Susmak istiyorum…

Kimi zaman susmak istiyorum. Sessizliği yüreğime armağan etmek istercesine susmak. Konuşmak, düşünmek bir yere kadar gibi geliyor. Kimi zamanda seyretmek, duymak, dinlendirici geliyor.

Koşar adımlarla yaşadığımız günler çerçevesinde, kimi zaman susmak istiyorum. Belki geçmişime söz hakkı vermek için, belki de kendime dur demek adına.

Belkilerim çok, susmak istediğim anlar için. Belki, sadece içimdeki o masum çocuğu duyabilmek için, onun neşeli, her türlü çıkardan uzak o sesinin, gönlümde titreşmesi için. Sessizce oturup, gözlerimi kapayarak, kendimi ona teslim etmek istediğimdedir, suskun kalmak istemem. Biliyorum ki, o saflığı ile oradalar da bir yerlerde.

Sesin, seslerin, insanların varlığı eğer size hitap edebiliyorsa, siz susmak istemezsiniz, lakin bir an gelir, bir kişi, bir olay, bir koku sizi sessizliğe mahkum eder. İşte orada geçmişe armağan edilen vakitler, size merhaba der. Dalarsınız geçmişe, yaşanmışlıklarınıza. Kendinizi haklı çıkarmak istercesine olayları, kişileri, zamanı sorgularsınız. Sorular yanıtlarıyla köşe kapmaca oynarken, sessizlik göz yaşlarınıza vurur. Ellerinizin ulaştığı tek yer, yüzünüzdür. Kapatırsınız yüzünüzü, kendi kendinize sarılıyormuşçasına. Silersiniz geçmişin size getirdiği, göz yaşlarınızı. Sonrası sessizlik.

Göz yaşlarınız yoksa, keşkeleriniz, belkileriniz, kim bilirleriniz size sunulur. Acabalar baş köşeye oturur, sizi seyreder. Boşluk değildir o anlar, kendinizi olduğu gibi, geçmişe vermişsinizdir. Sakladığınız, bastırdığınız tüm duygularınızla yüzleşiyorsunuzdur. O güne kadar kulak vermediğiniz ya da kulak ardı ettiğiniz duygularınızla konuşmalarınızdır.

Bir süre sonra göz yaşlarınız tükendiğinde, kendinizi yorgun hissederek arkanıza yaslandığınızda, garipte olsa biraz rahatlamış hissedersiniz. Bir o kadar da şaşkın. Ne yapmak istediğinizi o an bilemezsiniz. Sonra dersiniz ki, kalk kendine bir kahve yap. O yorgunluk, bitkin ve tuhaf halinizle, elinizde kahve ile aynı koltuğa oturduğunuzda artık, o koltuktan kalkan kişiyle artık aynı kişi değilsinizdir.

İşte orada sessiz kalmak istersiniz, susmak. Tolere etmek adına harcanan sessizlik, kurallar belirlemek, keşkelerin oluşmaması adına verilen yeminlerin zamanıdır.

O sessizlikte güç kazanırsınız. “Bundan sonra” diye başlayan cümleler kurarsınız, “Artık” diye çizginize çizgi eklersiniz ve artık siz daha güçlüsündür. Siz eski siz değilsindir ama bilirsiniz ki, bu sessizlik size iyi gelmiştir.

Bazen susmak istiyorum. Ben geçmişimle hesaplaştım desem de, zaman ilerliyor ve dün bile benim geçmişim oluveriyor. Dedim ya, koşar adımlarla yaşadığımız günler çerçevesinde, zaman ile yarışırken oluşan geçmiş, bazen bana susmayı tercih ettiriyor. Keşkelerimin oluşmaması, acabaların baş köşeye oturmaması için susuyor, seyrediyorum. Geri çekilmek, sessiz kalmak, cevap vermeye çalışmakla davranışlarımı kontrol etmeye çalışmamdan daha kolay. Fırtınada yelkenlerini indirip, gövdesini suya teslim etmiş bir tekne gibi değil, rotasını takip eden bir yat misali.

Susmak bazen de, verilen en güzel yanıtlardan biridir. Hayata, zamana verilen bir yanıt. Buradayım ve seni görüyorum der gibi. Şimdi sessizim ancak kaldığım yerden devam edeceğim, gözlerim üzerinde der gibi.

Herkesin, her şeyin dinlenmeye ihtiyacı olduğu gibi, kimi zaman bende susarak dinlenmek istiyorum.
Gücüme güç katmak adına…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: