Sanal arayışlar, kaçışlar…

Sosyal medya, ah bu sosyal medya… Kullanım amacı kişiden kişiye/günden güne değişiklik gösterse de, özünde kişinin kendinde bir türlü gideremediği yetersizlik, güvensizlik, varlığını ispatlama çabası, değersizlik hissini ortadan kaldırmaya yönelik eylemler olduğunu söyleyebiliriz.

Sanal ortamlar beğendiğimiz, takdir ettiğimiz, bizim için ulaşılması zor insanların hayatına yakından bakma fırsatı sunarken; kişisel bağlamda da bir şekilde kendimizi ifade edebildiğimizi düşündüğümüz, düşüncelerimizin, duygularımızın, toplumsal etkinliklerimizin daha fazla kişiye ulaştırma şansını verdiği yadsınamaz. Eğer bu yönde kullanıyorsak tabi… Mesleki anlamda müşteri portföyünün oluşturulması gibi…

Fakat başta da belirttiğim üzere sosyal medya kullanımı daha çok yalnızlığımızı gidermek, oyalanmak, aslında sahip olmadığımız donanımları-miş gibi göstermek, beğenilmek, takdir edilmek, ego tatmini sağlamak gibi amaçlara hizmet etmekte. Bir nevi doyuma ulaşmak… Bu doyuma ulaşma çabası içindeyken yapılan her şeyin mubah olduğuna inanmak gibi kocaman bir yanılgıya düştüğümüzü görmek pek mümkün olmuyor.

Amacı ne olursa olsun, özellikle bir kadının sosyal medyada fotoğraf paylaşması hiç kimseye ona “yavşama” hakkı vermezken, herkes bu hakkı kendinde var edip, sonuna kadar kullanma çabasında. “Güzelim”ler, “süper”ler, “harikasın”lar, özelden mesaj atmalar, önce gayet insani duruma göre de sohbetin şeklini oluşturmalar, cevap verilmezse “ukalalık” ile suçlamalar, gayet sertleşmiş ve ilgi çekeceği düşünülen cinsel organının fotoğraflarını yollamalar… Ardı arkası kesilmeyen bu taciz durumu ile karşılaşmayan sosyal medya kullanıcısı yoktur sanıyorum. Kimi zaman engellemek, gereken cevabı vermek, hiç cevap bile vermemek, bazen ifşa etmek bulduğumuz çözümler arasında değişkenlik gösterir durumda. Hatta bazı kadınlar sırf bunlara maruz kalmamak için hayatında birinin olduğunu beyan eder durumda. “Yahu görmüyor musun, profilimde evli/ilişkisi var vs. yazıyor” Ki bence en büyük yanlış tepkidir bu. Zira hayatımızda biri olmadığı zamanlarda bu gibi davranışlara açık olduğumuz algısı yarattığı gibi, kadın olarak sürekli bir koruyucuya ihtiyaç duyduğumuzun da göstergesidir. Bir de erkeklerin “hayatında biri var mı” yaklaşımı var tabi. Sanki yok olduğunda kadınlar her şeye hazırmış gibi…

Üslup ne olursa olsun gerçek şu ki bir kadının paylaşımına yapılan yorumların iki temel nedeni; fiziksel olarak reel bir birleşme yaşanamasa da cinsel tatmin ve kendi değersizliğini ortadan kaldırmaya yönelik ego tatmini. Oysa bir kadının beğenilme durumu tamamen varoluşsal. Yani ispat gerektirmeyen, yani “evet seninle sevişmeye hazırım” mesajı gütmeyen… Aksi durumda zaten bütün yaklaşımlara olumlu cevap verirdi kadınlar. Şimdi diyeceksiniz ki erkeğin önce cinsellik düşünmesi de varoluşsal… Zaten mesele bu varoluşsal durumun güç ilan edilerek, toplumda kadına yönelik “meta” algısının yaratılmasında.

Kadın, korkmadan, sinmeden, kadınlığından utanmadan sergilediği bu tutumla aslında şunu söylüyor:

Evet güzelim ama senin EGO’nu tatmin etme malzemesi değilim. Evet kadınım dekolteyi, şort giymeyi, mini etek giymeyi, makyaj yapmayı seviyorum ama bütün bunlar kendim için, bir başkası için değil. Evet böyle fotoğraflar paylaşıyorum ama bu senin benimle bacak arana konuşlanmış beyninle iletişim kurma hakkını vermez. Sokak ortasında kahkaha atmam aranıyor! olduğumu göstermez. Mutlu bir insan olabilir miyim sence? Elimdeki kadeh, dudağımdaki ruj, eteğimin boyu, hiçbiri ama hiçbiri kadınlığımı servis ettiğim anlamını taşımaz. Sen eğer bütün bunlardan bu ahmakça anlamları çıkarıyorsan, kadını böylesine aciz, cinsel organını da en büyük varlık sebebi gören gözlerinden utanmalı ve acilen insan olmaya yönelik çalışmalar yapmalısın. Ben kadınım ve senin hayata karşı en fazla iki saat sert durabilen sözde erkekliğinden daha dayanıklı bir duruşa sahibim.

Burada erkekleri toptan yargılar durumda olduğum düşünülmesin. Ya da cinselliğin ne gereksiz bir eylem olduğu yanılgısı oluşmasın. Tam aksi, birlikte bir değer ile yücelebileceğimizden bahsediyorum. Karşılıklı arzudan doğan paylaşımların yüceliğinden. Sadece erkeklik EGO’suyla başlatılan bu durum ancak tacizdir zira. Güçsüzlüktür, cinsiyet ayrımcılığıdır, kadını birey olmaktan çıkarma çabasıdır… Bu sebeple önce kafamızın içindeki beyin ile hareket etmemiz hem bireysel ilişkilerimize hem de toplumsal ilişkilerimize sağlık katacaktır. Başarabilirsek…

Yani bu sefer sorun bende (kadında) değil sende (zihniyetinde)…

Bunları da beğenebilirsin