İnsan, haklarıyla insandır

İkinci Dünya Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan sonra oluşan yenidünya koşullarında “insan hakları” kavramı yeni bir anlam kazandı. 10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, insanların temel hak ve özgürlükleri için temel referans belgesi oldu. Bu bildirgenin ardından 1950 yılında Avrupa Konseyi “Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi”ni onayladı. Sonraki süreçte yeni sözleşmelerin ortaya çıkması, “insan hakları” mücadelesinin alanını genişletti ve uluslar arası bir nitelik kazanmasını sağladı. Bu bağlamda uluslararası planda imzalanan insan hakları belge sayısı 2015 yılı itibariyle 39’u buldu.

Bugün artık “insan hakları” kavramı, sosyal bilimlerin ve felsefi tartışmaların merkezinde yer almakta ve insan hakları duyarlılığı göstermeyen devletlerin meşrulukları bile ciddi biçimde sorgulanmaktadır. “İnsan hakları” giderek artan bir biçimde uluslararası hukuk kuralları ile sağlanmakta ve uluslararası insan hakları kuralları iç hukuka göre üstün sayılmaktadır. Yargı anlaşmazlıkları iç hukukun yetmediği yerde uluslararası belgeler dikkate almaktadır.

İnsan hakları mücadelesinin bu gelişim süreci üç aşamada sınıflandırılıyor: Birinci kuşak insan hakları, özgürlükler alanının yarattığı kişisel ve siyasal hakları; ikinci kuşak insan hakları, eşitlik alanının yarattığı ekonomik, sosyal ve kültürel hakları; üçüncü kuşak insan hakları da, dayanışma alanının yarattığı topluluk haklarını ifade ediyor.

Türkiye’de 17 Temmuz 1986 yılında kurulan ve bugün 10 bini aşkın üyesi bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD), demokrasi ve insan hakları mücadelesinin en etkili demokratik kitle örgütü olarak varlığını sürdürüyor. Bir grup öncü insan hakları savunucusunun kararlı tavrı ve bu alanın önemini kavrayan eşitlik, özgürlük ve barış mücadelesinin ileri unsurlarının harekete sahip çıkması ile İHD, kendi rotasında gelişimini sürdürmeyi başarmış ve bu günlere gelmiştir.

İnsan hakları mücadelesini bir bütün olarak gören yaklaşımı ve hak ihlallerine karşı vermiş olduğu kararlı mücadelesi İHD’yi ulusal ve uluslararası planda dikkate alınan bir örgüt haline getirdi. Hareketin kendi doğal mecrasında geliştiği bu dönemde İHD üzerindeki devlet baskısı da olağanüstü düzeyde arttığı için, onlarca üyesi katledilmiş ve yüzlerce dava açıldı.

31 yıldan beri artık rüştünü ispat etmiş İHD, Türkiye’nin ve bölgenin en önemli demokratik kitle örgütlerinden biri ve insan hakları mücadelesinin en uzun soluklu örgütü haline gelmiştir. İHD’nin tüzüğü, üye bileşimi, çalışma ilkeleri ve kurumsal yapısı incelendiğinde, bu alanda hiçbir kuşkuya ve önyargıya yer olmadığı görülecektir.

Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, insan hakları mücadelesinin kapsamı giderek genişliyor ve mücadele toplumsal yaşamın her alanında önem kazanıyor. Artık günümüzde, insan hak ve özgürlükleri denilince, ulusal, sınıfsal, cinsel, etnik, kültürel, inançsal vb çok kapsamlı bir kavramdan ve mücadele alanından söz etmemiz gerekiyor.

İHD tüzüğünün 2. maddesi (b) fıkrasında yazılan 14 maddelik “ilkeleri”, Türkiye’de insan hakları mücadelesinin hangi boyutta ele alındığını, derneğin örgütsel kimliğini ve toplumsal zeminini belirlemektedir. Bu temel ilkeler şöyledir:

1-Hükümet dışı, gönüllü bir insan hakları kuruluşudur. 2-Devletlerden, hükümetlerden ve siyasi partilerden bağımsız bir örgüttür. 3-İnsan haklarının evrenselliğini ve bölünmezliğini savunmaktadır. 4-Irk, dil, din, renk, cinsiyet, siyasi görüş ve benzeri nedenlerle yapılan her türlü ayrımcılığa karşı mücadele eder. 5- Her koşulda ve dünyanın her yerinde ölüm cezasına karşıdır. 6- Her yerde ve her koşulda, kime yapılırsa yapılsın işkenceye karşı çıkar. 7- Herkes için, her yerde ve koşulda adil yargılanma ve savunma hakkını savunur. 8- Her zaman ve her koşulda savaşa ve militarizme karşıdır; barış hakkını savunur.9-İfade özgürlüğünü koşulsuz ve sınırsız olarak savunur. 10- Düşünce ve inanç özgürlüğünü dokunulmaz bir hak olarak görür. Koşulsuz ve sınırsız bir şekilde savunur. 11-Örgütlenme özgürlüğünü savunur. 12-Ezilen birey, cins, sınıf, halkın/ulusun hakları için mücadele eder.13-Ulusların kendi kaderini tayin etme hakkını savunur. 14-İnsancıl hukuku savunur.”

“İnsan, haklarıyla insandır” diyen insan hakları savunucularını ve “10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü”nü kutluyorum.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: