Ekim falan da gitmeden önce

“Eylül toparlandı gitti işte
Ekim falan da gider bu gidişle
Tarihe gömülen koca koca atlar
Tarihe gömülür o kadar”

Doğrudur, her eylül sonu paylaşılır. Turgut Uyar’ın “Acıyor” şiirinin dizeleri, gönlümüzdeki ve sosyal medyadaki yerini alır. Zira eylül tam da o gün gitmiştir ve ekimin falan da gitme ihtimali, tüm gerçekliğiyle insanın suratına çarpmaktadır.

“Sonbaharı sevmek” diye bir gerçeklik vardır. Kızıl gök, sarı yapraklar, kapalı meyhaneler, yağmur, kitap-kedi-kahve üçlüsü, battaniye, sinema dendi mi sonbahar severlerin kalbi bir başka çarpar. İnsan kendine, “Başka hangi mevsimde Burgazada’dan bakınca İstanbul bu denli uzak görünür?” diye sorar.

Sonbahara eşlik eden giysiler de vardır. “Yazlık-kışlık yaparken” ortaya çıkan şallar, hırkalar, şapkalar ve trençkotlar; her sonbahar hatırlanan eski dostlar.

Trençkotun içinden çıkanlar

Yoğun duyguların giysisidir trençkot. Yağmura dayanır da, bir söze dayanamadığı gün olur. Omzuna attığında ağır gelirse bil ki kumaşından değil, melankolidendir.

Trençkotun içine ne giyildiği tahmin edilemeyeceği gibi, içinden ne çıkacağı da hiç belli olmaz.

İçinden, asil bir kadın çıkabilir. 1957 yapımı müzikal Funny Face’de Audrey Hepburn, Paris sokaklarında trençkotuyla dolaşırken ruhundaki zarafeti yansıtır. 1950’li yılların stil ikonlarından biri olan Hepburn, filmlerinde işbirliği yaptığı Fransız tasarımcı Hubert de Givenchy ve Paramount şirketinin baş tasarımcısı Edith Head tarafından oluşturulan kostümleriyle unutulmazdır.

İçinden, acı çekerken bile güçlü görünen -görünmeye çalışan- bir adam çıkabilir. 1942’de çekilen Casablanca filminin son sahnesinde Burberry trençkotu ve fötr şapkasıyla Humphrey Bogart hislerini nereye kadar gizleyebilir? Güçlü olmanın hislerden kaçmakla bir ilgisi olmadığını anlamış olsa gerek, gizleyemez.

İçinden, hayatı çözmeye çalışan, kırılgan bir kadın çıkabilir. 80’lerin New York’unda borsacı sevgilisiyle yaşadığı karmaşık aşkın içinden geçerken hayatını ve sınırlarını sorgulayan bir kadını canlandıran Kim Basinger sadece seksi bir kadın ve 9,5 Hafta sadece erotik bir film midir? Elbet değildir.

İçinden, yalnızca “birinin karısı, sevgilisi, annesi” olarak değil, kendi kimliğiyle var olmanın peşinde, toplumun kendine biçtiği rolleri sorgulayan bir kadın çıkabilir. Meryl Streep, Kramer Kramer’e Karşı’da bu kadını canlandırırken ne kadar da içtendir.

Sezonun Trençkot Modası

Burberry’de CEO olarak görev yapmış olan Angela Ahrendts’ın “Yaşınız ve cinsiyetiniz ne olursa olsun, size göre bir trençkot muhakkak vardır” sözünü doğrulayan bir sezon yaşıyoruz. Geniş beden, bol, klasik, renkli, vinil, deri, yakası leopar desenli trençkotlar sonbaharımıza eşlik ediyor.

Sezonun en ilgi çekici trençkot stili ise omuzları soğuk havaya aldırış etmeden açıkta bırakmak.

“Eylül toparlandı gitti işte, ekim falan da gider bu gidişle…” Gitmeden, ne gerekiyorsa onu yapalım o zaman.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: