Gündelik hayatın militarizasyonu
Sağlık hizmetlerinin yetersizliği, kürtaja erişimin engellenmesi, dişi fetüslerin alınması, Afrika’da, Hindistan’da ve Latin Amerika’da “nüfus kontrolü” adına kadınların kısırlaştırılması ve özellikle de (çoğu zaman kredilerini ödeyemeyenler için yıkıma yol açan) “mikrokrediler”… bunlar da korkunç şiddet biçimleri.
Buna, beraberinde getirdiği agresif, kadın düşmanı erkeklik modellerinin yüceltilmesi ile, gündelik hayatın artan şekilde militarize olmasını da eklemek gerek. Falquet’nin savunduğu üzere, silahlı erkeklerin yaygınlaşması ve erkeklere açık birçok işin (özel korumalık, özel güvenlik, hapishane gardiyanlığı, çete ve mafya üyeliği ve düzenli ya da özel ordularda askerlik gibi) şiddetle ilişkili olduğu yeni bir cinsel iş bölümünün gelişmesi, yükselen zehirli erkekliklerde merkezi bir rol oynuyor.
İstatistikler, öldürenlerin daha çok silahla haşır neşir olan, silaha erişebilen ve çatışmaları şiddetle çözmeye alışkın erkekler olduğunu gösteriyor. ABD’de bunlar çoğu zaman polis veya Irak veya Afganistan savaşlarının gazileri. ABD ordusunda kadınlara yönelik yüksek şiddet oranı bu bağlamda önemli bir faktör olageldi. Frantz Fanon’un, görevi Cezayirli isyancılara işkence yapmak olan Fransız erkeklerine referansla işaret ettiği gibi, şiddet bölünemez: şiddete eğilimli karakter özellikleri geliştirmeksizin ve şiddeti eve taşımaksızın gündelik mesleğinizde şiddet uygulayamazsınız.
Medyanın hiper-cinselleştirilmiş kadınlık modelleri inşa etmesi ve yayması, açıktan cinsel saldırıya davetiye çıkararak ve kadınların otonomi isteklerinin yozlaştırılıp cinsel provokasyon statüsüne indirgendiği kadın düşmanı bir kültüre katkıda bulunarak, bu sorunu şiddetlendirdi.
Direniş
Kadınların yüz yüze olduğu şiddetin her alana nüfuz eden niteliği düşünüldüğünde, direnişin de pek çok cephede örgütlenmesi gerektiği açık. Daha cezalandırıcı yasalar talep etmek gibi, sorunun kendisinden doğrudan veya dolaylı olarak sorumlu olan otoritelere daha fazla güç kazandırmaktan başka bir şeye hizmet etmeyecek sonuçsuz çözümlerden kaçınan mobilizasyonlar halihazırda mevcut.
Daha etkili olan şey ise, kadınların meseleyi kendi ellerine alarak geliştirdiği stratejiler. Özellikle başarılı olan taktikler, resmi makamlar tarafından değil kullanan kadınlar tarafından kontrol edilen sığınmaevleri açmak, özsavunma kursları örgütlemek ve 1970’lerde ortaya çıkan “Take Back the Night” yürüyüşleri (Türkiye’de “Geceleri de sokakları da meydanları da istiyoruz” sloganıyla düzenlenen feminist gece yürüyüşleri) veya Hindistan’da kadınların tecavüze ve çeyiz cinayetlerine karşı düzenlediği ve sık sık faillerin mahallelerinde veya polis karakollarının önünde oturma eylemlerine dönüşen yürüyüşler gibi geniş katılımlı gösteriler düzenlemek.
Geçtiğimiz yıllarda hem Afrika hem de Hindistan’da, kadın ve erkeklerin köy köy dolaşarak insanları hastalıkların sebeplerine [bunların cadılıkla suçlanan kadınlarla hiçbir ilgisinin olmadığına, ÇN] ve kadınları cadılıkla suçlayan erkek şifacıların, yerel liderlerin ve diğerlerinin bunu yapmaktaki çıkarlarına dair eğittiği cadı avı karşıtı kampanyalarda bir yükseliş gördük. Guatemala’nın bazı bölgelerinde kadınlar tacizci askerlerin adını almaya ve sonra onları ait oldukları köye gidip teşhir etmeye başladılar. Her durumda, kadınların karşılık verme, tecritlerini kırma ve başka kadınlarla el birliği etme kararı, bu çabaların başarısı açısından hayati oldu.
Ancak bu stratejiler, kadınların pozisyonunu ve ailelerine ve topluluklarına katkıda bulundukları yeniden üretim faaliyetlerini yeniden değerlendiren bir süreçle eşlik edilmeksizin kalıcı bir değişim üretemezler. Kadınlar, hayatta kalmak adına tehlikeli ve istismarcı çalışma ve aile ilişkisi koşullarını kabul etmeye mecbur kalmayacak şekilde, erkeklerden bağımsız olmak için ihtiyaç duydukları kaynakları elde edemezlerse bu yapılamaz.
Bu, Silvia Federici’nin PM Press tarafından basılan ‘Witches, Witch-Hunting, and Women’ (Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar) adlı yeni kitabından alınıp yeniden düzenlenmiş bir bölümdür.
Kitap Türkçede Otonom Yayıncılık tarafından yayınlandı.
Kaynak: newframe.com
1 Ekim 2018
Çeviri: Serap Şen













