Pakistan’ın Kabil’i bombalaması ve “açık savaş” ilanı, iki ülke arasındaki gerilimi bölgesel çatışma riskine taşırken, Taliban yönetimi eşzamanlı olarak “diyalog” çağrısı yaptı.
Pakistan ordusunun 27 Şubat’ta Afganistan’ın başkenti Kabil’i hedef alan hava saldırıları, İslamabad ile 2021’den bu yana Afganistan’ı yöneten Taliban idaresi arasındaki gerilimi açık çatışma aşamasına taşıdı. Pakistanlı yetkililer saldırıları “uygun karşılık” olarak tanımlarken, Taliban yönetimi kamuoyu önünde “barışçıl çözüm ve diyalog” mesajı verdi.
Açık Savaş Söylemi, Diplomasi Mesajı
Pakistan İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi, Afgan güçlerinin sınır hattındaki operasyonlarına karşılık verildiğini belirterek “sabırlarının tükendiğini” söyledi. Savunma Bakanı Khawaja Asif ise sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada bunun artık “açık savaş” olduğunu ifade etti. Başbakan Shehbaz Sharif de Pakistan ordusunun “her türlü saldırganlığı ezme kapasitesine sahip olduğunu” vurguladı.
Taliban hükümet sözcüsü Zabihullah Mujahid ise Kabil’de düzenlediği basın toplantısında, sorunun diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini yineledi. Pakistan’a ait gözetleme uçaklarının Afgan hava sahasında uçuş yaptığını belirten Mücahid, gerilimin tırmanmasına rağmen kapıyı müzakereye kapatmadı.
Bu karşıt söylem, sahada askeri hareketlilik sürerken diplomatik alanın tamamen kapanmadığına işaret ediyor; ancak tarafların sert üslubu, kontrollü gerilim ihtimalini zayıflatıyor.
Sınır Hattında Çatışma Sarmalı
AFP muhabirleri Kabil’de şiddetli patlamalar ve savaş uçaklarının seslerini duyduklarını bildirirken, Kandahar’da da hava hareketliliği gözlendi. Stratejik Torkham sınır kapısı çevresinde topçu atışları ve hafif silah sesleri duyuldu.
Pakistan Enformasyon Bakanı Attaullah Tarar, saldırıların Kabil, Kandahar ve doğudaki Paktia vilayetinde “Taliban savunma hedeflerine” yönelik olduğunu açıkladı. Taliban yönetimi bombardımanları doğruladı ancak can kaybı olmadığını savundu. Buna karşılık Afgan Savunma Bakanlığı, sınır hattındaki kara operasyonlarında sekiz Afgan askerinin öldüğünü duyurdu.
Gerilim, Pakistan’ın 21 Şubat hafta sonunda Nangarhar ve Paktika vilayetlerine düzenlediği hava saldırılarıyla tırmanmıştı. Birleşmiş Milletler Afganistan Yardım Misyonu (UNAMA), bu saldırılarda en az 13 sivilin hayatını kaybettiğini açıkladı. Taliban yönetimi ise ölü sayısını 18 olarak verdi. İslamabad, söz konusu operasyonların Pakistan’daki intihar saldırılarına karşı “terör kamplarını” hedef aldığını bildirmişti.
Bölgesel Güçler Alarmda
Çatışmanın genişleme riski, bölgesel aktörleri devreye soktu. İran Dışişleri Bakanı Abbas Araghtchi, Tahran’ın iki taraf arasında diyaloğu kolaylaştırmaya hazır olduğunu açıkladı. Çin yönetimi “derin endişe” duyduğunu belirterek acil ateşkes çağrısı yaptı. Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri yetkilileri gerilimin azaltılması için temas kurarken, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ve İngiltere Dışişleri Bakanı Yvette Cooper da taraflara azami itidal çağrısında bulundu.
Nükleer silaha sahip Pakistan ile Taliban yönetimindeki Afganistan arasındaki ilişkiler, özellikle Pakistan’ın Tehrik-i Taliban Pakistan (TTP) unsurlarının Afgan topraklarında barındığı yönündeki suçlamaları sonrası sert biçimde bozuldu. Taliban yönetimi bu iddiaları reddediyor. Ekim ayındaki çatışmalarda 70’ten fazla kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiş, Katar ve Türkiye arabuluculuğunda sağlanan kısa süreli ateşkes ise kalıcı olmamıştı.
Kırılgan Denge
İki ülke arasındaki kara sınır kapılarının büyük ölçüde kapalı olması, ticaret ve sivil geçişleri de ciddi biçimde etkiliyor. Taraflar daha önce birçok müzakere turu gerçekleştirmiş olsa da, güvenlik merkezli karşılıklı suçlamalar diplomatik ilerlemeyi sınırladı.
Son bombardıman ve “açık savaş” söylemi, zaten kırılgan olan sınır dengesini daha da zayıflatırken, Taliban’ın diyalog çağrısı sahadaki askeri gerçeklik karşısında ne kadar karşılık bulacağı belirsizliğini koruyor.
- NHY / Le Monde, AP, AFP

















