Kutsal Zeytin Ağacı

Kutsal emnanetin sakinleri, gözlerinin önünde yokoluşunu izlerken, başkasının kutsalına da kıskançlıkla bakıyor, zaptetmek istiyor…

Oysa ki her çerağ yakımında cemin, pirden kutsanmış sözcüklerle çağrılır cemaate haqkın üç ismi… ‘elif lam mim, bu üç adımda kuruldu cim’ Başköylü Hasan Efendi …

Kutsal yağın içinde üç kandil diriltilir, üç can ışık olur ak dumanın berisinde…  gün doğana, kandil sönene kadar meyman olur taliplerin gönlüne…

‘…O’nun nurunun misali, içinde çerağ bulunan bir kandil gibidir; çerağ bir sırça (cam fanus) içerisindedir; sırça, sanki incimsi bir yıldızdır ki, doğuya da, batıya da ait olmayan kutlu bir zeytin ağacından yakılır; (bu öyle bir ağaç ki) neredeyse ateş ona dokunmasa da yağı ışık verir. Nur üstüne nurdur…’ (Nur Suresi, 35)

Zeytin ağaçlarının katli nurların nurunun kendisini görünür kıldığı bir kutsalın, çevresel yok oluşudur. İnsanlık alemi hızına yetişilmez bir kendinden yokoluş projesinin ardınan ilerliyor. Kendi türünü yok etmenin ötesine geçiyor, belki de ona ilham veren deneyimler biriktirip, canlıları kitlesel katlediyor. Üstelik en zararsızlarından başlıyor, zeytin ağacından mesela…

Ömrü ortalama bin yıl uzunluğunda olduğu bilinen Zeytin ağacına, tüm inançlarda ve tanrıların hikayelerinde olumlu bir rol veriliyor. Arındırıyor, ömrü uzatıyor, güzelleştiriyor, saflaştırıyor, şifa veriyor ve klavuzluk yapıyor… Bunlardan en belirgini İbrani dinlerde ortak kabul gören Tufan efsanesinde göze çarpıyor;

‘Hazret-i Nuh, suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercini güneşin battığı yere doğru salar. Sular çekilmediği için güvercin gemiye döner. Hz. Nuh, yedi gün sonra güvercini tekrar salar. Güvercin bu sefer, ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağıyla gelir. O zaman Nuh, suların yeryüzünden çekildiğini anlar.’ Efsanesinden de görüleceği üzere  zeytin dalı, kıyamın ardından gelen yaşamın başlangıçına işaret ediyor.’

Aslında kimi kaynaklara göre zeytin bir mekana da işaret ediyor. Hz Musa’nın Rabbi ile buluştuğu Sina dağının yakınında ki Zeytin dağı’na. Rivayete göre Ademin naaşının gömüldüğü dağda aynı zirvede

Onun, İsa’nın babasına yükseldiği vakitte, mekan tuttuğu ağaç olduğu da söyleniyor. Adem’inse üzerine dikilen üç ağaçtan biri zeytin oluyor, Cennet bahçesinden Adem’e 3 tohum geliyor, ikisi iyilik ve kötülük ağacından, üçüncüsü nurdan geliyor… Nurdan gelen zeytindir, diğeri Sedir ve  Selvi… Üç tohumu Adem’e cennet bahçesinden getirense Şit Aleyselam’dır deniyor.

Eski ve Yeni Ahit’te kutsallar kutsalı Kudüs civarında bulunan Zeytin dağından görünecektir. O aslında babanın oğlu olarak gelecek olandır. Onun yerinin zeytin dağı olması Tevrat ve İncil’de birbirine yakın fakat farklı detaylarla aktarılır. O beklenendir, devri daimdir…

Ve cevap verip ona dedim: şamdanın sağında ve solunda bu iki zeytin ağacı nedir? Ve yine ona cevap verip dedim: iki altın oluğun yanında olan ve kendiliklerinden altın gibi yağ akıtan bu iki zeytin dalı nedir? Ve bana söyleyip dedi: Bunlar nedir biliyor musun? Ve dedim: Hayır, efendim. Ve dedi: Bunlar mesholunmuş o ikilerdir ki, bütün dünyanın Rabbi yanında durmaktadırlar.” Zekerya Bap 4:11-14 Tevrat

Hz.İsa’ya peygamberliğin verildiği dağ olarak bilinen Zeytin dağı, Peygamberin 3 günlük göğe miraç yolculuğununda mekanıdır. Yahudi inancında ise ahir zamanda gelmesi beklenen mesihin Zeytindağı üzerinden Kudüs’e varacağına inanılır. İslam inancında Sırat köprüsünün kurulacağı yerin bir ucu da Kudüs’teki bu Zeytin Dağı olarak yorumlanır. Peki diğer ucu neresidir?  İki var oluşun ortak yaşam alanı olarak görülen dünya’da, çarkıfeleğin son turunda ki tufanın sonucunu bildiren Zeytin dalı, aslında dünya üzerinde ki kavganın da sonuna işaret eder. Kıyam vakti bitmiş kalanlarla çarkı felek yeniden başlatılmıştır.

Bu iki varoluş ise; ‘Dünyaya gelen yol ikidir, biri kandili kudretten diğeri de kubbeyi rahmandan gelir. Kubbeyi Rahman’dan gelenler Guruhu Naciye’dir, kandili kudretten gelenler fırkayı Havva’dır. Naciye ana yolu haq yoludur. Naciye ile Şit (Naci) birbirlerinin emrinde haq rızasını kazanmışlardır. Hakikat Naci ile Naciyedir. O yüzden iyiliğin başı Naciyedir ve hakikat yoludur. Hakikat yolu hem nurdur hem sır. Naciye Nur’dur, Şit ise sır.’ Başköylü Hasan Efendi.

Cennetten Ademe üç fidanı getiren Şit’in sırrı Kubbeyi Rahmanda mevcuttur. Dolayısı ile bir ucu Kudüs’un kutsal Zeytin dağına ulaşan Sıratın diğer ucu Kubbeyi rahmanın temsiliyetinden gelir. Buna zahir alemde kimileri Şam der kimileri Nuh’un gemisinin konduğu dağ der. Daha da açıkçası dünyanın içine sürüklendiği hakk batıl davasının bir ucu Nuh’un güvercinini uçurduğu dağın zirvesi ise diğeri zeytin dalını getirdiği, Zeytin dağının etekleridir… Zeytini öldürmek Nuh’a da klavuzluk eden, yaşamı yeniden devri daim ettiren barışı, zalimin eliyle koşullar yaratıp öldürmektir.

AKP nin iktidarı dönemi boyunca saldırdığı dünyevi değerler arasında zeytin başı çekmektedir. 1044 gün sonra mecliste yeniden başkanlık konuşması yapan Tayyip’in söylediği ‘metal yorgunluğu’ AKP’nin icraatında biriktirdiği kötülüklerle ilgilidir. Maden araması, toplu konut alanları gibi dünyanın şeklini değiştirmek ve servete servet katmak üzere çıkılan yolculukta ömrü ortalama bin yıl olan zeytin ağaçlarının katli, nurun malına tecavüzdür.

TBMM Bilim Sanayi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülen ve minareyi çalarken kılıfını uyduran yasalar zincirine eklenen ‘Üretim Reformu Paketi’ de zeytinciliğin tahribatını kapsayan yeniliklere olanak sağladı. Yerel halkın binbir zorlukla yetiştirdiği ve korumaya çalıştığı zeytinlik alanlara yönelik yasayı uyumlaştırma hamlesi, ‘bir dönüm içerisinde on beşten az alan varsa buralar zeytinlik sayılmaz’ tarifi ile hırsıza kılıfı oluşturdu. Böylece yasa, zeytinlik alanların % 75’inin yok edilmesi ile madene inşaata ve dünyanın ömrünü azaltacak çevresel faciaya olanak tanıdı.

Uzun ömrü ile  insanın izleyicisi olarak bir döngüye tanıklık eden zeytinin binlerce yıllık birikimi, iş makinasının kesiciliğine feda ediliyor. Bir valinin denetiminde toplanan kurul üyelerince belirlenen kesim hakkı, aynı Vali tarafından Bakanlık adına da onaylanma yetkisini içeriyor. Yani ne yazık ki Türkiye’nin doğal zenginliği olan zeytinin, valilerin talimatı ile ve kurul üyelerinin onayıyla katline ferman veriliyor. Gündemdeki torba yasası işte bu kesme biçme işlemini kılıfına uyduruyor. Oysa ki zeytin toprağın altında aranan ‘yorgun metalin’ hazinesinden daha zengin bir varoluşa işaret ediyor. Toprağın altındaki zenginliği zaten ya hep ölü ruhlar arıyor, yada ne ölü ne diri olanlar…

“…Eğer kök kutsalsa dallar da kutsaldır. Ama iyi cins zeytin ağacının kimi dalları budandıysa ve sen yabani bir zeytinken onların arasına aşılanıp, onlarla birlikte ağacın yaşam sağlayan özüne ortak oldunsa sakın önceki dallara karşı böbürlenme! (Romalılara mektup 11:16-24)

Başkasının kutsalına göz dikip işgal etmek üzere harekete geçenler, kendi kutsallarından da vaz geçecek cürreti gösteriyor ve böbürleniyorlar dünya sahnesinde, kıyım katliam minareyi çalan…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları