Psikiyatri ile eleştirel düşünceyi buluşturan yazılarıyla Türkiye’de özgün bir entelektüel hat açan psikiyatrist ve yazar Erdoğan Özmen, 67 yaşında hayatını kaybederek ardında derin bir düşünsel miras bıraktı.
Psikiyatri Ve Düşünce Arasında Bir Köprü
Erdoğan Özmen, yalnızca klinik bir uzman değil; aynı zamanda psikanalitik düşünceyi toplumsal ve bireysel düzlemde yeniden yorumlayan bir entelektüel olarak öne çıktı. Psikanaliz, bilinçdışı, melankoli ve depresyon gibi kavramları dar bir akademik çerçevenin dışına taşıyarak, gündelik hayatın ve toplumsal ilişkilerin analizinde kullanması, onu Türkiye’de özgün bir düşünce hattının temsilcisi haline getirdi.
1959 yılında Denizli’de doğan Özmen, mesleki pratiğini yazınsal üretimle birleştirerek, psikiyatrinin sınırlarını genişleten bir yaklaşım benimsedi. Bu yönüyle, bireyin iç dünyası ile toplumsal yapı arasındaki gerilimleri görünür kılan metinler kaleme aldı.
Eleştirel Düşüncede Psikanalitik İz
Özmen’in yazıları başta Birikim olmak üzere çeşitli yayın organlarında yer buldu. Bu metinlerde psikanalizi yalnızca bir terapi yöntemi olarak değil, aynı zamanda bir düşünme biçimi olarak ele aldı.
Onun yaklaşımında bilinçdışı, yalnızca bireysel travmaların değil; aynı zamanda toplumsal çelişkilerin de taşıyıcısıydı. Bu nedenle Özmen’in metinleri, Türkiye’de eleştirel düşüncenin psikanalitik bir derinlik kazanmasında önemli bir rol oynadı.
Eserleri Ve Düşünsel Mirası
İletişim Yayınları tarafından yayımlanan Psikanalizin Serüveni ve Çağrısı, Rüyada Uyanmak, Vazgeçemediklerinin Toplamıdır İnsan ve Freud ve Lacan gibi eserleri, onun düşünsel çabasının temel izleklerini ortaya koyuyor.
Bu eserlerde Sigmund Freud ve Jacques Lacan çizgisini Türkiye bağlamında yeniden yorumlayan Özmen, psikanalizi yalnızca bireysel bir çözümleme aracı olmaktan çıkararak, kültürel ve politik bir okuma yöntemi haline getirdi.
Bir Düşünce Alanının Sessizleşmesi
Özmen’in vefatı, yalnızca bir yazarın kaybı değil; aynı zamanda Türkiye’de psikanalitik düşünce ile eleştirel teoriyi buluşturan bir sesin eksilmesi anlamına geliyor. Onun metinleri, insanın kendisiyle ve toplumla kurduğu çelişkili ilişkiyi anlamaya yönelik ısrarcı bir çabanın ürünüydü.
Bu yönüyle Özmen, kolay yanıtlar üretmek yerine zor sorular sormayı tercih eden bir düşünür olarak hatırlanacak.
Son Yolculuk
Erdoğan Özmen’in cenazesi 21 Mart’ta İstanbul’da toprağa verilecek. Ardında bıraktığı metinler ise, bilinçdışının karanlık ama kurucu alanına bakmayı sürdürenler için yaşamaya devam edecek.













