Ne talihsiz bir coğrafyada yaşıyoruz!

Çoğu zaman bu ülkede yaşadıklarımıza baktığımda, Türkiye bu dünyaya ait bir yerde durmuyormuş gibi geliyor bana. Güneş bizi ısıtmıyor, ay gecemizi yeterince aydınlatmıyor. Mevsimler yolunu şaşırmış. Hoş saatleri de değiştirdiler karanlıkta yol alıyoruz.  Nesnelerin biçimleri, insanların davranışları, birbirine yaklaşımı mide bulandırıyor. Sokaklar, caddeler dar geliyor insana.  Bu görüntüler uçuruma sürüklüyor adeta.

Her yer uçurum.

Türkiye’de yatırım doğaya ve insan yerine hep ölüme yapılıyor. Bunları düşününce “Küçük Kara Balık” olası geliyor insanın. Kesinlikle başka bir dünya arayışları zihnimizi hiç bu günlerdeki kadar yormamıştı.

Korkutarak sindirmeye çalışıyorlar. Hangimizin yaşamı korku ve acı içermiyor ki?  Yeni doğmuş çocuklar dipçikle tanışıyor, şiddetin gölgesinde büyüyor, yok oluyor.

Yaşadığımız ruhsal ve fiziksel travmadan nasıl kurtulacağız? Baş ucumuzda duran bu gerçeğe nasıl göğüs gereceğiz?

Yaşama yatırım yapılsaydı Türkiye insanı bu kadar kutuplaşmazdı. İnsanlar birbiriyle tanışır tanışmaz “ulusal kimliği, inancı” merak konusu olmazdı

Her zaman kavga edecek, birbirimizi ötekileştirecek bir şey buluyoruz, aferin bize.  Ölüm kalım meselesine dönen referandum mücadelesi ise tam bir kaosa dönüştürüldü.

Seviyesizlik diz boyu!

Sanki sadece birey sorunuymuş gibi bakılan bu ciddi olay Türkiye’de yaşayan her canlının sorunudur. Bu ülkeyi canından çok sevdiğini söyleyenlere böyle bir tabloyu halka sunanlara sormak lazım “Madem ülkeyi canınızdan çok seviyorsunuz bu ne? Neden insanları kutuplaştırıp, düşmanlaştırıyorsunuz? Oysa Anayasalar toplum sözleşmesidir ve dil, din ırk, cinsiyet ayrımı gözetmeden hazırlanması gerekir/ di. Dünyanın sonuymuş gibi baktığımız, kutuplaştığımız Referandumda sonuç ne olursa olsun aşağıda sıraladığım maddeleri çözmek zorundayız.

  • Kürtlerle aramızdaki ilişkiler nasıl düzenlenecek?
  • Kadının toplumsal ve kamusal alandaki temel haklarına nasıl bakacağız?
  • Aleviler yasalarda nasıl tanımlanacak?
  • Ermenilerin uğradığı büyük felakete devletin bakışı değişecek mi?
  • Türkiye’de yaşayan farklı etnisiteler anayasa da nasıl yer alacak?
  • Eğitim sistemi halen var olan düşman ve şeytanlaştırma nosyonu üzerine mi devam edecek?
  • Sağlık paralımı olacak?
  • Sonuç ne olursa olsun yine kavgaya şeytanlaştırmaya devam mı edeceğiz?

Bu coğrafyanın makûs talihinin “Hayır,” demeyi öğrendiğimiz gün değişeceğine inancımı henüz yitirmedim.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları