Şortumu giyer, dondurmamı yalarım…

Çok nadir sevinecek, mutlu haber okuyoruz. Haberler genelde, hüzünlendiren, öfkelendiren, şaşırtan olur. Bu yazının konusu olan haber şaşırtan türünden. Bu haberle ilk karşılaştığım an, okuduğumu yanlış anlamış olabileceğimi düşünerek, gözlerimi kısıp, tek tek üzerinde gerekli zamanı hakkıyla vererek tekrar okudum.

Sonra oturduğum yerde arkama yaslandım. Habere bir de böyle bakıp okuyunca, benim anlamamamdan kaynaklanan bir yanlışlık olmadığını gördüm. Ancak yine de bir yanlış vardı, ama o yanlış benden kaynaklanmıyordu. Ne mutlu bana, algımda, okuduğumu anlamada bir sorunum yoktu. Düşünce sağlığımın yerinde olmasına şükrettim. Bugüne kadar yaz ayalarının vazgeçilmezi olan, herkesin gönlünde yeri olan dondurmanın bende hissettirdikleri için şükür ettim.

Şimdilerde birbirinden şaşırtıcı açıklamalar yaparak sosyal medya fenomeni olmuş İslami yazarlardan biri dondurmanın yalanarak yenmesinin fuhuşa teşvik olduğunu, birini dondurmayı yalarken gördüğünde teninin yalandığını hissettiğini, (dille olan kısma hiç girmeyeceğim) bu nedenledir ki, dondurma reklamlarının yasaklanmasını istemiş. Ha bir de şu var, onu yazmayı da ihmal etmeyeyim. Eksik bilgilendirmek istemem. Tüm dondurma yiyenlerden Ahirette şikayetçi olacakmış.

Şimdi nereden başlasam bilemiyorum. Ben bugüne kadar, yazılarımda hiçbir yazarı, kişiyi hedef alan yazılar yazmadım. Beni okuyan bilirler, ama buna dayanamadım. Dondurma burada tabii ki, en masum olan. Zavallı meyveli haliyle, bir kadına özellikle, İslami bir yazara bunları yaşattığını nerden bilsin. Külaha hiç girmiyorum. Siz düşünün.

Güzel kardeşim, güzel ablacım, sevgili kardeşim; sen nerede, ne yaşıyorsun bilmem. Dondurma yenmesi seni bu kadar etkiliyorsa, senin karşında suyunu akıtarak şeftali de yenmez.

İnsanın zikri neyse, fikri de odur derler.

Bence sen o dondurmaya hiç dokunma, aklına bile getirme. Baksana sağlıklı bir insanın bin yıl düşünse aklına gelmeyecek şeylerden söz ediyorsun. Reklamların kaldırılması, suçlu ilan edilmesi had aşama kısmına giriyor. Ahirette şikâyet etmekten söz etmek, saçmalığına kutsal bir görünüm kazandırma, ucuz yoldan haklılık kazanma hinliği olmaktan başka bir anlam gelmiyor.

Bunların hiçbiri ile ilgili değilim ben. Beni düşündüren bu saçmalıklara inanan insanların olup olmaması. Bu sözleri ciddiye alan, inanan var mıdır diye bir telaş yaşıyorum. Böyle bir şey beni üzmekten öte ürkütür…

İşte asıl sorun burada başlıyor.

Yapmayın, etmeyin diyeceğim. Öznel gerçekliliğini, dine mal ederek dillendiren İslami yazar ahretle bizi korkutmaya çalışıyor. Onun için söylenecek söz bulmak zor, kime sesleneceğimiz de belli değil.

Bütün bunları görünce insan üzülmeden edemiyor. Ortalıkta her şeyi bildiğini sanan, hiçbir şey bilmeyen yazar çizerden geçilmiyor. Her konuda rahatlıkla kalem oynatan, bulanık suda balık avlamaya çıkan din üzerinden, insanların temiz duygularını sömüren bu kalemlerin itibar görmesinden, adamdan sayılmasına üzülüyorum.

“Oku” diye başlayan bir inancın savunusu olanların bu cahilliğinden, öznel dünyalarında var ettikleri yasakları herkese dayatması beni önce şaşırtıyor sonra üzerine düşündükçe üzüyor.

Her şey, toplum olarak akıl sağlığımızın giderek bozulduğu bir dönemin içinde olduğumuzu gösteriyor. Geçen hafta üzerinde bikinisiyle, saçlarını kapattığı eşarp ile kumsalda namaz kılan ablamız, giydiği şorttan dolayı tekmelenen kadınlar, kızlar, dondurmanın yalanarak yenmesinin fuhuş teşviki olduğu başka ne anlama gelebilir ki?

“Kıyafetime dokunma” diyerek sokağa çıkan, protesto eden kadınların bir elinde pankart birinde dondurma olursa hiç şaşırmayın.

Olmalı da…

Son söz olarak, tanrıdan hepimize ruhsal sağlığımızı diledikten sonra, çikolatalı dondurmayı sevdiğimi de buraya eklemeliyim…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: