Sülfürik asit atıkları buharlaştırılarak havayı zehirliyorlar!

Madencilerin en büyük sorunu zehirli atıklardır. Özellikle altın, gümüş, bakır ve nikel madenciliğinde ortaya çıkan çok büyük orandaki zehirli atıkların doğal ortama bırakılmaları yasaktır. Onlar ise barajlarda biriktiriyorlar. Açık barajlarda ise buharlaşma yoluyla havaya karışmaktadır. Zaman zaman da bu barajlarda sızma ve patlamalar sonucu bulundukları çevrelerini kirletiyorlar. Bu barajlar şimdi ise yaban hayvanları için tuzak haline gelmeye başladı. Oradaki zehirli suyu, normal su sanıp, içmeye çalışıyorlar. Oda hayatlarına mal oluyor.

Maden şirketleri, madeni ayrıştırmak için genellikle Siyanür, Sülfürik Asit, Silika, Nitrik Asit ve benzeri asitleri kullanırlar. Bu kullanımdan sonra ise ortaya çıkan bu zehirli asit artıkları hazırladıkları barajlarda açıkta depoluyorlar. Doğal olarak bu zehirli atıkların bir miktarı buharlaşarak havayı kirletebiliyor. Şirketler, hem toprağı kirletiyorlar. Ayrıca buharlaşma sonucu kirlenen hava, onları tatmin yetmiyor ki, birde kendileri özel olarak buhar yoluyla havaya püskürtüyorlar. Bu şirketlerin bazıları günlük bin ton Sülfürik asit kullanıyorlar. Bu yoğunlukta kullanımdan dolayı, hazırladıkları barajlar da yetmiyor. Kendiliğinden buharlaşmada kafi gelmeyince, Evapatör denilen bir özel buhar püskürtücü ile barajdaki asitli sular havaya, atmosfere savuruyorlar. Kısaca bu yolla hava özel olarak asit atıkları ile kirlenmiş oluyor. Bu buhar damlacıkları ya yağmurlarla, ya da normal yolla toprağa inip, ayrıca toprağı, suları, meyve ve sebzeleri kirletmektedir. Beslenme zinciri yoluyla tüm canlı yaşamına sirayet etmiş oluyor.

Maden şirketleri, Ege bölgesinde, Marmara bölgesinde, Karadeniz bölgesinde ve Doğu Anadolu bölgesi olmak üzere yurdun her bölgesine yayılmışlar. Bugün itibariyle sadece altın aramada 19 alanda faaliyette bulunuyorlar. Diğer madenlerde eklenirse daha onlarcası sayılabilir. Bunların bazıları şöyledir: Tavşanlı-Gümüşköy, Bergama-Ovacık, Eşme-Kışladağ, Gümüşhane-Mastra, İliç-Çöpler, Turgutlu-Çaldağı, Balya-Kadıköy, Fatsa-Altıntepe, Artvin-Cerattepe, İzmir-Efemçukuru vb. vb sıralanıp gitmektedir.

Buralardaki faaliyetlerinden dolayı, bölgedeki yerleşim merkezlerinin içme ve kullanma suları için büyük bir tehdit olarak durmaktadır. Ayrıca kuraklığın hüküm sürdüğü bu dönemde, yaban hayvanları bu asit barajlarını normal göl sanarak bu suları tüketen hayvanlar zehirlenerek, onların toplu ölümleri görülmeye başladı. Yani yaban hayvanları ve başta kuşlar için en önemli tehlike bu asit barajlarıdır. Canlı yaşamı için riskler taşıyan bu tür faaliyetlerin önüne geçilmesi ve havanın, suyun, toprağın bu tür tehlikeli asitlerle kirletilmesinin önüne geçilmesi gerekmektedir. Açık barajlarda oluşan buharlaşmanın dışında, birde Evapatör aygıtı aracılığı ile havaya buhar olarak püskürtmenin, uzun vadede büyük zararlara yol açacağı aşikardır. Bu tür uygulamaya nasıl seyirci kalınıyor? Bunun sakıncaları görülmüyor mu? İllaki büyük bedeller ve kayıplar verildikten sonra mı önlemler alınacaktır?