Ses

 

Kimseler kalmamıştı yöresinde hem de Hiç kimse.

Mecburdu, vadinin tabanına indi. Yüznünü kıblesi bildiği dağlara döndü.

Bir Çığlık attı ” YAN!”

Çığlığının içinde gözyaşı vardı; yaşta öfke, öfkede sevinç, sevinçte düğün, düğünde gelin, gelinde bebek, bebekte ağıt.

Ses yankılandı.

Bir dağdan ötekine, Ötekinden berikine…

Dağlar yankı için vardı. Ses ile yalcınlaşır, ruhdaşlarına yakınlaşırlardı.

“Yan! Yan! Yan!” bir daha bağırdı. “Yan!” ve bir daha…

sonunda kuş uçmaz, kervan geçmez kaf dağının atası diye bilinen o dağda bir ağaç yeni doğmuş bebek gibi ağlayarak yandı.

Sizin oralarda kuşlara kimler can verir bilmem ama buralarda her şey gibi kuşları da dağlar yaratır. Ateş kuşa dönüştü.Küllenince kafese girdi.

Bülbül oldu.

Kümeslere girdi gıd gıdlayarak.

Kimseleri kalmamış adam duydu bu sesleri de; “esiriz,” dedi. “Tavuk gibi, koyun gibi, öküz gibi…”

“Öyleyiz,” dedi yüzbinler. Öyle kalmamak için tek bir bedenmiş gibi kıpırdandılar.

Seslerden sıkılmışlar, yankılardan canı yanmışlar, kıpırdanışlardan korkmuşlar, dağ yaratıklarından yaralanmışlar;

Ehlileşmiş atlar gibi kişnediler,

Sirk aslanları gibi kükrediler,

Bekçi köpekleri gibi uludular…

Sesleri kentlerde yankılandı. Yankı metallere, çarklara, çıkrıklara, devrelere dönüştü.

Dağlara; kentlerden can alıcı iş makineleri aktı.

yollar kazıdılar dağın etine, kentler kurdular eteklerine acıta acıta, kese yıka ilerlediler:

“Dem bizim demimizdir; varlığı yokluğu belirsiz Kaf Dağına dahi atalık yapmış dağlar çoktan öldüler. Ölüler mezara, hayaletler tarihe gömülmeliler,” Güçleri oranında haklıydılar.

hamur humur, tak tuk, pat çat, diye gece gündüz çalıştılar.

Dağa meyil vermişlerin sözleri ağızlarında dondu, dölleri rahimlerinde öldü. Yapayanlız kaldılar.

Yanlız, kimseleri kalmamış, kimseciksiz kaldılar.

Dağ kavminden bir kadın çaresizlikten ve de iç yakıcı bir mecburiyetten vadinin tabanınıa indi. Bir çığlık attı:

“Yan! Yan!Yan!…”

Beklenilmez bir şeydi volkanların gümbürdeyerek çağlaması yaka yaka aktılar. Depremin olacağını kim bilebilir ki! Dağ gibi apartmanlar, canavar gibi makineler yeryüzüne gömüldüler. Küle döndü ateş geçirmez medeniyetler.

Her şey olup bittikten sonra Mezar taşı niyetine bir anıta şu sözler kazındı:

İsyana kim can verdi bilinmese de bu diyarlarda ateşi dağlar yaratır.

Çünkü bir tek dağların yüreği güneşi barındırır.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: