Çok şey biliyorum, ama söylemem

Hiç mantıklı gelmiyor, tüm bu açıklamalar. Çok şey biliyorum, işaret ediyorum ama söylemem tavrı. Peker’in tarzı bir anda tüm toplumda o kadar belirleyici oldu ki, iletişim teknolojisinin sağladığı olanak ile bir-iki günde 9 milyona varan izlenme.

İzledikçe, anlatı tarzı düşünme tarzımızı belirlemeye başladı. Zaten bilmenin herhali ile arası pek iyi olmayan bu toplumun içinden geçtiği çürüme döneminin açığa çıkardığı yeni bir durum.

Hakikat komplocu açıklamalar deryasında çırpınıyor.

Toplum PSİKOPOLİTİK bir baskılama süreci içinden geçiyor.

Bilinçli bir iktidar tekniği değil , çürümenin açığa çıkardığı çıkar ilişkilerinin orta yere saçılmasının sonucu, bir çok şeyi gizlemek isteyenler için kullanışlı bir kendiliğindenlik hali.

Meraklı hallerimiz üzerinde yükselen derin yapıların büyük mü büyük erişilmez şebeke vari egemenliği inşa ediliyor. Bilebiliriz/ yapabiliriz istek /enerjilerimizi soğuruyor bu yeni ortam.

Merakla beklemekteyiz , ama merak ettiğimiz şeylerin çoğu hakkında zaten işleyiş ağırlıklı bilgilerimiz vardı. Ama şu son dönem gerek açıklama tarzı ve gerekse bu tarzın hızla kabul edilmesi ve sonuçta orta yere saçılan olaylar ve olayları eyleyenler ait malumatkar ötesinde bir etkisi var/etkisi olacak; yapabilme kapasitemiz elimizden çekip alınıyor/alınacak.

Büyük olaylar, olayların sahibi insanlar ve onların oluşturduğu erişilmez şebekeler, isimler yorgunluk/ bıkkınlık yaratıyor. Gündelik sıradan varoluşlar ve onun ötesinde işleyen muazzam blr düzenek. Oysa tüm bu olup bitenler çürümüş sistemi gizlemekle kalmıyor, ona erişilmezlik payesi veriyor. Belki de bu iki etkileşim şebekenin yenilenmesi için bilinçli değilse bile zorunlu bir hamle.

Uzattım ama bu havanın /ortamın dağıtılması gerekiyor.

Fuat ERCAN
Latest posts by Fuat ERCAN (see all)