de sürece dahil edilmesi gerektiği dile getirildi.
Uluslararası Boyut Ve Dayanışma: “Bu Bir Afet Değil, Katliam”
Kuzey Kıbrıs’tan gelen Ruşen Yücesoylu Karakaya, benzer şekilde Grand İsias Otel davasını hatırlatarak, yaşananların doğal afet değil ihmal ve denetimsizlik sonucu gerçekleşen bir “katliam” olduğunu söyledi.
Bu söylem, deprem sonrası yargılamaların yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası kamuoyunda da yakından izlendiğini ve benzer davalar arasında ortak bir hukuki çerçeve arayışının sürdüğünü ortaya koydu.
Siyasal Çağrı: “Adalet Bakanı’nı Buraya Davet Ediyoruz”
Ferit Şenyaşar, Adalet Bakanı’nı ailelerle yüz yüze gelmeye çağırarak süreci “samimiyet testi” olarak nitelendirdi.
Aileler ise mesajlarını daha sert bir dille ortaya koydu: Adil yargılanma hakkının zedelenmesine izin vermeyeceklerini ve “olası kast” kararının geri çekilmesi halinde bunun yalnızca hukuki değil, toplumsal bir kırılma yaratacağını ifade etti.
- NHY / Adalet Peşinde Aileleri Platformu basın açıklaması










