Plastik hayatlar

2016 Sonbaharından beri son yılların en önemli akımlarından biri “plastik modası” desem, şaşırır mısınız?

Sosyal medyaya, arkadaşlıklara, aşk ilişkilerine, toplumda yaşanan değişimlere bakınca, plastik kavramının hayatımıza sızmasına şaşırmamak gerek. Bence hiç şaşırmazsınız.

Her ne kadar “plastik” dendiği zaman özellikle yüksek modadan epey uzak bir kavram gibi çınlasa da, mecazi anlam olarak gayet bağlantılı olmasının dışında, bu sentetik materyal moda tasarımcıları tarafından giysi ve aksesuarlarda uzun yıllardır kullanılıyor.

Geçmişten günümüze plastik modası

1930’lu yılların deneysel moda tasarımcısı Elsa Schiaparelli, gerçeküstü tasarımlarında ipek gibi kumaşların içine plastik katarak tasarımlar yapıyordu.

1930’lu yılların sonunda DuPont firması tarafından kullanılmaya başlanan “naylon”, 1940’larda kadın çoraplarında pahalı ipek kumaşın yerini alarak, çorapla özdeşleşen kumaş haline geldi. 2. Dünya savaşı boyunca dayanıklılığı ve ucuzluğu ile orduda da sıkça kullanıldı.

1960’lar, “uzay çağı” modasının başlaması sebebiyle plastik kumaşın adeta göğe yükseldiği dönem oldu. Geleceğin modasını düşleyen tasarımcılar, farklı teknolojiler deneyerek yeni kumaşlar keşfettiler ve fütüristik modayı plastik üzerine kurdular. Paris’te moda tasarımcısı Paco Rabanne metal zincirlerden örülmüş elbisesi ile adeta devrim yaparken, dönemin ev hanımlarına elbiseyi evde örmenin teknikleri öğretiliyordu.

André Courrèges ve Pierre Cardin de plastik, kağıt, vinil, metal ve alışılmadık diğer materyallerden giysiler tasarlayarak 60’lı yılların yaratıcı ve deneysel modasına imzalarını attılar.

Plastik hayat, oh ne rahat!  

Ne diyordu, 1997 yılında Aqua grubu tarafından seslendirilen ve hala kimi zaman, istemsizce dilimize takıldığını fark ettiğimiz “Barbie Girl” şarkısında: “Ben Barbie dünyasında yaşayan bir Barbie bebeğim, plastik bir hayat, ne kadar muhteşem!”

Şarkıdaki “plastiğe övgüye” katılıyor olsalar gerek; Narciso Rodriguez, DKNY, Isabel Marant, Chanel gibi markalar geçtiğimiz yıl sonbahar koleksiyonlarında trençkotlardan elbiselere, pantolonlardan tuniklere kadar akrilik, vinil ve selofan gibi kumaşlara ve parlak bitişlere yer verdi.

Andy Warhol’un; “Los Angeles ve Hollywood’u çok seviyorum. Çok güzeller. Herkes plastik ama ben plastiği seviyorum. Ben plastik olmak istiyorum” sözü, günümüzde moda dâhil birçok alanda hiç olmadığı kadar çok takipçi bulmuş gibi görünüyor.

Trend öngörü şirketlerinin raporlarına göre 2018 İlkbahar-yaz sezonunun en önemli akımlarından biri yine “plastik modası” olacak desem şaşırır mısınız? Bence hiç şaşırmazsınız…



 

Bunları da beğenebilirsin