Filistin (4)

Kapitalist dünya düzeninin emrindeki bölgesel temsilcilerinin görevleri 21. yüzyılda muhalefeti tasfiye etmek ve kendilerine bağlı kontra ve paramiliter güçlerle baskı, terör ve şiddeti meşrulaştırmaktır. Bu ulus devlet, kabile devleti için geçerli olduğu kadar uluslararası ilişkilerde de bu kural her zaman geçerlidir. Bugün emperyalist güçlerin emrindeki bölgesel ülkeler, kendi içinde de bu uygulamayı meşru kıldıkları gibi, emperyal ülkeler de kendisine biat etmeyen ülkelerde kaos ortamını çıkartıp, meşru yönetimleri tasfiye etmeye yönelik uygulamalarını son Irak, Mısır, Suudi Arabistan ve Libya’da uygulama alanını yarattılar. Ancak Suriye’de durum henüz sonuçlanmamıştır.

Kendi tarihlerini yazma fırsatı verilmeyen ulus ve azınlıkların asimile edilmesi, fiziksel ya da kültürel yönden yok edilmesi, ezen ulusların sıklıkla başvurdukları yöntemlerdir. Ancak bu her zaman başarılı olur diye bir kural da geçerli kılınmamıştır. Tüm asimilasyon politikaları, fiziksel ve kültürel değerlerin yok edilmesi her zaman başarılı olur diye bir kural da mevcut değildir. Ezilen ulus halklarının bu tür insanlık ayıbı uygulamalara karşı duyarlı olmaları, direnmeleri bu kuralı geçersiz kılmıştır. Bugün Filistin halkına uygulanan bu tür asimile ve meşrulaştırılmış şiddet ve baskılara karşı direnişleri, Ortadoğu coğrafyasında takdir ve destek bulmuştur. Bu kural hiç şüphesiz ki salt Filistinliler için değil, diğer ülke halkları ve ezilen ulusları için de geçerlidir. Aynı biçimde kendi meşru taleplerini demokratik ortamda gerçekleştiremeyen bu halkların başvurduğu eylem ve şiddeti de “terörizm” diye adlandırmaları kendilerine tanınmış bir hak diye iddia edilmektedir. Asıl terörizm, egemen devletlerin ve şirketlerin ezilen ulus ve halklara karşı işlediği suçlardır.

Yasalarıyla, ordusu, polisi ve paramiliter güçleriyle burjuvazinin tüm devlet aygıtının kapitalist terör aygıtından başka bir şey olmadığı ortadayken, burjuva politikacıların ezilen ulusların ve proletaryanın “terörizmine” yönelik öfkelerini kusma hakları yoktur[6]. Bugünkü şiddet, baskı ve terör gibi olgu ve yöntemler hiç şüphesiz ki mevcut düzenin silahıdır. Her yerde düzenin şiddeti ve terörü vardır, buna karşı bu şiddeti sona erdirecek devrimci güç bugün ortada yoktur. Devrimci güç, kitlelerin ya da sınıfların sosyalist bir toplum yaratmak amacıyla donanmış ve kurulu düzeni yıkma gücüne sahip sınırsız genel grev, fabrikaların, hükümet binalarının, iletişim ve ulaştırma merkezleri ne el konulması şeklinde eylemlerin sonucunda ortaya çıkan uygulamaların bütünüdür [7].

2016 sonrasındaki Filistin durumuna gelince yine Aljazeera Turk’ten [8] kronolojik olarak takip ediyoruz.

  • 23 Aralık 2016 tarihinde BM Güvenlik Konseyi, İsrail’in işgali altındaki Filistin topraklarında yasadışı tüm yerleşim faaliyetlerini “hemen ve tamamen” durdurmasını öngören karar tasarısını kabil etti. Güvenlik konseyi üyesi 15 ülkeden 14’ü karar tasarısı için “evet” oyu verirken, veto hakkı bulunan ancak bu hakkı kullanmayan ABD “çekimser” oy kullandı. İsrail BMGK’nin uymayacağını açıklarken ABD’ye çok sert tepki gösterdi.
  • 14 Temmuz 2017: İsrail polisi Cuma günü sabah saatlerinde Mescid-i Aksa’da silahlı saldırıda bulunduğunu iddia ettiği üç Filistinliyi öldürdü, olayda yaralanan iki İsrail polisi de hayatını kaybetti.

Bu olay üzerine Mescid-i Aksa’nın da içinde bulunduğu Harem el Şerif bölgesine giriş-çıkışlar iki gün boyunca yasaklandı. Açıldığında ise giriş noktalarına metal detektörleri yerleştirildi. Dedektörleri protesto eden Filistinliler, Doğu Kudüs’ün sokaklarında namaz kılmaya başladı.

Gerilim arttı Doğu Kudüs’te hem de Batı Şeria’da protestocu Filistinlilere İsrail polisi müdahale etti ve toplamda dört Filistinli öldürüldü. Ardından bir Filistinli, üç İsrailli sivili bıçaklayarak öldürdü.

  • 6 Aralık 2017: ABD Başkanı Trump, İsrail’in başkenti olarak Kudüs’ü tanıdıklarını belirterek, İsrail ABD Büyükelçiliği’ni Tel Aviv’den Kudüs’e taşıyacaklarını açıkladı.

(Devam edecek)


[6] Igor Kolgarev (https://yalansız.wordpress.com/…/abiy-kenonisl-binmekyenih-…/

[7] age.

[8] BBC, Aljazeera, Reuters

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: