Kadınlar ve Canavar Kadınlar

Aslında bütün mesele erk! Erkin nasıl paylaşılacağı! Lilith’den Kibele’ye Kibele’den günümüze kadar kadın ve erkeğin mücadelesi erk üzerinedir. Erk kimdeyse egemen dil ondan yanadır. Tarihe baktığımızda da erki elinde tutan erkek toplumsal rollerini de oluşturduğu egemen dile göre belirlemiştir. Asıl problemin toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklandığını biliyoruz.

Bu güne kadar kadınlar hakkında yazılan mitler ve efsaneler içinde beni en fazla heyecanlandıran Lilith olmuştur. Lilith’in başkaldırısı sadece erkeğe değil Tanrı’yadır. Tanrı’ya başkaldırmanın cezasını hepimiz biliyoruz. İşte o günden sonra Lilith şahsında lanetlenen kadının başına gelmedik kalmamıştır. Kötülüğün, fettanlığın, cadılığın sembolü haline gelmiştir.

Korkak pısırık Adem yüzünden; erkekleri ve çocukları öldüren gözü dönmüş bir şeytan olarak damgalanmıştır Lilith. Oysa Adem’in karşısında zeki, özgürlük tutkunu ve ataerkilliği elinin tersiyle iten bir kadın vardır.  Lilith, gerçekten söylendiği gibi kana susamış bir canavar mıydı?

Havva; Her ne kadar Lilith’le kıyaslandığında edilgen kadının temsilcisi olduğu söylenen Havva’nın da hakkını vermek gerekiyor. Yasağa ilk el uzatan erke karşı itaatsizliği seçtiği için ona da minnettarız.

Hypatia; Bilim kadını, filozof Hypatia’nın bilime katkılarını burada saymakla bitiremem. Eğer bu cesur kadın olmasaydı matematik eserleri günümüze ulaşmayacaktı. Erki kimseyle paylaşmak istemeyen Ortaçağ bağnazları,  tarafından cadı; canavar ilan edilerek yakılarak öldürülen Hypati’nin ışığı kadınların yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Erke göre Hypatia da canavardı.

Clara Zetkin; Yılmaz bir kadın hakları savunucusu olan hayatı savaş   içinde geçen bu kıymetli kadında bütün dünya kadınlarının yolunu aydınlatmaya devam ediyor. Her yıl 8 Mart dünya emekçi kadınlar gününde adını anıyor ve saygımız bin kat daha büyüyor. Militan ruhlu Clara’yı anlamak için biraz da olsa sosyalizmi ve yaşadığı dönemi, kadın mücadelesini bilmek, anlamak gerekiyor.

Rosa Luxemburg;  Genç yaşında sosyalizm düşüncesiyle tanışan on sekiz  yaşında başlayan  sürgün hayatı neredeyse  ölene kadar devam etmiştir. Yiğit bir bilim kadını da Rosa’dır. Hayatını devrime adamış   bu yiğit ve aydın kadın ağzını her açtığında egemenlerin, erkeklerin korkulu rüyası olmuştur. Rosa’yı bir değil bin defa ansak azdır. Faşizmin ölüm tuzağına düşen Rosa’mızı önce gözaltına alıp daha sonra döverek kemiklerini kırmış saha sonra bu nefret yetmemiş kurşunlayarak bir nehre atmışlardır. Şimdi bu kadın canavar mıdır?

Ulusal bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı için dağları, mücadeleyi seçen Nikaragua’lı kadın gerillalar Somoza‘nın korkulu rüyasıydı ve Sandinist  kadın gerilları canavar ilan etmemiş miydi Somoza?

Gelelim Kürt kadın savaşçılara;  Feodal bir toplumda, kadının ağzını açması suç sayılırken zincirlerini kırıp kadın bağımsızlığını dağlarda arayan Gülnaz’ı Sakine’yi, Ekin’i unutabilir miyiz? Kobane,  Şengal, Minbiç’de Rojova’da  Ortaçağ karanlığını getirmek isteyen İşid e karşı göğüs göğse savaşa katılan Kürt kadınlarını selamlamaz mıyız? Kadınların Rojova’da  Şengal’de yazdığı tarihi hafızamızdan silebilir miyiz?

Şimdi bu kadınlar canavar mıdır?

Varoluşuyla birlikte ikinci cins konumuna düşen kadının mücadelesi bitmez, bitmeyecek. Ne zaman erk eşit ve adil şekilde paylaşılır işte o zaman dünya daha yaşanılır hale gelecektir. Gökyüzüne baktığımızda hepimizin gökyüzü olduğunu anlayacağız. Unutmayalım ki elmayı Havva yalnız yemedi. Bir de şunu anımsatmak istiyorum özellikle kadın arkadaşlarıma; Dünyanın her yerindeki kadınlar kardeştir, onları ulusal, dinsel kimliklerine bakmadan yad edelim.

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları