Tanrınız bile eril sizin

“cinsellik kafasızların sığınağıdır ve kadın ne kadar akılsızsa, yani eril “kültür”e ne kadar saplanıp kalmışsa, o kadar tatlıdır, o kadar cinseldir.”

“gerçek bir cemaat, birbirinin bireyselliğine ve mahremiyetine saygı duyan, aynı zamanda birbirlerini zihinsel ve duygusal olarak etkileyen – birbirleriyle özgür ilişkiler içinde olan özgür ruhlar – ve ortak sonuçlara varmak için birbiriyle işbirliği yapan – türün mensupları ya da çiftler değil – bireylerden oluşur. gelenekçiler toplumun temel biriminin aile olduğunu söyler.”

“erkek biyolojik bir kazadır: y (erkek) geni tamamlanmamış bir x (dişi) genidir yani tamamlanmamış bir kromozomlar serisidir.” Valerie SOLANAS

Society for Cutting-up Men (SCUM)
Erkekleri Doğrama Cemiyeti Manifestosu

Bahsi geçen erkek bireyi değil “eril” düşüncedir… saldırmadan uyarayım… Solanas’a dair yazılacak sapık feminist, erkek bulamadığı için delirmiş kadın gibi aşağılayıcı cümlelerde derin bir gülümseme yaratacak bende…

İktidarların, kurumların, toplumun desteğini alan erkeklerin işlediği kadın cinayetlerinin yanında kadınların eril şiddet karşısında meşru müdafaa haklarını kullanmasının marjinal kabul edildiği bir sitemde eril şiddetten kurtuluşu erile karşı şiddette bulan Solanas’ın deli ilan edilmesi de hiç şaşırtıcı değil.

Biz hala soruna erkek şiddeti olarak bakan bir toplumuz ve karşısında yine erkek duruşuyla çözüm arıyoruz. Oysa sorgulanması gereken içine kadını da alan “ERİL” düzendir…
Düzen bir kadının başarısının, duruşunun yarattığı takdiri ancak bir eril kimlikle eşleştirerek anlamlandırır. Delikanlı kız, erkek gibi kadın hep bu dilin ifadeleridir… Kendini bir tık daha eril kılarak var etme temayülü bir çok kadının düştüğü tuzaktır… Eril düzende erkeğin kadının eşitsizlik veryansınına yaklaşımı ise “ben yapmıyorum ki, bütün erkekler aynı değil” argümanıdır… O da asıl sorunun ne olduğunu tam kavrayamamıştır belli ki…

Şöyle anlatayım yazdığım bir yazıdan sonra bir abi şöyle bir mesaj atmış bana;
– vay be helal olsun, çok delikanlı kadınmışsın.. adam gibi çekinmeden nasıl da yapıştırmışsın cevabı..

Benden beklenen bu yaklaşımdan mutluluk duymam… Çünkü maalesef kadınların da içselleştirdiği, yapıldığında egolarının okşandığı, hiçbir şeyden olmadığı kadar gurur duyduğu cinsiyetçi bir gelenek bu…

Eril dilin en belirgin özelliği nefreti de alayı da kadını ve kadınsılığı aşağılamak üzerinden kuran dil olmasıdır. Türk erkeğine mahsus bir muzur şirinlik değildir. Düpedüz şiddetin aracıdır ve sonucudur. Görüldüğü her yerde kınanmalıdır. Kadın bedeni eril dilin küfür alanıdır.
Toplumun her alanında erkek merkeziyetçiliği yerleştirmiştir bu dilin kullanımı. Bu bir feminist zırvası ya da sanrısı değildir. Evet bir feministin dikkatini daha çabuk çeker çünkü o bu dilin verdiği zararları dönüştüğü eylemleri iyi bilir, farkındadır…

Ve son olarak kadının eril dil ile kendini güçsüz ilan etmesi tam da bu eril düzenin istediği, hedeflediği ve başardığı şeydir…

Sonsöz;

Tanrınız bile eril sizin!

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları