Kuraklığa Neden Olanların Faturasını, Çiftçilerimiz Ödemesin!

Menderes Havzası bu yıl su kıtlığı sorunuyla karşı karşıya. Yağışların az olması, su israfının fazla olması, atıkların akarsulara akıtılması gibi nedenlerle tarımsal sulamadaki su krizi daha da derinleşmektedir. Bakanlık ve suda sorumlu kurumlar, üretici köylülere bu yıl sadece iki kez su vereceklerini bildiriyorlar. Ve çiftçinin su kullanımına sınırlama getiriyorlar. Ancak havzadaki sanayi tesislerinin aşırı su tüketimini ve suların atık akarlara dönüştürülmesine hiç kimsenin itiraz etmediği görülüyor.

Sorunu açık olarak şöyle ortaya koyabiliriz. Sadece söke ilçe sınırları içerisinde aşırı su kullanımı ile işleyen şu sektörler vardır; Öncelikle aşırı su kullanacak olan Kağıt fabrikası, bunun için enerji sağlayacak olan atıkla çalışan Termik santrali de aşırı su kullanımı ile karşımızda duruyor. Üstüne birde aşırı ölçüde atık akarları açığa bırakıyor. Bu atık akarları tekrar temiz suyla arıtmaya çalışıyor. Söke’de bulunan iki adet Seramik fabrikası da aşırı su kullanmakta, ayrıca atık akarlar açığa çıkarmakta, Tekstil sektörü ha keza aşırı su kullanmakta ve atık akarlar açığa çıkarmaktadır. Bu atık akarları arıtmakta ise yine temiz su kullanma zorunluluğu bulunuyor. Yine Biyokütle Enerji Santrali ha keza su kullanma yoluyla enerji üretmektedir. Yanı sıra Çimento fabrikası ve ona enerji sağlayan atık lastikle enerji üreten Termik santrali de aşırı şekilde su kullanarak üretim yapmaktadırlar. Daha birçok sektör bu şekilde su kullanarak üretimlerini aksatmazken, kimse onlara su sınırlaması getirmezken, bu sektörler ovanın suyunu tüketmeye ve havzanın tüm yer altı ve yüzey sularının asıl sahipleriymiş gibi kullanacaklar. Ancak üretici köylü ise bu suyu kullanmada izne tabii kılınıyor. Ve aşırı sınırlama getiriliyor. Gıda üretimi önemli görünmüyor. Ama çimento, kağıt, fayans, iplik üretimi serbest olacak. Gıda olmayınca o ürünler yenmez ki!!!

Şimdi bu saydığımız sektörler sadece Söke ilçesinde bulunanlardır. Büyük Menderes Irmağı Uşak, Denizli ve Aydın illerinin tüm sanayi tesislerinin de ihtiyaçları olan su kaynağıdır. Üstüne birde bu sektörlerin atık sularını deşarj ettikleri bir Irmak olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir tarafta aşırı su tüketen sanayi tesislerinin ihtiyacı olan suyu aldıkları kaynağı, birde atıklarını akıtarak kirlettikleri bir kaynak olmaktadır. Kısaca sorun üretici köylülerin fazla su kullanmasıyla Menderes ırmağındaki su azalmamaktadır. Görünürde tarımsal sulamadaki oran yüksek görünse de, sanayideki su kullanım oranı da Tarımsal sulamayla yarışır oranlara yükselmektedir. Ancak ne hikmetse tarıma yönelik sulamada kısıtlama getirilirken, sanayideki aşırı kullanımına hiçbir sınırlama getirilmemektedir. Yani sanayi patronlarına su kullanımı serbest, üretici köylüye su kullanmada sınırlama şartmış gibi davranılıyor.

Birde havzanın yağışsız geçmesinin nedenlerine dönüp bakılsa, herhalde sanayinin payının çok büyük olduğu görülecektir. Havzadaki sanayi tesislerinin hepsi, su kullanımları ve üretim süreçlerinde havaya saldıkları gazlarla havadaki SERA oluşumunu artırmaktadırlar. Havaya salınan gazlar, havadaki ısıyı artırmaktadır. Sanayi tesislerinin yanında Jeotermal Santrallerden kaynaklı açığa çıkan gazlar ve su buharı, havadaki Sera oluşumunu daha da artırmıştır. Bu ise havadaki ısıyı artırıyor. Bu ısı artması ise mevcut nemin yağmura dönüşmesini engellediği gibi, buharlaşmayı da artırmaktadır. Bu durum ise havzanın daha az yağış almasına, daha fazla buharlaşma yoluyla su kaybına neden olmaktadır. Havzaya yağış düşmediği sürede işte bu kuraklık ortaya çıkmaktadır.  Bu durumu İMO’dan M. Tamer Özmen’nin “Sera Gazı- Küresel Isınma ve Kyoto Protokulu” başlıklı yazısında kısaca şöyle açıklanmaktadır:

“İnsanların çeşitli faaliyetlerinin küresel ısınmaya katkısı; enerji kullanımında %49, endüstrileşmede %24, ormansızlaşmada %14 ve Tarımda %13’tür.  …   Atmosferde, ozonun (O3 ) yoğunluğunu azaltan kloroflorokarbon (CFC) gazları ve karbondioksit (CO2 ), metan (CH4 ), diazot monoksit (N2 O) gibi sera gazlarının miktarlarında önemli ölçüde artışlar olmuştur. Bu artışlardan dolayı atmosferde kuvvetlenen sera işlemi beraberinde günümüzdeki küresel ısınma ve küresel iklim değişimi problemini ortaya çıkarmıştır. … Ortalama sıcaklık değerindeki artış; buna bağlı olarak yağışların azalması, kuraklığın ve çölleşmeye varan sürecin işlemesine neden olması,  Yer üstü ve yer altı sularının değişimi, toprağın yapısının bozulması,”(*) şeklinde ifade etmiştir. Yani bugün yaşanan kuraklık ve az yağışın nedeni olan sanayiciye değil, çiftçiye su sınırlaması getirilmesi akla ve mantığa sığmamaktadır. Olayın oluşmasına neden olanlara değil, olayla ilişkisi olmayanlara ceza vermek gibi bir şey yaşanmaktadır…

Kısaca Küresel iklim değişikliği, kuraklık, aşırı yağışlar, fırtınalar ve benzeri iklimsel olaylar sanayinin gelişmesine ve kontrolsüz havaya bırakılan gazlar ve su buharı ile, havadaki nem artmakta, aynı zamanda atmosferdeki ısı da yükselmektedir. Gerek deniz yüzeylerindeki ısı artışı, gerekse atmosferdeki ısı artışı doğal afetleri beraberinde getirmektedir. Onun için atmosferdeki karbon ve türevi gazların azaltılması, bu ve benzeri gazların havaya salınımını sağlayan işletmelerin kontrol altına alınması ile mümkündür. Onun için çiftçilerimiz mağdur edilmeden acilen çözüm üretilmelidir. Fedakarlık isteniyorsa, bu durumla ilişkisi olan herkes o fedakarlığı göstermelidir…


(*)-https://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/16154_50_07.pdf