Berlin Uluslararası Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan Afgan yönetmen Shahrbanoo Sadat’ın romantik komedisi “No Good Men” ile İranlı sinemacı Mahnaz Mohammadi’nin psikolojik draması “Roya”, iki otoriter rejimde kadınların deneyimlediği baskıyı zıt sinema dilleriyle beyazperdeye taşıdı.
Romantik Komedi İle Patriyarkaya Eleştiri
Sadat’ın “No Good Men” filmi, Afganistan sinemasında “ilk romantik komedi” olarak tanımlanıyor. Yönetmen, filmde başrolü de üstlenerek Kabil’de bir televizyon kanalında çalışan, ekonomik olarak bağımsız bir kadın olan Naru karakteri üzerinden kentli orta sınıf kadınların görece özgürlük alanını resmediyor.
Film, Taliban’ın 2001 sonrası dönemi sona erdiren ikinci iktidarına arka plan oluştururken; kadınların ofis ortamında cinsellik, ilişkiler ve erkek egemen kültür üzerine açıkça konuşabildiği sahnelerle dikkat çekiyor. Sadat, Berlinale’de yaptığı açıklamada, bu özgürlük alanını “Kabil’in merkezindeki küçük bir balon” olarak nitelendirerek, taşra ve kırsal bölgelerde kadınların aynı imkânlara sahip olmadığını vurguladı.
Yönetmen ayrıca, 2001–2021 arasındaki dönemde “kadın hakları” başlığı altında yürütülen uluslararası projelerin çoğunun sahadaki kadınların yaşamına somut katkı sunmadığını savundu. Sadat’a göre, romantik komedi türünü seçmesi, Afganistan’ın yalnızca savaş anlatılarıyla temsil edilmesine karşı bilinçli bir tercih.
Evin Hapishanesinden Psikolojik Kâbusa
Mohammadi’nin “Roya” filmi ise İran’daki Evin Cezaevi’nde geçen, işkencenin psikolojik boyutlarını odağa alan karanlık bir anlatı sunuyor. Filmde öğretmen Roya (Melisa Sözen), siyasi görüşleri nedeniyle tutuklanıyor ve küçük bir hücrede sistematik baskıya maruz kalıyor.
Mohammadi, kendisinin de Evin’de hapsedildiğini ve senaryoyu bu deneyimlerden yola çıkarak kaleme aldığını belirtti. Reuters’a verdiği demeçte, filmde aktardıklarının kendi yaşadıklarından daha “hafif” olduğunu, gerçeğin perdeye taşınamayacak kadar ağır olduğunu söyledi.
Film, İran’da son dönemde protestolara yönelik sert müdahaleler ve bilgi akışının kısıtlanması bağlamında güncel bir arka plan da taşıyor. Resmi makamların açıkladığı can kaybı sayıları ile bağımsız tanıklıkların ortaya koyduğu veriler arasındaki fark, ülkedeki şeffaflık krizine işaret ediyor.
Sansüre Rağmen Üretim
“Roya”nın bir bölümü İran’da gizlice, kalan kısmı Gürcistan’da çekildi. Mohammadi, filmlerini “susturulanlara ses verme” biçimi olarak tanımlıyor. Sadat ise 2021’de Kabil’den tahliye edilmesinin ardından Almanya’da yaşamaya başladı ve filmin büyük kısmını Almanya’da, tamamen Afgan oyuncularla çekti.
Her iki yönetmen de farklı türler aracılığıyla —biri mizah ve romantizmle, diğeri psikolojik gerilimle— kadınların otoriter sistemler altındaki varoluş mücadelesini anlatıyor. Berlinale seçkisi, bu iki filmi yalnızca estetik tercihler üzerinden değil, politik hafıza ve kişisel tanıklık bağlamında da tartışmaya açtı.
- NHY / DW (Deutsche Welle)















