Temiz Hava Kaynağımız Olan Ormanlar Yok Edilmek İsteniyor

Son yıllarda yapılan hesaplamalarda, ormanca en zengin illerimiz belirleniyor. Bu belirlemelerde her yıl kısmi değişiklikler oluyor. Yani yapılan tahribatlar, yeni ormanlaştırılan alanlar, bu illerin yerini azda olsa değiştiriyor. Ancak en son bir veride ilk dört il şöyle sıralanmış: Antalya, Kastamonu, Muğla ve Mersin olarak sıralanmış. Bu veri yeşil alanlarda içine alınarak verilmiştir. Ancak bu illerde de ormanlık ve yeşil alanlar sürekli değişime uğruyor. Bu değişimde insan eliyle sağlanıyor.

ÇED yetkisinin Valiliklere verilmesinden sonra ve 2004 yılında çıkarılan madden yasasıyla taş, mermer ve madden ocakları sayısı çığ gibi büyümüştür. Bu alanlarda yapılan çalışmalarla havaya salınan partiküller yeşili, ormanı ve her türden canlı yaşamını aşırı şekilde tehdit etmektedir. Ayrıca bu taş, mermer ve madden ocaklarının açıldığı alanlar da çoğunlukla ormanlık ve yeşil alanlarda olmaktadır. Bu çalışmalarda orman varlığımızı hızlı bir yok edişe götürmektedir.

Öncelikle bu dört ile bakalım: Antalya’da 2013 yılı verilerine göre taş ocaklarının sayısı 1059 olarak verilmektedir. Bu sayı çok korkutucu gelmektedir. Buralardaki çalışmalar orman ve yeşil örtüyü yok ettiği gibi, patlamalar sırasında çıkan sarsıntı ve kaya çatlamaları yoluyla da su kaynakları yok edilmektedir. Kaynak suları yok olmaktadır. Ayrıca Antalya’da çoğu açık yapılan işletmelerde şu maddenler de işletilmektedir: Barit, boksit, gümüş, granit, kireç taşı, mangan, krom, kükürt vb. vb sıralanıp gitmektedir.

Kastamonu’da farklı değil, taş ocağı sayısı verilerine ulaşamasak ta, oradaki taş ocaklarının yanında işletilen çok sayıda madden bulunmaktadır. Bunların açıkta yapılması, ya da yer altında yapılsa da tozların baca ağızlarında alana yayıldığı bilinmektedir. Maden işletmeleri şöyle sıralanmaktadır: Bakır, asbest, altın, kurşun, çinko, doğal taş, demir, civa, pomza, kuvartis vb. vb. sıralanıp gitmektedir. Bunlar işletilirken gerekli önlemler alınmadığı için yakın çevresindeki yeşil doğayı yok etmektedir.

Muğla’da ise 2013 verilerine göre 450 taş ocağı bulunmakta. Ayrıca hala çalışır durumdaki üç termik santral için kömür ocakları ile termik santrallerin açığa çıkardığı toz ve dumanı çevreyi aşırı şekilde kirleterek tahrip etmektedir. Bir dördüncü termik santralde yapılmaktadır. Kemerköy, Yeniköy ve Yatağan termik santralleri işler durumda. Karacahisar köyü yakınındaki termik santrali yapım aşamasında. Ayrıca Muğla’da işletilmekte olan çok sayıda madden ocağıda bulunmaktadır. Bunlar:Krom, boksit, kükürt,, zımpara taşı, asbest, demir, grafit, kuvars, kükürt, uranyum vb. vb. sıralanıp gitmektedir.

Mersin’e gelince, oradaki taş ocaklarını geçsekte, orada planlanan Akkuyu Nükleer santralin yanında, sahil boyunca 15 tane de termik santrali projesi gündemde. Bunların hepsi gerçekleşirse nasıl bir canlı yaşamı ve yeşilin varlığından bahsedilebilinir. Mersin halkının gösterdiği tepkiyi ve bunları önleme mücadelesini gönülden destekliyoruz. Bunların işletilmeye başlaması durumunda soğutmada kullanılan suyun denize verilmesi sonucu deniz canlılarının da sonu olacaktır. Burada yalnız karada değil suda da canlı yaşamını çok büyük tehlikeler beklemektedir. Yine Mersin’de de, Barit, krom, boksit, asbest, demir, mağnezit, fosfat ve kuvars kumu gibi madden işletmeleri de eklenince bu orman ve yeşil örtü nasıl korunacaktır.

Orman varlığı yaşam alanlarının vazgeçilmezidir. Birçok canlının barınağı, havayı temizlemede ana aktör. İklimin dengeli gitmesinde rolü vardır. Orman alanları daraldıkça iklim değişiklikleri ve hava kirliliğinin artması da kaçınılmaz olacaktır. Onun için yeşil alanları ve orman varlığını korumak, yaşam hakkımızı korumakla eş anlamlıdır. Yaşam alanları insanlarda dahil tüm canlıların varlığını devam ettirmesinin zeminidir. Yaşam alanları korunmadan gelecek garantisi sağlanamaz. Ormanlar yok edilmeden yasalarında getirdiği zorunlu önlemleri alarak, geleceğe iyi ve yaşanılır çevre bırakabiliriz. İşletmelerin kârlarının bir kısmını feda ederek önlemleri tam almaları durumda daha az zararla işlerini devam ettirebilirler.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: