Randevuyu Bursa’ya verenler

Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamında devletin görevlendirmesiyle orda bulunan İhsan Sabri Çağlayangil, yaşamını Bursa‘da sonlandırmadan önce Kılıçtaroğlu ile bu sürece ilişkin birde roportaj yapar. Bu roportajla aslında farklı kesimlerinde gündemine gelen Çağlayangil‘in yaşamı ilginç parametreler içerir. Bunlar arasında Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın (kendiside Bursa‘lı olduğu için) bizzat yönlendirmesi ile Bursa Valiliği, Dışişleri Bakanlığı, Cumhuriyet Senatosu başkanlığı ve Cumhurbaşkanı vekilliği vardır.   Demokrat Parti hareketinde öne çıkar.  27 Mayıs 1960 ihtilalinden sonra 6 aylık tutukluluk dönemini, 1961’de Adalet Partisi’nden Bursa senatörü olarak devam ettirir.

Dersim meselesinde rol alan birkaç karakterin yaşamı böylece Bursa‘da kesişir. Bunlar arasında Celal Bayar, Mustafa Kemal, Sabiha Gökçen, İhsan Sabri Çağlayangil en popüler isimler olarak yer alır.

Sağdan sola, İhsan Sabri Çağlıyangil, Süleyman Demirel

Bursa Gemlik doğumlu Celal Bayar,  1907’de İttihat Terraki‘nin Bursa’daki gizli kolu olarak tanımlanan “Küme” adlı örgüte girer ve 2. Meşrutiyet sonrası Bursa sorumlusu olur.  I. dönem TBMM’ye Bursa mebusu olarak katılır, sonraki yıllarda Cumhurbaşkanlığına kadar yükselir ve Yassı Adada, Menderesler ile birlikte idamdan yargılanırken yaşı ilerlemiş olduğu için önce müebbet hapisle, ardından özel izinle aff edilir. İhsan Sabri Çaplayangil ile yaşamlarının kesiştiği noktalar çoktur. Demokrat Parti, Manevi Cihazlandırma Derneği (maneviyatı” yeniden “cihazlandır şiarı ile) , Mason örgütlenmesi, Büyük Klüp gibi ülke yönetiminde ve yönlendirilmesinde etkili olan yapılar bunlar arasında sayılabilir.

Dersim operasyonunda rol alan Sabiha Gökçen’de rivayete göre Mustafa Kemal ile Bursa‘da karşılaşır. Mustafa Kemal‘in severek dönem dönem ziyaret ettiği ve kaldığı Bursa köşkü manevi evlatlarıylada görüştüğü mekandır. Böylece Bursa Cumhuriyet sonrası devlet adına hareket eden 4 önemli siyasetçiyi Dersim meselesinde birbirine bağlayan şehir olarak öne çıkar…

Öte yandan Seyit Rızalar aleyhine tanıklık eden Dersim kökenli ve sonrasında düşkün ilan edilen Sey Uşen (Hüseyin Doğan) de seni en iyi Bursa‘da koruruz denilerek Bursa‘ya yerleştirilir.

Bursa‘nın koruyucu gücü…

Bursa tarihi ilginçtir, Dersim meselesindeki rolüyle öne çıkan şehir, sonraki yıllarda yakın tarihte başka önemli konukları da ağırlayan bir yere dönüşür. Osmanlı’nın kurucu kenti Bursa, Osmanlı öncesi tarihi ile pekçok olaya ev sahipliği yaparken (Hristiyanlık tarihi ve Konstantinin annesinin şehri gibi) sonrasında tasavvuf kültürüne ev sahipliği yapar. Özellikle Nakşibendîlik ve Kâdirîlik olmak üzere pek çok tarikatın dergahlarının toplandığı yere dönüşür.

Yoğurtlu Baba tarafından desteklenen Orhan Gaziyle Bursa‘nın başkent oluşu, Nakşibendi tarikatının örgütlenmesininde başlangıcını oluşturur. 1326 târihinde fethedilen şehre gelen Nakşibendî dervişleri birçok tekke kurarken, bölgenin yazgısında da manevi önderlik etmek üzere rol alır. Nakşi eğilimli dergahların nerdeyse tamamı Farsça ağırlıklı, arada Arapçada içeren eserler kaleme alır Buhara‘dan başlayan, Kerkük öncelikli şehirlerden gelen ve Diyarbakır, Urfa‘da mevzilenip ardından Bursa‘ya uzanan yollar, ortaklaştıkları seyirdir.

Bursa’da kurulan ilk Nakşî tekkesi, Ahmed İlahî’nin tarîkat faaliyetlerini sürdürdüğü Yoğurtlu Baba Dergâhıdır. Bursa’nın fethinden itibaren başlayan Nakşî kültürü açıktan, 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapanması ve tarikatların yasaklanmasına kadar sürer, kapatılmasından sonraysa örtünerek devam eder.

Nakşiliğin yanı sıra 15. yüzyılda Eşrefoğlu Rûmî ile başlayan Kâdiriyye tarikatı, Bursa’nın tasavvufî hayatında etkili olur. Tasavvufda önemli iki tarikat olan, Nakşibendîlik ve Kadirilik Bursa’da kurularak Osmanlı devletine hizmet eder. Yazılı ve sembolik pek çok eser bırakan bu zatların çoğu eserlerinde, tasavvufun örtülü ifadelerini kullanarak bir diyardan diğerine, bir vakitten ötenkine türlü türlü mesajlar iletir. Ortak düşünsel kaynaktan beslendikleri için uyumlu ilişki sürdüren bu tarikatlar, İbni Arabi, Mevlana, Eşrefoğlu, Bursevi gibi sufilerden etkilenir. Aralarında dile gelen en önemli tartışma başlığı ise örneğin; Kadiri Eşrefi Hatip Abdullah Hanife marifet makamını Hz Ali‘ye dayandırırken, Nakşibendi tarikatından Şeyh Hasanın verdiği sen Hz Ali’yi, Hz’i Sıddık‘ın (Ebu Bekir) üzerine üstün kıldın kafir oldun gibi başlıkları içerir.

Nakşiliğin Osmanlı‘daki temsiliyeti;

Gelelim Bursa‘nın ilklerinden Emir Sultan’a… Buhariyeli Emir Sultan Yıldırım Beyazıt‘ın damadıdır. Naksibendi tarikatından Emir Külal Hazretlerinin oğlu olarak Osmanlı‘nın manevi kurucularındandır. Emir Külal iddia edildiğine göre, Hazret-i Hüseyin’in soyundan olup, seyyiddir. Muhammed Bâbâ Semmâsî’nin öğrencisi ve Behâeddîn-i Buhârî Nakşibend’in hocasıdır.

Timur

Baba Emir Külal, Timurla, Yıldırım‘la savaşmadan önce karşılaşır. Aslen Moğol olan Timur bugün Özbekistan’ın Şehrisebz’de (yeşil şehir) kentinde  yaşarken, Emir Külâl, öğrencilerinden Şemseddin Külâl’ı ona hoca tayin eder. Hikayenin en ilginç yanı ise bilindiği üzere baba Emir Külal Timur’u desteklerken, Bursa‘daki oğlu Emir Sultansa Yıldırım‘ı destekler yahut öyle yansıtılır. Aslında belki de anlaşılamayan bir süreç olan Timur‘un Anadolu‘ya saldırısı ve Yıldırım‘ın yenilgisi, fetret devri ve sonrasında Fatih’in İstanbul zaferi, Yavuz’un halifeliği alması gibi meseleler, belki de Nakşibendiliğin nakış nakış işlediği gündemler olarak kalır. Timur‘un Bursa‘yı yağmalamamasında oğul Emir Sultan‘ın özel ricasının etkili olduğu söylenir.

Nakşiliğin nakış işçiliği;

Nakşibendi tarikatı için yaygın kanı Hindistan kökenli oluşudur, sonraki yıllarda öncelikle Moğol ve Türkler arasında yaygınlaşan bu inancın bir diğer kutbu ise kürtlerdir. Geniş bir coğrafyaya yayılan nakşilik, farklı görünüm ve inançlar altında varlığını sürdürürken, Anadolu ve İslam coğrafyasına, Tasavvuf terimleri ile yerleşir.

Nakşibendi Tarikatının felsefesini, Türkistan-Hint mistisizmi belirler. Bu felsefenin kaynağı Brahmanizm ve Budizm gibi Hint dinleridir. Bu dinlerden alınan kurallar Arapça ve Farsça terimlerle kamufle edilerek müslümanlaştırılmıştır. (ama İslamlaştırılamamıştır. Çünkü bu mümkün değildir) Sadece Nakşibendi Şeyhleri ve onların birinci derecedeki halifeleri tarikatın felsefesi ile ilgilenirler. Sıradan müritlerin bu konuda pek bilgisi olmaz. Bu felsefenin birinci derecedeki reel amacı, çok özet olarak: toplumu siyasal, sosyal ve ekonomik alanda yönetmek ve yönlendirmektir. İkinci derecedeki amacı ise, kişiyi ve toplumu birinci amaç için eğitmek ve hazır hale getirmektir.   

Bursa Ulu Cami

Tasavvuf ve ekolleri ile yoğun ilgili bir şehir olan Bursa, nakşibendiliğin özel sırlarını da bir devirden diğerine mekanları ve mekansal tasarım, nakış işçiliği gibi uygulamalarıyla aktarmıştır. Söz gelimi Ulu cami gayri müslim bir kadının evinin bulunduğu arazide yapılır. Rivayete göre kadın evini vermek istemeyince evide içeri alacak biçimde etrafına cami inşa edilir. Kadının ölümü ile birlikte evi yıkılır ve camide o bölgede bir havuz inşa edilir. Caminin kubbesi de camekanlı bir yapı olarak inşa edilir.

Bir diğer Gâr-ı Âşıkân (Aşıklar Mağrası) tekkesi, Buharalı ve Afganistanlı seyyah ve dervişleri ağırlar, Bursa’ya geldiğinde Emir Sultan’nın bir süre burda kaldığı söylenir. Dergâhın bilinen ilk Nakşî şeyhi Özbek Abdurrahman Baba’dır. Şam kökenli Şeyh Ahmed Efendi Hindistan’da Nakşibendî şeyhlerinden Şah Mahmud Efendi’den görev alarak Bursa’ya gelir.

Özbekler ve Aşur Efendi dergâhı, Müşemmilzâde Dergâhı, Nakkâş Ali Dergâhı (Nakkaş Ali Paşa olarak tanınan bu zat, Timur’la birlikte Bursa’ya gelmiş, Semerkantlı bir nakkaş üstadıdır), Yeşil Türbe’nin nakışlarını yapan ve nakkaşlığın Anadolu’da tanınması ve yayılmasında emeği geçen Ali Paşa, Nakşibendî-i Atîk Dergâhı, Emîniyye Dergâhı Dergâhın (Kurucusu Şeyh Mehmed Emin Kerkük doğumlu), Hamîdiyye Dergâhı başlıca Nakşi dergahları arasında sayılabilir.

Yeşil Şehir Yeşil Bursa‘nın ünlüleri

Osmanlı döneminde sürgün yeridir Bursa. Şeyh Bedrettin, Şehzade Mustafa, Ahmet Vefik Paşa Bursa‘dan geçen tanıdık isimlerdir. Birde İslam coğrafyasının ünlüleri vardır ki onlar, son yıllarda İslam coğrafyasının dönüşümlerinde etkili olan ülkelerin kaderlerini belirleyen isimlerdir.

Cezayirli Emir Abdülkadir bunlardan ilkidir. 22 Kasım 1832’de emir olarak seçilir. Sultan Abdülmecit himayesinde Bursa’ya yerleştirilir ve 3 yıl Bursa’da yaşar. Araplar Camii’nde halka vaaz verir. 1855 Bursa depreminin ardından Emir Abdülkadir Şam’a yerleşir ve Fransız hükümetince maaş bağlanır.

Libya’nın ilk kralı İdris El Sunusi…. Senusi tarikatının liderliğini sürdüren kral 1916 yılında iktidara gelir. Karmaşık yıllardır. O dönem Libya’yı özgürleştiren kral, 1969 yılında, 79 yaşında Bursa’ya gelir. 2 hafta sonra, Kaddafi tarafından darbe yapılarak devrilir. Devrildiğinin haberini Bursa‘da alır.

Humeyni Bursa’da

Bursa‘nın son yıllarda ise Humeyniyi ağırlar. Şah Rıza Pehlevi‘nin talebi ile ülke dışına çıkan ve Türkiye‘ye sürgün olarak gelen Humeyni, 1964 yılında 8 gün Ankara‘da kalarak başladığı yolculuğunu, 11 ay Bursa‘da kalarak tamamlar. Humeyni‘yi Bursa’da Farsça bilen istihbarat albayı Ali Çetiner karşılar ve evinde bir süre konuk eder. Sonra da Çekirge’de (Yoğurtçu baba dergahının bulunduğu semt) petrolcü Demir Akınöz’e ait bir eve yerleştirir. Humeyni burda tartışmalı eseri Tahrir el Vesile‘yi yazar. Bu eser aracılığı ile cihat çağrısı güçlenir, şeriat İran‘a yerleşir. Humeyni o dönem Bursa‘da farklı din alimleriyle görüşmektedir. Hatta bir Cuma günü Ulu camide namaz sonrası yaptığı konuşmayla aslında İran‘daki şah sonrası sürecin manevi sinyallerini de verir.  Humeyni‘ye ait tüm gizli bilgiler ise İhsan Sabri Çağlayangil‘de toplanır.

 Son olarak; Cevdet Sunay ile Şah Rıza Pehlivan İran‘da görüştüğünde kendisi ile birlikte, Dışişleri Bakanı olan Çağlayangil‘in yanı sıra, Türkiye’nin Tahran Büyükelçisi Taha Carım (1967-1969) ve Dışişleri Ortadoğu Dairesi Genel Müdürü Büyükelçi Fahir Alaçam’da yer alır. İran üzerinde, Humeyni rejiminin inşasında Türkiye‘nin etkisi, dünden bugüne ele alınması gereken hassas bir konu olarak kalır.

Not: Bursa‘dan geçen çokça evliya ve erenin ismi bu yazıda ele alınmamıştır.

 

 

Bunları da beğenebilirsin