Yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek red edeceksin…

Kuvvetli bir toplumsal duruşun  ilk adımı Hayır…

Koşulsuz şartsız yaşama, oluşun evrensel prensiplerine karşı gelenlerin kurumsallaşmasına dünya genelinde bir “hayır”ın ilk adımları belki.

Konu sadece muhalefet meselesi değil, sadece karşı çıkmak da değil, kendi planını bütün insanlığa dayatan o küstah, şuursuz iradeye karşı bir söz; hayır!

Dünya bir felaketin eşiğinde.

Trump’la canlandırılan Yeni Dünya Düzeni’ne Türkiye’den verilecek bir yanıtın adı Hayır!

Planı hazırlayanın da, uygulayanın de temel söylemi olan “küresel savaşa”, kimyasala, nükleer silaha, nüfusun insanlık aleyhine azaltılmasına, bireyciliğe, her şeyi gören o göze, ilaca, suni tohuma topyekün Hayır demenin ilk adımı 16 Nisan.

Küresel bir planın gelecekteki ortakları olarak hazırlanan tek tek liderlerle, inşa edilecek piramide hayır demek 16 Nisan.

Türkiye’nin dahil olmak için sınırlarını zorladığı insana karşı olan savaşa hayır demek 16 Nisan,

Mesele sandıktan neyin çıkacağı değill, mesele birbirimizi görmek, mesele insanlık iradesini görmek…

Çevrilen onca filme ve yaratılan onca illüzyona karşı tek tek açılan gözleri görmek, buluşturmak…

Muhalif olmanın birleştiriciliğinde yan yana gelmek, çünkü sonrası tufan…

Senaristlerin sınırlarını çizdiği tufanın figüranı olmamak, utanmadan, arlanmadan dünyanın kaderini çizen fütursuzluğa hayır demek bizimkisi,

Restleşmek mümkün elbet…

“Bu oyunda ben yokum” demek mümkün fakat kötülük her yanı sarmışsa ve sen dostlarının yazgısını belirleyemez hale gelmişsen o zaman “Hayırlı” evlat olmayı seçeceksin..

Hayırsızlığın gölgesinde gezmeyecek, gözünü örten perdelere direneceksin…

Bizim sokağın sakinleriyle buluşacaksın,

Gezi meydanının etrafını çevreleyen ezilenlerden olacaksın…

Seveceksin seninle “hayır” diyen Kürt kardeşini ve seveceksin önce gayri Müslim deyip, sonra geçmişinde keşfettiğin kendini…

Mecbursun Suriye’deki komşun Esad’a el vereceksin, Kore’de Trump’ın Nükleer savaşına Hayır diyeceksin,

Kerhen değil, yürekten savunacaksın dünyayı, yürekten sadece Türkiye için değil cümle insanlık alemi için “Hayır” diyeceksin…

Zorla güzellik olmaz diyerek gönül vermeyeceksin sana dayatılan seçeneklere, yazgını kendin çizeceksin…

Padişahın, kralın masalını değil, kendi hikayeni inşa edeceksin,

Bir insanda kurtuluşu değil, olmayan kerameti değil, hakikati seçeceksin,

Yalandan örülen düşmanlığı değil, gönülden seçilen dostluğu bileceksin…

Kara bayraklarıyla leş haline getirdikleri insanlığı değil, kesik başlar içindeki nuru seçeceksin…

Korkmayacaksın; bilmediğin efsaneleri değil, dönüştüğün Anka Kuşunu izleyeceksin.

Yecüc Mecüc demeyeceksin, felaket üzerinden saltanat inşa etmeyeceksin, gelen geçen dünyanın nimetlerini komşunla pay edeceksin,

72 milleti bir nazarda görecek, ölümden zevk çıkartmayacaksın,

Suriye’de ölen çocukla, Cizre’de ölen gencin aynı olduğunu unutmayacaksın,

Unutursan yanarsın.

Senin de bahçene düşer o bomba kalakalırsın,

Sana da bulaşır o virüs, şerrin hayalet askeri olursun…

Toplumsal cinnet geçirir, etrafında ki yaşamı nasıl derbeder ettiğini görürsün,

Çıkacaksın evinden Nisan’ın 16’sında, kazanmak için değil, yenilmek için de değil…

Dostlarını görmek, kalbinde ki şüpheyi gidermek, insan olarak dünyanın yazgısını kollamak adına çıkacaksın…

“Bir, iki, üç, daha fazla insanlık” demek için çıkacaksın, savunacaksın yaşamı…

Sur borusunu Trump’ın eline verip “üfle” diyenlere, “birlikte üfleyelim” diyenlere, insanlık adına yanıt için çıkacaksın…

Reddedeceksin; saltanatı, tiranlığı, imparatorları, kralları reddedeceksin…

“…İnsanoğlu beyni satın aldı ama dünyanın bütün milyonları aşkı satın almayı başaramadı. İnsanoğlu bedenleri tutsak etti ama yeryüzünün bütün iktidarı aşkı tutsak etmeyi başaramadı. İnsanoğlu koca koca milletleri fethetti ama bütün ordularını bir araya getirse yine de aşkı fethedemezdi.İnsanoğlu ruhu zincire vurdu, zindana kapattı ama aşkın önünde çaresiz kaldı.Dünyanın en zengin insanı bile olsa eğer aşk ona yüz vermezse insanoğlu yoksul ve üzgün olacaktır.Aşkın büyük gücü bir dilenciyi kral yapmaya yeter.Aşk özgürdür ve özgürlükten başka hiç bir ortamda yaşayamaz.Yeryüzündeki tüm mahkemeler bir araya gelse, bir kez kök salmış aşkı toprağından söküp çıkaramaz…” Emma Goldman

Aşkı seçeceksin…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: