Sosyal Medyada Kadın Olmak

Toplumumuzda kadın olmanın bazı zorlukları var. Bu zorluğa sosyal medyada yaşanan zorluklarla yeni bir alan ve yeni bir boyut kazanmış oldu.

Bu özellikle Facebook’ta çok sık yaşanıyor. Diğer sosyal ağlarda yok demiyorum, ancak ben farkı görebiliyorum. Herhalde bazı beyler, yemekten sonra kahvelerini yudumlarken, profil resmini beğendiği kadınlara klavye delikanlılığıyla mesaj göndererek eğleniyorlar.

İnanıyorum ki, kadınların karşısında, yüz yüze dile getiremedikleri düşünceleri, duyguları çok rahatlıkla, sınır tanımadan yazarak yapabiliyorlar. Bir de, o kadar büyük bir özgüvene sahipler ki anlatamam. Yanıt vermediğiniz de, size hakaret edecek düzeye bile erişebiliyorlar. Hatta sizi anlamını asla bilmeseler de, megaloman bile ilan edebiliyorlar. Hani siz arkadaşlığını kabul ettiniz ya, hah işte o haktan bahsediyorum. Yani siz artık onunla mesajlaşmaya mecbursunuz.

Sosyal medyada var olmam, ilk kitabımın basımı ile legal hale geldi. Ondan önce Facebook, benim oyunlarını oynadığım bir eğlence aracıydı. Kitaplarımın basılması ile bana ulaşan, benim ulaştığım okurlar ile arkadaşlık listesi uzadı gitti. Özellikle insanların profil fotoğrafına göre değerlendirmediğim arkadaş listesinde var olan kişilere, sanki bana özelden mesaj yazma hakkını vermişim gibi hissedip, neden yanıt vermiyorsunuz, o zaman neden arkadaşlığımı kabul ettiniz benzeri mesajlara hep güldüm. Bu dayanılmaz olduğunda bazılarını listemden çıkardım, çıkarmak zorunda kaldım. Gittiler. Burada sözünü ettiğimiz sanırım artık toplumsal bir sorun olmaya aday.

Belki biraz sert bulacaksınız, ancak bu zihniyete olanlara bir çift sözüm var ve onu söylemek istiyorum.

Beyler, bizler bu sayfaları erkek aramak için açmadık. Evet, size söylüyorum. Sizin böyle bir hakkınız yok!

Bu nasıl bir özgüven ve/veya hatsizliktir bilmiyorum, ama her aklınıza eseni, her istediğiniz yerde, istediğiniz kişiye uygulayamazsınız. Merhaba dediğiniz herkesin özeline girme hakkınız yok. Özel sorularla yakınlık içine girmeye hiç hakkınız yok.

Ne yazık ki bunu yapanların bazılarının eşi ve sevgilisi olduğuna ve görmemesi içinde ciddi bir çaba içinde olduklarına inanıyorum.

Gün içinde bir kadın karşısında iki kelimeyi bir araya getiremeyenlerin, bir sanal karakterin arkasına sığınarak sosyal medyadan atıp tutmasının elbette psikolojik, toplumsal bir arka planı ve giderek kadına bakışın bozulan resmi ve/veya algısıyla da doğrudan bir ilgisi var.

Bunu yaratılan karakterlerden de anlamak mümkün. Hepsi çok başarılı, çok zengin, çok bilen, çok iyi eğitimli klavye delikanlısı. Bu çizilen resimler nedense bana biraz arabesk ve oldukça abartılı gelmekten başka profildeki paylaşımlara uzaktan yakından uyumlu görülmüyor.

Dünya gündeminden uzak, okumayan, insana, kadına bakışın bütün çarpıklığının izlerini taşıyan profiller ile özelde çizilen resim birbiriyle uyum içinde değil.

Oysa teknolojik gelişmenin bizi getirmiş olduğu moment öğrenme süreçlerini, kendimizi geliştirmenin olanaklarını sunuyor. Buna sosyal medyada dahil.

Ben genelde yapılandan farklı olarak doğru kullanıldığında sosyal medyanın da yararlı olabileceğine inananlardanım.

Teknoloji doğru kullanılmadığı zaman yararından fazla zarar verici olabiliyor. Yanlış kullanım öncelikle kişinin kendisine ve kendi özel ilişkilerine yansıdığı gibi yazdığınız, taciz etiğiniz insanlarında yaşamlarını olumsuz yönde etkileyebiliyorsunuz.

Zaman ve teknolojik gelişme kuşkusuz toplumları ve değerlerini değişmeye, farklılaşmaya zorluyor. Ancak bu hiçbir şekilde anlamlı ilişkilerden uzaklaşmak, toplumsal değerlerin hepsini yok saymak demek olmamalı. Bunu yaptığımızda önce kendimizi sonra insanı kaybedebiliyoruz…

Son bir şey: bir dip not belki, burada taciz eden her zaman erkek olmayabiliyor, bunu yapan kadınlarında olduğunu da biliyorum…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: