Medusa’nın Salı

Bilenler bilir, sinemadan ve resim heykel sanatından anlarım, ama sevdiceğim dışında kimselere “şu filmi izle, bu heykelin önünde 10 saat dur, şu müzede akşama kadar takıl, ben geleceğim hastalarıma bakıp; sonra bişeyler içeriz…”demem ..

Ancak burada bi istisna gerekli oldu…

Bir filmi ve bir tabloyu anlatmalıyım ve diz çökerek izleyiniz, görünüz demeliyim…

Film Alexander Sokurov’un Francofonia isimli filmidir. İşgal altında ki Paris de Louvre’u koruyan iki koca yürekli insanın derdini dinlememizi ister Sokurov bizden. Elbette meraklısı için çok güzel bir film, ama mesele o değil…

Mesele film de başlarda önünden geçtiğimiz bi tablo…

Tablonun adı “Medusa’nın Salı”. Tabloyu 1818-19 arasında elbette bi Fransız olan ressam T. Gericault yapmıştır. Louvre da sergileniyor.

Hikayesine gelince:

Vaktiyle kraliyet firkateyni “Medusa” Senegal’e gidiyordu, gemide sömürge valisi, ailesi, biraz bilim adamı, bi dünya asker ve 400’e yakın insan vardı. Ayrıca hizmetkarlar falan işte.

Kaptan gururlu bi aristokrat ve kralcıydı (başları devrilsin aristokratların hepsinin). Adi iğrenç kralcı kaptan kendisinden başka kimseyi dinlemedi bi dünya yanlış karar verdi ve gemiyi kanarya adaları civarında felakete sürükledi. Yetersiz sayıda ki kurtarma botlarına kaptan, onun pek kıymetli ailesi, subaylar falan bindiler. Kalan insanlara da kalaslardan yapılan bi sala binmelerini ve onları botlarla çekeceklerini söylediler. 147 kişi bu küçük sala bindirildi, kalanlar denize…

Sonra kaptan gece botlarla salın bağlı olduğu ipi kesti ve insanları ölüme bıraktı. Can pazarı başladı. İnsanlar birbirlerinin üzerine çıktılar. İsyanı salda ki silahlı subaylar bastırdı. 3 gün içinde insan sayısı 65’e bi haftanın sonunda 28’e düştü. Öyle ki açlık yüzünden yaralıları yiyorlardı, o salda. Salda ki doktor bu kadar kişinin sağ kalamayacağını düşünüp Tanrı rolüne soyundu ve bazı kişileri denize döktü. Sonunda Arguz isimli gemi onları kurtardı.

Kurtulanlar içinde tek sıradan insan tabloda en tepede el sallayan zenciydi. Diğerleri soylular subaylar doktor gibilerden oluşuyordu. Ancak ben biliyorum ki, o kurtulan zenci zalim doktorun seçtiği kurbanları Medusa dan denize atmakla görevli kişiydi.

İnsan böyle bişey, savaş sesleri duyunca hep Medusa’nın salını düşünürüm ve içim korkuyla kararır ..

Not: Olay 1818’lerde Paris de duyulduğunda kıyamet koptu. Bi dünya adam ceza aldı ve insanların birbirlerini yemesi, yamyamlık meselesi çok tartışıldı.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları