Bu abdestle daha çok namaz kılınır…

Şeyh uçmaz, müridi uçuranlar uçurumun ucuna sürükledikleri fanatikleri ile el ele verip aklın fikrin vicdanın yitik hal şekliyle çevirdikleri dümenlerle yüzyıllardır birçok hayatı batırdılar.
Rengi atmış marinalarda rutin ruh miyopları yakında ne varsa törpülediler.
Haksızlık duvarına yatarak
Dibinde ördükleri eziyet yeşilin içine sokuldu.

Göğün mavisine
Gözün bebeğine büyüyen insanların
Küçülen gözleri önünde eriyen hayatlar
Eziyetin teri haritanın göbeğinde cennet ve cehennem
Adım adım çoğalan tanrılar
Dünyanın her yerinde.

Şarkı bilmeyen ahmak notalarda zıplarken tahsil almamış makam koltuklarında yanlışı kollayıp doğruyu tekmeledi,
helalin ve onurun bilincinde insanları özellikle bu çağ insanı.

Eziyetleri dil kemiğinde
Çocuğa kadar yedi bitirdi
Eziyet her yerimizde idi
Doyumu beceremeyen ruhların vahşi ağzıyla nefreti onur gibi taşıyan alçak beyni kalbi vicdanı leş içinde virüs gibi bir tutumu saç telinden ayak tırnağına kadar hayatları kemiren veba
Dünya insanı hep umursamaz tavrı ile bu kansere izin verdi.

Herkes herkesi konuşarak öyle çok düşünüyordu ki acımak ne şatafatlı bir kelime idi
Vah yavrum ayakkabısı yok yardım edilmeli
Sonra cümle içinde kalan acıma reklamı
Aaa bak önüne bak semiz yüzlü yıldızı bol tatil meraklısı!
İnsan insana kıymakta yaptığı kıyak gibi başka bir dalda da bu kadar başarılı bir kıyak daha yapmadı.

Bayat senaryolarda usta oyuncular, katil seviciler, hırsız pohpohçuları, din iman ile kendilerini tanrısallaştıran cellatlar hayat kıyma nikahı hocaları.
Dua, umut tüccarları
Eziyet peşkeşçileri ağlayan üzülen ölen gördükçe göğüsleri hükümdar şişkinliği takan nefes kesiciler

Benliğindeki o koca boşluğu dolduramayan şeytanın yaklaşamadığı fenalar .
Kıskançlıklarına eğer vuramayıp dört nala bütün fitnelikliklerini çocuğa kadar ulaştıran aslan seviciler.
Şiddet cinayet hırs insan egemenliği inanç cetveli
Lanet para
Namus çarşafları
Kelime yalancıları
Hırs yalakaları
Kendini sevenler
Toprak bayrak dil din renk ayrımı
Organ avı eziyet bataklığında
Kalabalık yalnızlık

Kalabalık sokaklarda cesetler yalnız
Baştan çıkan nefsin,
siyanürlü beyinlerindeki damarında kan yerine akan bilinmeyen o pis sıvı dolaşımındaki hırs, doludizgin hazları
Makyaj yapılan yüreklerindeki o iğrenç koku
Yoz beyinlerin dibinde küf
Ten makbuza düşmüş
“A” harfinden nem kapan
“Z” harfinde adam vuran
“A” dan “Z” ye boşlukta.

Şeytanı bile baştan çıkaranlar secdede matematik çözerken
Tinsel palavraları cami avlusunda
O kadar temizler ki
Biçtikleri Kefende beyaz.
Artık kim terzi kim kasap belli değil nabza göre şerbet cenaze namazında.

Kan kayıtlı
Nüfus
Tahta altı
Her çığlığa
Pamuk kapanış!
Kadavralara kadar
Biraz daha eziyet
Saygı duyun ama suç timsahlarına
Neşter
Garip parmağı kesilmeli
Kandilde yağ biter
Kana susayan
İğne çalışkan
Cümbür cemaat…

Yazarın sayfamızdaki diğer yazıları