Hüseyni olmanın bu vakitlerdeki tercümesi

Dünyanın 7 kez kurulup, 7 kez dağılmasından bahseden teolojik yaklaşıma göre Muharrem ayı,  tüm inanç sistemlerini birbirlerine bağlayan bir zaman dilimine işaret eder. Bu evre aslında devirler arası geçiş gibidir. Adem’den Nuh’a, Nuh’dan İbrahim’e, Musa’ya, İsa’ya ve nihayet Hüseyin’e kadar gelen bu evrenin her birinde çeşitli rivayerler anlatılır. Bunlardan en sonuncusu ise bugün İslam aleminin üzerinde ikiye bölündüğü Kerbela hadisesidir.

Kerbela ilginç bir evredir. Müslümanlığın kuruluşunun ardından, Hz Muhammed’in sevgili torunu Hz Hüseyin’in ve ailesinin, sessiz ve sedasız, itirazsız Müslümanlarca öldürülme hikayesidir.  Öldürenle, izleyenin birlikte onay verdiği iki yüzlü bir katliamdır Kerbela. Hemen ardından Müslüman dünyasını da, öldürenleri seven ve sevmeyenler, Ehlibeyti seven ve sevmeyenler  takkiyesinde ikiye bölen, yalandan bir arena savaşıdır Kerbela. Katiller savunmasını, Hüseyin’in halifelik istemi yahut iktidar talebine yönelik önleyici bir hamle olarak  gerekçelendirirken, Hüseyni hareketler ise kazanamayacakları bir savaşa girmekten çekindiklerini belirtip,  gidenin ardından ağıt yakmayı tercih etmiştir.

Kerbela ilginç bir haysiyetsizlik vakasıdır. Çoluk çocuk, cemi cümle Küfe üzerinden yol alırken  bir arenada kıstırılıp, coğrafyanın oyun sahasında yok edilmişlerdir. Hoyratça yok edilmeleri izlenmiştir sonradan ağıt  yakanlarca. Katliamcıların ise utanmazca zevk halidir hadise yani iki ucu şerli bir değnektir. Ahit (anlaşma) gereği kan dökmeden ölümlerini sağlamaya dönük  çaba gösteren silahlı çakalların, 72 kişinin etrafını çevirmesi ve susuzluktan ölmelerinin izlemesidir burdaki alçaklık. Bir yandan da çoluk çocuğun zevk içinde öldürülmesi, kafalarının kesilerek top oynanması ve sözde müslümanların peygamber ailesine zulüm yaşatarak ondan keyf almalarıdır. Kafesteki aslanın ölümünü, onu ve ailesini seven ve ikrar veren herkes izlemiştir. Derler ki bu hakikat Ana Fatmanın sırlı gözyaşı olmuş, ölümünden evvel ve sonrasında gayb aleminde Fatima bu riyakarlığı asla aff etmemiştir.

Anlatılanların ne kadarı doğru bilinmez lakin bilinen Hz Hüseyin ve 72`lere yapılanları, aslında bugün kendisine Alevi, Bektaşi, Kadiri, Rufai, Şia vb diyen ve Hz Hüseyin’in ardından gözyaşı döken herkesin ceddi izlemiştir. ‘Hüseyin,  Allahın sevgili kulu olması sebebiyle çilelerin en büyüğünü çekmekle onurlandırılmıştır’ diye açıklanmaya çalışılmıştır hadise. Yine takkiye yapılmış, yine şer kurduğu oyunda, haklı ve haksızı kendisi oluşturmuştur.  Yine minareyi çalan kılıfını uydurmuştur.

Muharrem ayı ve Kerbela meselesi bu sebeple İslam alemini ikiye bölmüş  ve Hz Hüseyin’e dolayısıyla Peygamber ve ailesine bağlılığını belirtenler, bugünlerde yas tutarken, Yezit yanlılarıyla kendi aralarında ki anlaşmazlıklarını,  bu zamana kadar taşımışlardır. Oysa ki her iki cephede birbirinin aynıdır. Öyle olmasaydı bugün ‘Labeyk ya Hüseyin’ diyerek sokağa dökülenlerle, Alevi katliamı yapmaktan zevk alanlar aynı kazanımların peşine düşer miydi? …

Aynı ceddin iyi ve kötüleri

Hz Hüseyin ne için yola çıkmıştı? Aslında herkesde bilir ki, Hüseyin kendisi ve ailesi için ‘kaderini tayin etmek üzere yola çıktı’ o vakitlerde. Yezid’in halifeliğine biat etmediğinden, kendisi ve ailesi için daha uygun gördüğü Küfe kentine ve belki de oradan Deylem coğrafyasına uzanacak yolculuğa çıkmıştı Hüseyin.  Onu motive edip yola çıkaranlarca  belki de bir takkiye daveti iken Küfe, onu katledenlerce de bir zevkti. Hüseyin şerrin arenasında oynatılan bir aslana dönmüştü. Kimse birşey yapmadı o günlerde, kimse ses çıkarmadı. 72 millet bekledi ve müslümanlığın kurucu ailesinin üyeleri, silahsız çıktıkları yolda, kendi kaderlerini tayin hakkı için bir sehirden diğerine giderken yok edildi… Hz Hüseyin nasıl bir arenaya düşmüş, feleğin çemberini kim çevirmişti?

İhanete programlı bir varlık olan insan, bu olayı izleyerek suça ortaklık ederken, günümüze kadar yas tutup ağlayarak aff dilemiştir tarihten. Aslında tuttuğu yas, kendi günahınadır. Hüseyin’in ölümünde günaha ortak olanlar, güncel Yezitle çıkarı gereği ittifaka açık olan refleksler gelişmektedir. Velhasıl Kerbela aslında dünya halklarının utancının da bir özetidir, daha güncel sebeplerle yapılan pek çok katliamın izleyici vicdanlarına da bir referans niteliğindedir.

Bugünlerde, Kerbela takviminde vicdanları teraziye oturtan kritik meseleler gündemdedir. Ortadoğu bölgesinin benzer coğrafyasında halklar, yeni arenanın oyun kurucularınca yönlendirilen savaşta, ihtiyaç duydukları dizaynı bölgede oluştururken, ittifaklar çıkarlar üzerinden yeniden şekillenmektedir. Hüseyni olduğu bilinen İran gibi ülkeler bölgesel çıkarları gereği, Yezit İslam’ı olarak gördükleri Türkiye ile ittifak yapma eşiğinde, yalandan döktükleri gözyaşının ardına gizlenebiliyor…

Hüseyin’in kendi kaderini tayin hakkı için çıktığı yolculuğun engellenmesiyle, bugün bölgede kendi kaderlerini tayin etmek üzere yola çıkanların kanla bastırılma tehditleri aslında bir ve aynı kaynaktan beslenmektedir.  İŞİD tehdidinin oluştuğu evrede kullanılan ve desteklenen Kürt halkının parçalı dünyası, İŞİD tehditi kısmen çözümlenince, kendi geleceğini gündemine almış ve buna karşı farklı öncelikleri olan programlar geliştirmiştir. Bunlardan biri de referandumdur. Bu güncel meselenin Kürt taraftarları, konuyu kendi gündemlerinde tartışa dursun (ki tartışma başlıkları doğru sorular içermektedir),  dışlarında olan dünyanın onların bu talebini red eder tutumda izlemesi ise ilginçtir… Özellikle Irak toprak bütünlüğünü savunma amaçlı söylemde bulunan Türkiye, kendisinin göz koyduğu Musul ve Kerkük meselesinde ki hak taleplerini ilerki yıllarda nasıl açıklayacakdır? Kendileri değil midir Osmanlı’dan sonra Musul ve Kerkük üzerinde hak iddia edip, bugünse Irak’ın toprak bütünlüğünü Kürtlere karşı gündeme getiren…  Kürtlerin şafi, sunni, alevi, ezidi, zerdüşt vb olması bu gerçeği değiştirmemektedir. Mesele Kürtlerin talepleri ile Hüseyin ve ailesinin seferberliğinin temel sebebinin, aslında birbirine olan yakınlığıdır yani ‘kendi kaderlerini tayin hakkı’

Sonuç olarak;  Muharrem ayı cümle insanlık alemine haysiyet, onur, hakikat ve adalet getirmesi dileri ile Derviş Ali Xıdır Çetinden bir dua ile yazımızı bitirelim…

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları