İnsan Hakları

En garip kavramlardan biridir şu “insan hakları”…

“İnsan hakları”nı kime karşı savunuyoruz? Yine insanlara…

İnsan hakları kavramını başka türlere; hayvanlara, bitkilere, tek hücrelilere, virüslere vb başka canlılara karşı değil kendi türümüzün şerrine karşı belirlemek zorunda kalmaktayız.

İnsan haklarını ihlallerin temel gerekçesi şuradan başlar:

“Onlar insan değil ki!”

Bu lafı söyledikten sonra o gruba karşı her türlü zulmü, ayrımcılığı yapmak insan hakları ihlali olarak görülmüyor. Hatta müşfik bir baba, merhametli bir anne, sevecen bir arkadaş olmaya da devam edebiliyorsunuz. Çünkü siz insansınız ama diğerleri “İNSAN DEĞİL Kİ!”

Hak ihlallerinin ikinci basamağı;

“Onlarla biz aynı değiliz ki!”

Onlarla biz, biz ve öteki… O kadar çok kategorize edilebilir ki…

Müslüman olmayanlar makbul yaratıklar değildir. Hristiyan olmayanlar medeni değildir… Siyahlar alt insan gruhlarıdır… Türk milleti yücedir, diğerleri değersizdir. Biz kültürlü insanlarız, medeniyiz; diğerli vahşi yaratıklar… Erkekler biyolojik olarak daha yetkindir, kadınlar daha zayıf… Birileri daha z ekidir, diğerleri aptaldır; zekiler aptalları yönetir… Eşit değiliz ve eşit haklarımız olamaz…

Kendinizi, kendimizi şöyle bir gözden geçirelim; Din, inanç, felsefi düşünce, ideolojik vb.. olarak bunlardan bir veya birkaçının doğruluğuna “İMAN” eden, “İKNA” olarak ne kadar çok kişi olduğumuz görülür…

İnsan hakları ihlallerinin temeli budur: türümüz olmayanlara, hayvanlara, bitkilere, canlı cansız herşeye hükmetme, ezme hakkımızın olduğunu varsaymak… ve kendi türümüz içinde olan bazı grup ve tabakaları da “öteki türkler“le eş değer görmek. Böylece onlara karşı yapılan hiçbir muamele “ahlaki sorun” oluşturmamaktadır.

Kendisini kendi türünün zulmünden korumak zorunda kalması insanlığın en iyi yanı mı, trajedisi mi?

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: