Hiç unutamam, asla UNUTMAM

“Onlar; toprağı, fabrikaları, ulaşım araçlarını, ekmeği ve yeni bir kültürü fethetmek için hareket ediyorlar. Geleceklerinin zaferimize bağlı olduğunu biliyorlar.

Savaş yürütüyoruz ve aynı anda devrim yapıyoruz. Bence şartlar bizden bunu bekliyor. Bütün halk için geçerli olan devrimci anlayışlar, sadece arka planda Barselona’da kalmıyor, en ön safha kadar uygulanıyor. Elimize geçirdiğimiz her köyde, gündelik yaşamı vakit geçirmeden devrimcileştiriyoruz. Bizim savaşımızın en güzel yanı bu.”

Bu sözlerle düşüncelerini açıklayan adam Buenaventur’a DURRUTİ’dir ve 1896 da Leon’da doğdu. Kendini Anarko komünist olarak tanımlıyordu ..

Mücadele içinde kendinden kendini yaratan bi hayatı olmuştu. Ancak ben onu ölümüne taşıyan günlerinden söz edeceğim ..açıkçası tüm yaşamı da ders gibi ;film gibidir o ayrı tabii ..

Durruti İspanya iç savaşında kendi adını taşıyan Tugay’ı kurmuştu ve bu tugay özdisiplin esasına dayalı organik olarak büyüyen bir tugaydı. Tugay dediğime bakmayın siz; herif anarşist elbette. Her şey gönüllülük merkezinde gerçekleşiyordu.

Ve bu tugay geçtiği her yerde benimde çok önemsediğim bişeyi yapıyordu. Yani MÜLKSÜZLEŞTİRMEYİ hayata geçiriyordu. Zaragoza ve Aragorn işte böylece faşistlerden kurtarılmış ve komünler kurulmuştu.

1936’nın Kasım’ı geldiğinde boyu posu yıkılasıca Franko, Alman faşistlerinin de desteği ile Madrid kapılarına varmıştı.

Şehir inim inim inliyordu, taş taş üstünde kalmayacaktı belliydi bu. Bunu haber alan Durruti 4000 kişilik gönüllü Tugay’ı ile kadim şehrin yardımına gitti 13-19 Kasımda kan gövdeyi götürdü. Böyle bi savaş belki milyon yıldır olmamıştı.

19 Kasım’da 4000 kişilik tugaydan 1600 kişi sağ kalmıştı. Çok çetin günlerdi.

20 Kasım günü cephe gerisindeydi Durruti belki bikaç lokma bişey yemişti, belki açtı bilmiyorum. Hava serindi.

Arabasından indi, onu sırtından vurdular. Bi kalenin topyekûn öne devrilmesi gibiydi yere düşmesi Okuduğuma göre orada ölmüştü ve onu kimin vurduğu -hem de sırtından- hiç bulunamadı. Ancak olsa olsa bi faşistti katil, çünkü ancak faşistler insanları sırtından vurur.

Cenazesi 23 Kasım’ a Barselona da yapıldı. 500 000 kişi onu uğurladı.

O gün şimdi benim de boynumdakine benzeyen kara/kızıl bayraklar kaplamıştı, Barselona caddelerini hiç unutamam, asla UNUTMAM…

“Onlar; toprağı, fabrikaları, ulaşım araçlarını, ekmeği ve yeni bir kültürü fethetmek için hareket ediyorlar. Geleceklerinin zaferimize bağlı olduğunu biliyorlar.

Savaş yürütüyoruz ve aynı anda devrim yapıyoruz. Bence şartlar biz den bunu bekliyor. Bütün halk için geçerli olan devrimci anlayışlar, sadece arka planda Barselona’da kalmıyor, en ön safha kadar “uygulanıyor. Elimize geçirdiğimiz her köyde, gündelik yaşamı vakit geçirmeden devrimcileştiriyoruz. Bizim savaşımızın en güzel yanı bu. ”

Bu sözlerle düşüncelerini açıklayan adam Buenaventur’a DURRUTİ’dir ve 1896 da Leon’da doğdu. Kendini Anarko komünist olarak tanımlıyordu ..

Mücadele içinde kendinden kendini yaratan bi hayatı olmuştu. Ancak ben onu ölümüne taşıyan günlerinden söz edeceğim ..açıkçası tüm yaşamı da ders gibi ;film gibidir o ayrı tabii ..

Durruti İspanya iç savaşında kendi adını taşıyan Tugay’ı kurmuştu ve bu tugay özdisiplin esasına dayalı organik olarak büyüyen bir tugaydı. Tugay dediğime bakmayın siz; herif anarşist elbette. Her şey gönüllülük merkezinde gerçekleşiyordu.

Ve bu tugay geçtiği her yerde benimde çok önemsediğim bişeyi yapıyordu. Yani MÜLKSÜZLEŞTİRMEYİ hayata geçiriyordu. Zaragoza ve Aragorn işte böylece faşistlerden kurtarılmış ve komünler kurulmuştu.

1936’nın Kasım’ı geldiğinde boyu posu yıkılasıca Franko, Alman faşistlerinin de desteği ile Madrid kapılarına varmıştı.

Şehir inim inim inliyordu, taş taş üstünde kalmayacaktı belliydi bu. Bunu haber alan Durruti 4000 kişilik gönüllü Tugay’ı ile kadim şehrin yardımına gitti. 13-19 Kasımda kan gövdeyi götürdü. Böyle bi savaş belki milyon yıldır olmamıştı.

19 Kasım’da 4000 kişilik tugaydan 1600 kişi sağ kalmıştı. Çok çetin günlerdi.

20 Kasım günü cephe gerisindeydi Durruti belki bikaç lokma bişey yemişti, belki açtı bilmiyorum. Hava serindi.

Arabasından indi, onu sırtından vurdular. Bi kalenin topyekûn öne devrilmesi gibiydi yere düşmesi Okuduğuma göre orada ölmüştü ve onu kimin vurduğu -hem de sırtından- hiç bulunamadı. Ancak olsa olsa bi faşistti katil, çünkü ancak faşistler insanları sırtından vurur.

Cenazesi 23 Kasım’ a Barselona da yapıldı. 500 000 kişi onu uğurladı.

O gün şimdi benim de boynumdakine benzeyen kara/kızıl bayraklar kaplamıştı, Barselona caddelerini.

Hiç unutamam, asla UNUTMAM…

Bunları da beğenebilirsin