back to top
Ana Sayfa Haber Cezasızlık Rejimine Karşı 1086 Hafta: Cumartesi Anneleri Abdullah Canan İçin Adalet İstedi

Cezasızlık Rejimine Karşı 1086 Hafta: Cumartesi Anneleri Abdullah Canan İçin Adalet İstedi

Cumartesi Anneleri, Galatasaray Meydanı’ndaki 1086’ncı buluşmalarında, 30 yıl önce Hakkari’de gözaltında kaybedilen Abdullah Canan dosyasındaki cezasızlığa dikkat çekerek, AİHM kararlarına rağmen işletilmeyen adalet mekanizmasını bir kez daha kamuoyunun gündemine taşıdı.

Galatasaray’dan Hakkari’ye Uzanan Israr

Cumartesi Anneleri ve insan hakları savunucuları, gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebini yinelemek için İstanbul Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. 1086’ncı haftada, 17 Ocak 1996’da Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde gözaltına alındıktan sonra işkence edilerek öldürülen Abdullah Canan’ın dosyası gündeme taşındı.

Ellerinde karanfiller ve kayıp yakınlarının fotoğraflarıyla meydanda toplanan Cumartesi Anneleri adına basın açıklamasını İnsan Hakları Derneği (İHD) Eş Genel Başkanı Oya Ersoy okudu. Ersoy, Canan’ın gözaltına alındığı andan itibaren etkili bir soruşturma yürütülmediğini, dosyanın sistematik biçimde cezasızlıkla sonuçlandırıldığını vurguladı.

Tanık İfadeleri, İtiraflar Ve Beraat Kararı

Oya Ersoy’un aktardığına göre Abdullah Canan, Yüksekova Dağ Komando Tabur Komutanı Binbaşı Mehmet Emin Yurdakul hakkında yaptığı suç duyurusunun ardından tehdit edildi. Kısa süre sonra askerler tarafından gözaltına alınarak tabura götürülen Canan’ın, ağır işkence gördükten sonra öldürüldüğü ortaya çıktı.

Tanık beyanları, itirafçı ifadeleri ve askeri yetkililerin anlatımlarına rağmen; Binbaşı Yurdakul, Yüzbaşı Nihat Yiğiter ve diğer sanıklar hakkında açılan dava 1999 yılında beraatla sonuçlandı. Karar, Yargıtay tarafından da onandı. Bu süreç, Türkiye’de gözaltında kaybetmelere ilişkin yargı pratiğinde cezasızlığın yapısal bir politika haline geldiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

AİHM Kararı Var, Adalet Yok

Canan Ailesi’nin başvurusu üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 2007 yılında Türkiye’nin yaşam hakkını ve işkence yasağını ihlal ettiğine hükmetti. Mahkeme, Abdullah Canan’ın gözaltında öldürüldüğünü açık biçimde tespit etti.

Ancak aradan geçen yıllara rağmen dosya yeniden açılmadı. Ersoy, “AİHM içtihatlarına göre işkence, zorla kaybetme ve yargısız infaz suçları zamanaşımına uğratılamaz. Buna rağmen Canan dosyası bilinçli biçimde kapatılmıştır” diyerek, Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediğini ifade etti.

Üç Kentte Aynı Talep: Hakikat Ve Adalet

Aynı gün Diyarbakır, Batman ve Hakkari’de düzenlenen eş zamanlı eylemlerde de gözaltında kaybedilenler ve siyasi cinayetler gündeme getirildi. Diyarbakır’da Hrant Dink cinayeti, Hakkari’de ise Abdullah Canan dosyası üzerinden cezasızlık politikaları protesto edildi.

İHD Diyarbakır Şubesi öncülüğünde yapılan açıklamalarda, adaletin askıya alınmasının toplumsal barışı zedelediği ve şiddeti derinleştirdiği vurgulandı. Abdullah Canan’ın oğlu ve yakınları ise mücadeleden vazgeçmeyeceklerini yineledi.

Cezasızlık Bir İstisna Değil, Sistem

Cumartesi Anneleri’nin 1086 haftadır sürdürdüğü eylemler, Türkiye’de zorla kaybetmelerin münferit suçlar değil; siyasal ve kurumsal koruma altındaki bir cezasızlık rejiminin sonucu olduğunu ortaya koyuyor. İnsan hakları savunucularına göre, gerçek bir yüzleşme ve hukukun üstünlüğü tesis edilmeden ne toplumsal barış ne de adalet mümkün.


  • NHY / İnsan Hakları Derneği (İHD), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları, Cumartesi Anneleri Arşivi, Mezopotamya Ajansı (MA)