Kim demiş kadın güçsüzdür diye?

Hayallerinden kopmuş, kim bilir belki de koparılmış. Evet, daha çok koparılmış.

Bir çiçek gibi…

Çocukluğunda, gençliğinde, yetişkinliğinde her an başını yastığa koyup, hayallerini bir yıldız gibi tavandan seyretmiş bir kadın…

Kimi küçük yaşta evlendirilmiş,

Kimine “sen sus” denilmiş,

Kimi çocuk yaşta anne olmuş, olmak zorunda bırakılmış,

Kimi tacize uğramış ve suçlu bulunmuş. Ve daha birçoğu…

Düşünün işte hayatın sillesini yemiş ama hiç vazgeçmemiş yaşamaktan yaşatmaktan.

Bu kadın, bir kardeş, bir abla, bir anne, bir eş.

Sevmiş, aldatılmış…

Sevmemiş, dövülmüş…

Okumak istemiş, evlendirilmiş…

Boşanmak istemiş, bilmem kaç yerinden defalarca bıçaklanmış…

Çocuğu olmamış, çorak denmiş…

Çocuğu olmuş, neden kız doğurdun beceriksiz denmiş…

Denmişte denmiş…

Ne mi anlatıyorum?

-Kadın demek irade demek, acılarından, sevinçlerinden beslenmiş bir dağ demek, güç demek.

Bir kadın düşünün…

Toplum baskısından ileri gidememiş, ileri gitmek istedikçe engellenmiş, engellendikçe örselenmiş, dışlanmış, bazen bir kenara itilmiş…

El alem ne der cümlesi ile sindirilmiş, korkutulmuş…

Ataerkil düzene boyun eğmiş, kimi zaman korkudan, kimi zaman birileri üzülmesin, huzur bozulmasın diye mecburiyetten susmuş…

İçinde yaşadığı onca his, onca duygu, onca istek göz ardı edilmiş ya da hiç fark edilmemiş çünkü önemsenmemiş.

Kim demiş kadın güçsüzdür diye?

Kim demiş kadın hayal kuramaz diye?

Kim demiş kadın konuşamaz diye?

Kim demiş kadın sanat yapamaz diye?

Kim demiş kadın boşanamaz diye?

Kim demiş kadın gülemez diye?

Aksine kadın o kadar güçlüdür ki tarifi imkânsızdır.

İsterse yapamayacağı hiçbir şey yoktur kadının…

O kadın ki, ne fidanlar yeşertmiş, ne umut tohumları serpmiştir bu dünyada.

Çektiği acıları ardına alıp, sorumluluklarını omuzlamış, olumsuzluklara göğüs germiştir.

Bir kadın düşünün…

Öğreten, anlatan, koruyan, kollayan.

Kendi hayallerinin yok oluşunu seyretmiş ve kardeşinin, evlâdının hayallerinin peşinden koşmuş…

Bir kadın yoksa evde, tatsız olur o evin içi.

Bir gök yüzü çizer kendi iç dünyasına ve o dünya da yalnız kendisi yoktur kadının. Koca bir dünya sığar oraya, yıldızlar dolusu evren. Orada herkese yer vardır, herkes sığar oraya…

Kadın sanat eseri gibidir, öğretir, etrafını aydınlatır, ruha dokunur…

Dövmeyin, sövmeyin, karartmayın ışıkları.

Akıtmayın yanaklarını yakan göz yaşlarını.

Bir kadın düşünün…

O kadın işte hepimizin tanıdığı.

Kardeşimiz, ablamız, anneniz.

Kadın sevgisi, kadını anmak, anlamak bir güne sığmaz elbette, ama hiç olmazsa bir gün olsun düşünün. Kadınsız olur mu bu dünya…

Ne o, çok mu şey istedim…

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları