Çünkü sen insansın dostum…

Kaç defa nefreti affettiniz, hastaya karpuz sormadan.
Nefret etmeden yüzüne vurmadan,
kapayarak kulaklarınızı iki yüzlü insanlara samana
kazık çakanlara.

Düzelir diye sandık kurdunuz.
Serilip sessiz çığlığınızın içinde sesi ayyuka çıkanları
boşver ayıklamalarında yalnız başına sırra kadem
bastınız.

Küstah arkadan vuran her vurgunun her yerinizi
deşik deşik ettiği anlarda öfkede akıl olmaz diyerek,
kahrolası insan sebebli ağrılara,
kaç defa olsun bakalım dediniz?

Her saniyenizde kusur arayan usanmaz ruhların ucunda
attıkları oklar ile vurulurken gölgenizi tutup tutup
öptünüz.

Kaç defa gözyaşlarınıza yüklediniz her kahrı!
Masumiyetiniz hep suç sebebi.
Yürümeye korkar olup yollarda,
bozulan ruh sağlığınızı güneş ışığıyla düzeltmeye
çalışırken gelen gınaya hadi git deyip.
Nedenler niçinler iliğinize kadar işlerken

Her şeyi su gibi ezberlediniz.
Her saatinizde suratlar bir karış.
Kaç defa sevilmeyecek insanlara sevgi ikram ettiniz?
Çalınan dünleriniz sus pus yarınlarınızda suyu
kesilmiş değirmene döndünüz.

Ve hala o kıskançlık bakışlarında erirken,
onurunuz ve kişiliğiniz bozulmadan
kötülük işçileriyle
kaç defa fitnesiz savaştınız?

Tepeden inme ukalalıkları ters yüz ederek
gözyaşlarınızı tepe tepe kullandınız.
Ve hala usanmadan yaşayarak yorgun ellerinizle
atılan tokatların tezkeresini eline verdiniz.
Çoçuk kalbinizi koruyarak.
Sizin en ufak tebessümünüze göz dikenlerin eline
çay döküp düzelecekler kelimesinin üstüne bir
bardak su içtiniz.

Helal terinizle diktiğiniz ömrünüzü
sökerlerken her köşesinden
kaç defa kendinizi affettiniz?
Yel ese eyyam ola
Haydi dostum bir çay demle kendine.
Tut elini,
sen insansın…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları