Kadınlar ve Seçme Seçilme Hakları

Kadınların siyasî hakları ile ilgili olarak Cumhuriyet döneminde çıkarılan üç yasayı anmak adettendir.  3 Nisan 1930 tarihinde, Belediye Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile yerel yönetim seçimlerine katılıma imkan veren değişiklikler; 26 Ekim 1933’de Köy Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile kadınların da muhtar seçilebilmesine imkan tanıyan değişiklikler, 5 Aralık 1934’de İntihabı Mebusan Kanunu ve Teşkilatı-ı Esasiye Kanunu’nda yapılan değişiklikler ile genel seçimlere katılım imkanını doğuran yasal değişiklikler. İlk ikisi kadınlara yerel yönetim seçimlerine, son ikisi ise kadınlara genel seçimlerde seçme ve seçilme haklarını tanıyan yasal düzenlemelerdir.

Türkiye’de kadınların siyasî hakları üzerine konuşulduğunda, bu siyasî hakların “verilmesi” ile ilgili yasal düzenlemelerin paralelinde, kadınların siyasî haklarını “almak” için yürüttükleri mücadelelerden de bahsetmek gerekir. Resmî tarih, kadınlara “verilen”, “bahşedilen”, “lütfedilen” bir takım haklardan bahsetmeyi sevse de, bu konuda mücadele eden, haklarını “almak” için “didinen”, “mücadele eden” kadınlardan bahsetmek de elzemdir. Geçtiğimiz yıllarda kadınların siyasî haklarına kavuşmak için yürüttükleri mücadeleyi Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı: Verildi mi, Alındı mı?[1] başlıklı bir yazıda ana hatlarıyla özetlemeye gayret etmiştim. Bugünkü yazı ise son iki yasal düzenleme ile ilgili olacaktır.

Aslında, belki bir başka yazıda, mebus, Operatör Dr. Emin Bey’in Meclis kürsüsünde frengi ile mücadele edilebilmesi için evlenmeden önce kadınların da muayene edilmesi gerektiğini söylemesinden sonra muhafazakâr mebusların elinden nasıl zor kurtulduğundan; Erzurum Mebusu hoca Salih Efendi’nin yine benzer dönemlerde TBMM’ye sunduğu, dört kadınla evlenebilmeye imkan tanıyan kanun önerisinden;  bırakın seçilme hakkını savunmayı, kürsüden, seçmen tespiti için yapılacak sayımda kadınların da sayılması ile ilgili sözlerinden sonra Tunalı Hilmi Bey’e “Hilmi Bey, milletin hissiyatı ile oynama” diye bağıran milletvekilinden ve TBMM’de  yükselen  “Şeriata hürmet ediniz sadaları”ndan da bahsetmek gerekiyor. Sadece bir tespit olarak belirtelim ve geçelim: Siyasî haklarını kazanma konusunda yürüttükleri mücadele de kulaklarını tıkamakta ısrar eden bir erken Cumhuriyet idaresi olduğu kadar;  “kadın hakları” lafını duyduğunda tüyleri diken diken olan İslamcı bir güruhun olduğunun da altını çizmek gerekiyor.

5 Aralık 1934 Çarşamba günü Kazım Özalp’ın idaresinde açılan TBMM’de iki kanunun değişikliği ile teklifler görüşülecektir. Bu kanunlardan ilki Tekiradağ Mabusu  Celal Nuri ve Balıkesir Mabusu Hacim beyler tarafından verilen “Yüksek Başkanlığa Teşkilâtı esasiye kanununun bazı maddelerinin değiştirilmesine dair olan teklifin derhal ve müstacelen müzakeresini teklif ederiz.” şeklindeki ilk teklifleridir. Teklifin hemen peşinden, aynı iki kişinin, sadece tadilini istedikleri Kanunun adını değiştirerek verdikleri bir diğer teklif gelir ve bu kez Teşkilat-ı Esasi’ye Kanunu’nun bazı maddelerinin tadili gündeme taşınır.

Başbakan İsmet İnönü her iki teklifle ilgili olarak söz alır ve aşağıdaki konuşmayı yapar. Bu konuşmayı sadece konumuzla ilgili olarak değil de, aynı zamanda, o zamanın siyasî jargonu ile ilgili olarak da dikkatle göz atmanızı tavsiye ederim.

 

 

 

 

İnönü’nün ardından Mebusu Refik Bey (Konya),  Mebusu Sadri Maksudi Bey (Şebin Karahisar) ve Refik Şevket Bey (Manisa) söz alarak kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesinin öneminden bahseden konuşmalar yaparlar.  Bu noktada, Mecliste yapılan konuşmalarla ilgili olarak ciddi bir çalışmanın yapılması gerektiğini düşündüğümü de söylemeliyim. Özellikle, kadınlara seçme ve seçilme hakkıyla ilgili bir tartışmada hatiplerin sürekli olarak sözlerini  “rejime hizmet ve sadakate” ve “anneliğe” getirmeleri akademik bir zeminde, hiç değilse bir makalede, tartışılmaya muhtaçtır.

Kanun, ittifakla kabul edilir; oylamaya 258 mebus katılmıştır ve hepsi evet oyu kullanmışlardır. Böylece, Anayasa’nın (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu’nun) 10. Ve 11. Maddelerini değiştiren kanun kabul edilmiş olur. Kanun şöyledir:

Teşkilâtı Esasiye Kanununun 10 ve 11 nci Maddelerinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun

MADDE 1 — Teşkilâtı esasiye kanununun onuncu ve on birinci maddeleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

MADDE 10 — Yirmi iki yaşını bitiren kadın, erkek her Türk mebus seçmek hakkını haizdir.

MADDE 11 — Otuz yaşını bitiren kadın, erkek her Türk mebus seçilebilir.

Milletvekili seçimleri kanunu (İntihab-ı Mebusan Kanunu da) aynı hızla tadil edilir. Ve “Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri Türkiye Devlet halkından her kırk bin nüfusta bir kişi olmak üzere seçilir. Bir intihab dairesinin nüfusu kırk binden aşağı olsa dahi her halde bir mebus seçmeğe hakkı olacağı gibi nüfusun kırk binden yukarısı için aşağıdaki gibi muamele yapılır: Elli beş bine kadar bir, elli beş bin birden 95 bine kadar iki, 95 bin birden 135 bine kadar üç, 135 bin birden 175 bine kadar dört mebus seçilecek ve bu miktardan ziyadesi bu yolda arttırılacaktır.” hükmü getirilir. Aynı kapsamda İntihab–ı Mebusan Kanunu’nun 5, 11, 16, 23, 58 nci maddelerindeki 18 yaşını bitirenler kaydi 22 yaşını bitirenler şeklinde de­ğiştirilerek, kanundaki zükur (erkekler) ifadesi kadın ve erkekler şeklinde tadil edilir.

 

 

Bunları da beğenebilirsin