Sen evdeki o kadını tanıyor musun?

Hastalıkta sağlıkta, varlıkta yoklukta sözünü veren, kocasının yıllar boyunca iç çamaşırlarını, çoraplarını yıkayarak, katlayarak, çekmecelere yerleştirmiş o kadını TANIYOR MUSUN?

Hem kocasına hem çocuklarına yıllarını vermiş, zorluklara göğüs germiş kadını.

O kadın ki, çocuklarına emek verip geceleri uyumasa da akşam kocasına sofrasını hazırladı, evini derleyip toplarken, kocasını da derleyip topladı. İşi sıkıntıya girdiğinde kocasına destek oldu, sıkıntısında başını omzuna yasladı, kocasının ailesiyle yaşadı, onların hayatına ayak uydurmaya çalıştı. Kayınvalidesiyle problemi olsa bile, kocasına yansıtmadı. Neden biliyor musun? O evinin kadınıydı. Niye yaptı dersin? Bir gün sen çıkasın da bu aileye damdan düşesin diye değil. İkinci kadın olarak asla kendilerine bu tabiri yakıştırmayan, olayı sadece adamdan dinleyenler, size sesleniyorum.

O adam ne diyor size? Ben söyleyeyim, bakalım eksiğim var mı? Evimde mutlu değilim, zaten ayrı yaşıyor sayılırız, aramızda bir sevgi bağı yok, arkadaş gibiyiz, hatta daha da ileri giderek beni serbest bıraktı, sadece aynı evde yaşayalım, çocuklar etkilenmesin. Öyle diyor değil mi?

Evli erkeklerle beraber olan kadınlar size sesleniyorum! Bir düşünün, yıllarca kendisine bakan, destek olan, çocuklarının annesine bunu yapan, yapabilen adam, size sahip mi çıkıyor sanıyorsunuz? Size değer falan mı verdiğini sanıyorsunuz? Yazık, eğer böyle düşünüyorsanız.

Ben beş sene bunu yaşadım. Her akşam evine geri gelen adam, yaptığının suçluluk duygusuyla, bize ne yapacağını şaşırırdı. Yemeğe götürürdü, gezdirmeye çalışırdı. Kişisel bozukluk yaşayan bu adamlar, kendini değerli hissedebilmek adına baş vurdukları bu yöntemle hem evde ki kadına hem ikinci kadına zarar veriyor. Âmâ sadece kendilerini mutlu, değerli hissetmek adına yapılanlar da kimseyi önemsemiyorlar, çocuklarını bile. Şimdi o çocuklar ayrı ana babaların çocukları.

Anne ve babaları evliyken, sizin babalarını çaldığınızı söylüyorlar. Çünkü her gece eve gelen babaları eve geç gelmeye başladı, sonra gelmemeye başladı. Tatillerde babalarını görmemeye başladılar çünkü iş seyahatim, toplamdım var diyerek çocuklarına yalan söyleyen o adam, o an senin koynundaydı. Siz onların babalarını çaldınız. Şimdi sen çocuklara şu yanıtı verebilir misin? Babanız bana dedi ki, aslında annenle anlaşamıyorlarmış, aralarında sevgi kalmamış diye.

Sana ne der biliyor musun? Eve senin yüzünden gelmemeye başlamasaydı, belki araları düzelecekti? Neden boşanmamışlar o zaman? Birbirini istemeyen iki insan neden aynı evi paylaşsın? Ha dersen ki annen boşanmamış sizi düşünmüş, babanızın evde olması sizin sağlığınız için daha uygun olacakmış. Bende sana derim ki, demek ki sen araya girmeden önce babamda aynı şeyi yapıyordu bizim için. Sen evet demeseydin, çocukları daha ön planda olacaktı ve biz babamızla yılbaşını kutlayabilecektik, akşamları koynunda uyuyabilecektik ve annemin psikolojisi bozulmayacaktı.
Annem sürekli ağlıyor biliyor musun? Ben bunca şeye göğüs germişken bunu hak etmiyorum diye. Benim annemin o göz yaşlarının mimarı babam olduğu kadar, sensin de. İki lafa kandın değil mi? Neden gelip bizimle konuşmadın? Neden evde ki kadını dinlemedin? Bu kadar kolay mı, evli bir erkekle olabilmek? Sen yan komşuna bile güvenemiyorken, karşına çıkan çocuklu, evli olan bu adama nasıl güvenebiliyorsun? Bu kadar aciz misin, yoksa sana sunulanlar hoşuna mı gitti? Bana aşktan bahsetme, gözünü kör edecek kadar tüm değerlerini sıfırlayabiliyorsan, zaten sende eksiksin ve yanlışsın.

Sana son bir şey söyleyeceğim ikinci kadın, bu kulağına küpe olsun. Senin sevgilin, benim babam, evde ki karısını ve çocuklarını bırakıp senin yanına geliyorsa, eve döndüğünde de bil ki annemin yatağına giriyor. Yerini bil ve hayatımıza çomak sokma. Onlar ayrılmak isteselerdi, sen şimdi evli bir erkekle birlikte olmazdın, bunu iyi düşün….

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: