Tek Adamcılık…

Bir gün iş yerinde çalışırken, size sendikalı olmak gerektiği anlatıldı. İş yerinizde, uzun ve ödenmeyen mesailer, düzgün yatmayan maaşlar, verilmeyen kıdemler ve patronun kafasına göre işçi çıkarması artık tak etti…

Hemen gittiniz üye oldunuz. Ali’yi, Mehmet’i , Canan’ı bir bir üye olmaya ikna ettiniz. Çünkü, patron sınıfına, despot yönetime karşı birleşmeniz gerekiyordu. İş yerinde ki, tek adama karşı birleşik bir cephe yaratmanız gerekiyordu.

Sokakta dolaşıyorsunuz, biri size bildiri uzattı… Baktınız ülkedeki yolsuzluklar bir bir yazılmış…
Aldınız, çünkü sizde görüyordunuz. Kasalarla yürütülen paraları, makamların peşkeş çekilmesini, devletin içine sokulan cemaatleri…

Yeter artık dediniz, aldınız sizde bildiri dağıtmaya başlıyorsunuz. Ülkenin muhalefetinin birleşmesini ve padişah bozuntusuna haddini bildirmesini istiyorsunuz. Bunun için ivedilikle mücadeleye atılıyorsunuz.

Ya kazanırsınız, ya kaybedersiniz… Kaybederseniz zincirlerinizi kaybedersiniz, kazanırsanız yeni bir ülke inşa edersiniz.

Yukarıda bahsetmeye çalıştığımız bir durum var. Bireyin, güç eline geçtiği zaman bunu kaybetmemek, tabana doğru ilerleyen hiyerarşide her istediğini yapabileceğini zannetmek, hatta onların yaşamlarını yok saymak gibi özellikler edindiğidir. Bunun adına tek adam* denilir.

Diktatörler, padişahlar, patronlar ve benzeri düzeyde olanların yaptıklarıdır. bu yapılanlar bizim hayatlarımızda ne kadar etki yapıyorsa, sol içi tek adamlarında hayatlarımızı, mücadelemizi etkilediğini, hiçe saydığını söyleyebiliriz.

Örneğin; X bir harekette, sırf kendi siyasi rahatlığı için, siyasi yönelimleri belirleyen bir üst kademe varsa, bu tek adam rahatlığını yaratmasındandır. Bunu sorgulayabilir tüm mekanizmaları, tasfiye etmeye çalışmasından anlaşılır.
Fakat, bu X hareketinde ki, bireyler sorgusuz sualsiz, bu kişiye tapar derecesinde, bir rock star fanatizmiyle dinliyorsa, onlar da tek adamın müritleri olma yolunda ilerlemeye, yani bir tür sol cemaate dönüşmeye başlamıştır.
Bu örnek sendikalar içinde geçerlidir. X bir sendikada, mali rahatlık için kurulan ilişkiler, yapılmayan örgütlenmeler başladıysa, ardından ciddi tasfiye süreçleri başlatılır. Bu sendikalarda çok rastlanan bir durum olduğu için tanımda geliştirilmişti; Sendika Ağası…

Sendika ağası ne derse o olur, mali ilişkiler onun isteği doğrultusunda ilerlettirilir ve ya değiştirilir. Tek adam, yani sendika ağası her zaman işçi kökenli olduğunu söyleyen, her nasılsa iş ahlakı denilen kavramdan da hep uzak kalmıştır.

Onunda tipik özelliği, karşısında sorgulamayan “marabalar” yaratmasıdır. Sorgulayan, Kemal Sunal’ın o meşhur Kibar Feyzo filminde ki gibi köyden/sendikadan uzaklaştırılır. Çünkü; ağanın sözü üstüne, söz olmaz…

Türkiye’de emekten, demokrasiden ve sosyalizmden yana olan herkesin dikkat etmesi, kesinlikle uzak durması gereken tiptir bu adam…

Elbette, mücadeleyi, kavgayı bırakıp bununla uğraşmayalım, fakat bu adamların artık kendini kötü hissedeceği şekilde yalnızlaştıralım. Olduğu ortamlara girmeyelim, çevremizi uyaralım. Yalnızlaşmaları, onların kendilerini düşünmeleri için bol vakit yaratacaktır.

Son olarak; Unutmayalım iktidarın değil, üretenin beyanı esastır…


  • – Adam vurgusu özellikle yapılmıştır. Karşılaşılan örneklerin çoğu erkek ve yaşlıdır.

Bunları da beğenebilirsin