Türkiye, Suriye’de kendine bağlı yeşil kuşak oluşturma peşinde…

Bazı siyasi yorumcular TC’nin ABD’nin ve ya Rusya’nın oluru olmadan Afrin’e giremeyeceği, bunun blöf olduğu yolunda yorumlar yapıyorlar.

Ben buna katılmıyorum. Türkiye kendi açısından risklerini hesaplamış ve hazırlıklarını yapmışsa, ABD’nin oluruna ve Rusya’nın onayına bakmaksızın Afrin’e girebilir, bölgeyi işgal edebilir.

Böylece Afrin için Türkiye ile savaşıp savamaşma, risk alıp almama ABD ile Rusya’nın sorunu olur.

Olmaz, diyenlere hemen Kıbrıs örneğini hatırlatmak isterim.
Türkiye Kıbrıs’ı işgal ettiği zaman komşusu NATO ülkesi Yunanistan’a rağmen yaptı bunu. Askeri ittifak halinde olduğu bir ülkenin himayesindeki bir devlete saldırdı.

Yıllarca ABD’nin silah ambargosuna maruz kaldı. BM Güvenlik Konseyi defalarca Türkiye aleyhine kararlar aldı. Fakat hiç kimse askeri güçle gidip Türkiye’yi Kıbrıs’tan kovalamayı göze almadığı için Ttürkiye, 40 yıldır işgalinin üzerine oturmuş keyfini çıkartıyor.

“Tamam müzakere edelim, görüşelim” diyor, sanki işgalçi olan karşı tarafmış gibi kendi şartlarını dayatıyor.

Aynı şeylerin Türkiye’nin Suriye’de asker bulundurduğu yerler için yapmayacağının garantisi yoktur.

“Önce ayağıma yer edeyim!, sonra genişletirim, zamana uydururum” politikasıyla hep kazançlı çıkmıştır.

“Kuzey Kıbrıs” nasıl oldu; Hatay’ın ilhakı nasıl oldu?

Şu anda mevcut Suriye Haritasına baktığımızda, IŞID’dan sonra Cihadistlerin de gerilediği; Suriye’de Rejim güçleri ile Kuzey’de SDF güçlerinin hakim olduğu görülüyor. Türkiye ise şu anda kendi desteklediği türlü cihatçı grupların elindeki IDLIP ile, bizzat işgal ettiği Cerablus-Azez-Elbab arasında kalan Afrin’i yutarsa, kendi kontrolü altında birbiriyle bağlantılı bir YEŞİL KUŞAK oluşturmuş olacak.

Türkiye’de mülteci olan Suriyelilerin önemli kısmını burada ikame edebilir; böylece demografi dizaynı yaparak baştan beri dayattığı “Suriye’de Güvenli bölge” tezini hayata geçirmiş olur. Bu alanı bu biçimiyle de muşrulaştırmaya çalışır.

Bunun önündeki engel tabiiki Afrin’dir ve onu yutarsa isteğine kavuşmuş hem denetimindeki bölgeleri birleştirmeş, hem de cihadçılara nefes aldırmış olur. Bu aynı zamanda kendi YAYILMACILIĞININ DA tabanını oluşturur.

Suriye’nin Birliğini savunur görünür ama Suriye’nin eni sonu federal bölgelere ayrılacağını da bilirler. Öyleyse böylesi durumda kendilerine en yakın unsurların bulunacağı bir bölgeyi hazırlayıp, önce bununla pazarlık masasında “hami” rolüyle otururlar.

KKTC gibi kendine bağımlı kukla devletler kurdururlar. Burada askeri güçleri, karakolları bulunur; ekonomik olarak kendilerine bağlarlar. İlerleyen zamanlarda da yine bir fırsat çıktı mı bu bölge kendine önce bağımsızlık, sonra Türkiye’ye katılma kararı vermesini kollarlar.

Dolayısıyla Türkiye’yi Afrin’in işgalinden çaydıracak asıl faktör ABD ve Rusya değil, bu alanda nasıl bir direnişle karşılaşacağıdır. Direniş güçlü olursa, kendileri bizzat Türkiye ile savaşa girmek istemeyen ama onun iyi bir ders almasını isteyen herkes (Suriye rejimi dahil) direnişçilere yardım eder; Türkiye’nin hesapları bozulabilir.

Ne olursa olsun bu ağır yıllar içinde savaş dışında kalmayı ve iç barışını korumayı başarmış olan bu kentin Türkiye’ye yem olarak sunulması, halkların başına bomba ateş yağdırılması insanlığın bir ayıbı daha olur.

Ama insanlıkta da maalesef AYIP ÇOK!

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: