Yüreğimin ellerinden tut

“Beni iyi et” dedi kadın, “öyle çok kayıplarım var ki, bulamıyorum kendimi. Bir ağaç gölgesinde soluklanmadım nicedir, denizin mavisine aldanmadım. Başımı kaldırıp göğe usulca, bulutların dansına şahit olmadım. Geçerken tozlu, çamurlu yollardan; ayaklarım bir hayale takılmadı epeydir, paçalarımdan mutluluğun suyunu sıkmadım…

Karanlık ıslanırken perde perde, oturdum onların olduğu yerde. Sözü ben aldım. Aldım da diyemedim, ne güzel şey hatırlamak seni, ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmişken diye… Hapisteydim işte, hapisteyim hala kırkımın merdiven boşluğunda…

Beni iyi et sevdiğim. Kırıldım, gücendim, yalnızlığımın haritasını toplamaya yok mecalim. O şimdi ne yapıyor, şu anda, şimdi? Belki dizinde bir kedi yavrusu var, okşuyor. Ve ne düşünüyor, beni mi yoksa? diye diye senli düşlerde gezindim.

Düşlerden öte gerçek bırakmadılar sevgiye. Sevgilim, mevsimler geçiyor, hala var namuslu iyi insanlar. Fakat azaldılar. Eskiden çoktular. Şimdi geçim derdine umutlarını, düşlerini sattılar…

Bazen insanlar yanlış çağda yaşamaktalar. Kimseden çekinmeden sancısız yalanlar doğurmaktalar. Ve biz, yani azalmışlar, bir kış daha geçireceğiz. Büyük öfkemizin içinde ve mukaddes umudumuzun ateşinde ısınarak. Hava serin, havada is kokusu gibi birşey, havada kar kokusu var.

Bütün bu ezilmişliklerin içinde, beni iyi et sevgilim. Yüreğimin ellerinden tut, gözlerimin şiirlerini topla damla damla. Kırıldım, gücendim, güvensizliğin en beter yerindeyim. İlk göz göze geldiğimiz günkü elbiseni çıkar sandıktan, giyin, kuşan, benze bahar ağaçlarına. Zaman öyle zamansız ki sevgilim, hiçbir umut yok bahar çiçeklerini beklemekten başka.

Varlığına adanmış türküleri dolayıp ağzıma, diyeyim memleketim memleketim. Hiçbirşey gidermez iç sıkıntımı, memleketimin şarkıları ve tütünü gibi. O günleri ver bana. Bakışlarından süz, bembeyaz avuçlarından şarkılar dök saçlarıma. Süzülsün saçlarımdan bütün güzel hayaller sana ve sevdaya… Minnacık bir kadın sevdi, kadının hayali minnacık bir evdi, bahçesinde ebruli, hanımeli açan bir ev desinler bizi bilenler…

Beni iyi et! Öyle çok kayıplarım var ki bulamıyorum kendimi. Başımı bir dost omzuna yaslamadım nicedir, kirpiklerim kederli, kirpiklerim her gece yokluğuna ev sahibi. Ben diyemedim ya yaşım kırkı geçmişken seni hatırlamanın güzelliğini, sözü sen al bu defa.

De ki;
Kendimce ve delice sevdim seni, fakat yazmak isterdim Mavi Gözlü Dev Gibi…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: