Cezaevi çantanız hazır mı?

Ahmet Altan’ın her tür hukukun pervasızca çiğnenerek tekrar zindana atılması kritik bir dönemeçte olduğumuzu gösteriyor. Ahmet Altan ülke içinde ama daha da büyük ölçüde ülke dışında yükselen duyarlı kamuoyu tepkisi nedeniyle serbest kalmıştı. Altan’ın tekrar zindana atılması ülke içinde varolan zayıf bile olsa muhalefet tepkilerini sindirmeyi amaçlıyor.

Ekonomisi çökmüş, dünyadan yalıtlanmış bu rejim ayakta kalabilmenin tek yolunu bu ülkede mezarlık sessizliği yaratmada görüyor. Daha derin analizlere gerek yok.
Mezarlık sessizliği zindanların dolması demektir.
Zindanlar zaten dolu, daha da dolacak. Önce de söyledim, bugünün demokrasi mücadelesinin nabzı zindanlarda atıyor. Kürtler zaten boylu boyuna oradalar. Darbeye karıştığı gerekçesiyle gerçekte bu darbeyle ilgisi olmayan genç subaylar, askerler de orada. Sayısız KHK mağdurları orada. Düşünce suçluları, gazeteciler orada. Bebekler tutuklu, bebeklerini dışarıda bırakmış analar tutuklu. Genci, yaşlısı tutuklu. Ne yazık ki ülkemizin manzarayı umumisi bu.

Peki ne yapmalıyız?

Cezaevlerinden korkmamalıyız…

Duyarlı insanlar için zindanlar bu kadar dolu olan bir ülkede dışarıda olmak gerçekte zindanda olmaktan beterdir. Zaten yapılmak istenen de bu duyarlılığı adım adım yok etmek. Meydan okuyorlar bize. Altan’ı yine aldık hadi bakalım ne yapacaksınız diyorlar. Mesele yalnızca Altan da değil gerçekte kamuoyunun muhalefet potansiyelini ölçüyorlar. Sustukça üstümüze geliyorlar.

Öte yandan tıpkı Demirtaş gibi Altan da demokratik muhalefetin simgesi haline geliyor.

Facebook önemli bir kamuoyu yaratma aracı. İktidar da sosyal muhalefetin gücünü anlamak için burayı kuşkusuz ciddi takip ediyor. “Demirtaş’a yazık ama o da…”, “ Ahmet Altan’a yazık ama o da…” diyen oportünistlerle, sözde demokrat, sözde solcularla ayrışmanın zamanı geldi. Çünkü bu tür geyik muhabbetleri yapanlar farkında olmasalar da otoriter rejime hizmet ediyorlar.

Amasız fakatsız gerçek demokratik muhalefetin sesi duyulmalı.

Ne kadarsak o kadar…

Benim cezaevi çantam hazır sizi bilemem…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları