Savaş

“Dünya’ya Bir Daha Gelirsem,
Ne Kadar Tank, Tüfek Ve Silah Varsa
Hepsini Eritip Saz, Cümbüş Ve Zurna Yapacağım”
Aram Tigran

Dünyadaki İnsanlık adına en korkunç oluşum!

Binlerce savaşı yaşayan dünyanın insanları ne yazık ki bu konuda yeteri kadar ders çıkaramamış, bu korkunç, kan gölü yaratıcısı oluşuma karşı çıkamamış, içerisine hapsolmuş, seyretmiş, yaşamış ya da ölmüştür!

Toplamından yüzlerce milyondan fazla insan yaşamının yok olmasına, ondan çok fazlasının fiziksel veya ruhsal yaralanmasına, göç etmesine, sefalet içerisinde kalmasına, ekonomik kayıplara, kısaca her türlü olumsuzluğa neden olan savaşların kazananı savaşan taraflar olmamıştır.

Savaşın tek kazananı vardır.

Bundan çıkar sağlayanlar!

Savaş malzemesi olan her türlü silah ve yan ürünlerin üreticileri ve satıcıları, savaşlardan sağlanan ganimeti paylaşanlar, kullananlar ve savaşı çıkarıp yönetenlerdir savaştan karlı çıkanlar!

Savaş çıkaranlar, destekleyenler ve isteyenler, hiçbir zaman savaşan olmamıştır!

Savaş nedeniyle yaşanacak maddi ve manevi, ekonomik ve insani kayıplar ne olursa olsun, savaşı çıkarıp destekleyenler için önemli değildir.

Ne kadar insanın öleceği, yaralanacağı, evsiz ve yurtsuz kalacağı, toprağından, işinden, aşından olacağı, açlık, sefalet ve insanlık dışı yaşama zorlanacağı konusu savaşı çıkaranlarca düşünülmez.

Onlar sadece kazanılacak olanları düşünür.

Savaş nedeniyle yaşanacak olan tüm olumsuzluklar savaşın fıtratında vardır!

Savaşa milli değerler yüklenir.

Savaşta ölenler şehit ilan edilir.

Savaşın ekonomik bedeli önemsiz gösterilir veya hiç gösterilmez.

Önemli olan devletin bölünmez bütünlüğü ve bekasıdır!

Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır!

O teferruatın içine ölümler, yaralanmalar, travmalar, sefalet, yoksulluk, acı, keder, hüzün, gözyaşları, anaların feryatları, kısaca savaşın tüm olumsuz sonuçları girer!

Bunlar teferruattır ve dile bile getirilmemelidir!

Söz konusu olan vatan ve devletin bekası, insan olmadan, insanlık olmadan ne işe yarar? Sorusunu sormak bile zul’dür!

Yanı başımızda yıllardır süren Suriye iç savaşının en yakın tanıklarıyız. Yaklaşık 18 milyon insanın yaşadığı Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle etkilenen insan sayısı 10 milyon civarında, yani yarısından fazla. Bunun yarısı, 5 milyon civarındaki insan ülkelerini terk edip mülteci olarak başka ülkelerde ve sefalet içinde yaşamak zorunda kaldı.

Mülteci olarak kaldıkları ülkelerde aşağılandı, taciz ve tecavüze uğradı, öldürüldü!

Kalan diğer yarısı da kendi ülkelerinde mülteci olup bir kentten diğerine savruldu, kaçtıkları yerlerde öldü, öldürüldü!

Yaşanan ölüm bir milyona yaklaştı!

Ülke sanayisi, tarımı, hayvan üretimi, eğitim ve sağlık sistemleri durma noktasına geldi. Ekonomik olarak da çöküş yaşandı.

İnsanların yaşadığı ve daha da yaşayacağı travmalar ise bilinmezliklerde.

Suriye’de yaşanan bu savaştan bizler bile etkilendik. Bu savaş yüzünden, orada savaşan terör örgütlerinin ülke içerisinde yarattıkları bombalı eylemler nedeniyle yüzlerce insanımızı kaybettik!

Ankara’da, İstanbul’da, Diyarbakır’da, Suruç’ta, Reyhanlı’da patlayan bombalar yüreklerimizi parçaladı! Ülkemize gelmek zorunda kalan Suriyeli mülteciler nedeniyle yaşanan ekonomik krizler bizleri de olumsuz etkiledi. Suriyelilerin kaçak olarak ve çok düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalması nedeniyle işsizlik oranları yükseldi.

Bunda Suriyeliler değil onları, muhtaç oldukları için çok düşük ücretlerle ve kaçak olarak çalıştıranlar suçluydu ama biz Suriyelileri sorumlu tuttuk!

Suriye sınırımız delik deşik oldu. Giren çıkan kontrol edilemedi. Savaşan terörist örgütlerin militanları yanı başımızda, cadde ve sokaklarda bizlerle, bizlerden habersiz gezer oldu. “Hangisi canlı bomba” diye kuşkularla yaşar olduk.

Savaşın içinde olmasak da dolaylı olarak etkilenen bizlerin psikolojisi bozuldu, uyku düzeni bozuldu, paranoyak bir hale geldik!

Bunları yaşayanlar olarak, savaşın bizzat içerisinde olan insanların yaşadıklarını düşünemedik. Onların ne çektiklerini, her gün ölüm korkusuyla yaşamanın ne demek olduğunu, silah ve bomba sesleriyle uyuyamamanın, açlık ve sefalet içerisinde, ne zaman biteceği bilinmeyen savaşın ortasında hedef olmanın ne demek olduğunu düşünemedik!

Savaşlarda, savaşanlardan çok savaşmayanların, sivillerin ve en çok da çocukların öldüğünü düşünemedik!

Silaha, bombalara, savaş uçaklarına, tanklara ve toplara, savaş malzemelerine harcanan her liranın, yiyeceğimiz lokmaları azalttığını, bizleri yoksullaştırdığını düşünemedik!

Yaşayan her insana yetecek olan ve dünyanın herkese ait olduğunu, savaş naralarının sarhoşluğuyla unuttuk!

Dökülen kanları kusmaya başlayan toprağı fark edemedik!

Savaşta sıkılan her kurşunun, bir ananın yüreğine saplandığını hissedemedik!

Savaşın bitmesi ve bir daha ortaya çıkmaması için yeteri kadar çalışmadık, mücadele vermedik, kardeş olamadık!

Suçluyuz…

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: