Dimyat’ın Pirinci Evdeki Bulgurdan Kıymetli mi?

Günlerdir Reyhanlı ve Kilis’e roketler atılıyor! Yaşayanları huzursuz eden roketlerin Afrin bölgesinden atıldığı söyleniyor.

Az önce okuduğum bir habere göre; Kilis kent merkezi Nemika Caddesine atılan roket, 6 katlı bir binanın teras katına isabet etti. Roketli saldırı Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın kentte olduğu esnada gerçekleşti. Atılan bir roket, Orgeneral Hulisi Akar’ın, bölgeye 100 metre uzaklıkta bulunan Valilik binasındaki Vali Mehmet Tekin arslan’ı ziyareti esnasında düştü. (1)

Bu olay bana yaklaşık 2 yıl önceki benzer bir olayı anımsattı.

Kilis, 2016 yılının başlarında günlerce roket saldırılarına maruz kalmış, bu saldırılarda 20 den fazla insan ölmüştü.

Özellikle de dönemin Başbakan yardımcısı Yalçın Akdoğan, Kilis valisi ile görüşmeler yapmakta olduğu sırada bir roket Valilik binasına 100 metre uzaklıkta patlamıştı!

Tesadüf, benzerlik, mucize, hepsi yan yana dizilse iki olay bu kadar üst üste gelemez…

Konuyla ilgili iki yazı yazmış, olayın garip görünen yanlarını anlatmaya çalışmıştım. Yeniden hatırlatma amacıyla kısaca açıklıyorum.

O dönemlerde Kilis’in karşısında bulunan Suriye topraklarında, dönemin Başbakanının, Başbakan olmadığı dönemlerde “öfke ile bir araya gelmiş insanlar” olarak adlandırdığı, “kafa kesmeyi” ibadetten sayan anlayışın insanları, İŞİD hâkimiyeti altındaydı.

Saldırılardan bir yıl önce medyaya düşen konuşmalarda MİT müsteşarı, “Suriye tarafına 4 adam gönderir, bizim tarafa 8 roket attırır savaş çıkartırım” demişti.

Roketler düşmeye, insanlar ölmeye başlayıp bu olay günlerce devam edince insanlar, yetkililerin önlem alma konusunda bir şeyler yapmamasına isyan edince önlemler alınmaya başlanmıştı!

Vali, önce bilimsel olarak “yer çekimi var elbette düşecek” açıklaması yapmış, ardından da “abdestsiz dışarıya çıkmıyorum” demiş ve halka plastik abdest ibrikleri dağıtmıştı!

Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın, konuyla ilgili olarak; “Suriye tarafından Kilis’e düşen roketler neticesinde, bununla ilgili şu anda en üst düzeyde tedbirler alınıyor… Bunun bilinçli olarak yapılıp, yapılmadığı konusunda bize ulaşan bir bilgi yok… “açıklamasında bulunmuştu.

Yetkililer, “Kilis’e atılan füzelerin bir kısmı yanlışlık sonucu düşüyor, bir kısmı ise bilerek atılıyor. Ne kadarı bilerek atılıyor, henüz bilemiyoruz. Misliyle karşılık veriyoruz” diyordu!

Asıl önlem,  Aile ve sosyal politikalar bakanı Sema Ramazanoğlu tarafından alınmış, 16 psikolog, vatandaşlara, rehberlik, rehabilitasyon ve psikoterapi hizmeti sunmak üzere görevlendirilmişti!

Açıklamalar ve yapılanlar komedi gibi görünse de ölümler ciddiydi ve her geçen gün artıyordu! (2-3)

Yetkililerin yoğun çabaları, çalışmaları ve duaları sonrasında roket atışları başladığı gibi birden bire kesilmişti!

Afrin operasyonuyla birlikte yeniden gündeme gelen roketler önce Hatay’ın Reyhanlı ilçesine düşmeye başlamış ardından da Kilis hedef olmuştu. Belirli bir hedef gözetilmeden atılan roketlerden biri bir camiye hasar vermişti!

Bu defa roketlerin atıldığı bölge İŞİD değil PYD kontrolündeydi ve bu çok önemliydi! Roket atılan bölge İŞİD kontrolündeyken alınan tedbirler yeterli olamazdı. Ek tedbirler alınmalıydı ve alındı da.

Bölge obüs toplarıyla sayısız kereler bombalandı. Ardından da bölge teröristlerden temizlenmek üzere “Zeytin Dalı” adlı Afrin operasyonu başlatıldı.

Operasyonun adını, Afrin’in çok büyük zeytinlik alanlarından mı yoksa zeytin dalının, Nuh tufanından buyana “Barış” simgesi olmasından mı aldığını öğrenemedik.

Bizi ilgilendiren kısmı, atılan roketler oldu.

Bir zamanlar İŞİD terör örgütünün attığı roketleri şimdi PYD terör örgütü! Atıyordu.

Roketler atılırken bölgede mutlaka önemli şahıslar oluyordu!

2 yıl önce Başbakan yardımcısı, şimdi ise Genel Kurmay Başkanı vardı roketlerin atıldığı sırada ve her ikisi de ne tesadüf ki atılan roketlere 100 metre mesafede duruyorlardı!

Şaşkınlıkla seyrediyoruz! Einstein’in sözleri geliyor aklımıza, içerisinden ürküntü geçen gülümseme düşüyor dudaklarımıza.

Afrin operasyonu, teröristlerin temizliği, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO), ÖSO’nun içinde Birleşmiş Milletlerin “tehlikeli teröristler listesinde bulunan Müslim El Şişani’nin yer aldığı söylentileri(Yeni Akit Gazetesi haberi),  ÖSO için harcandiği söylenen milyarlarca lira, operasyonun masrafları, yükselen işsizlik ve yoksulluk, artan taciz, tecavüz, işçi ve kadın ölümleri, Anayasa mahkemesinin kalmayan bağlayıcılığı, yapılan onlarca sına rağmen yetmeyen cezaevleri kapasitesi ve gittikçe azalan insan hakları endişelenmemiz gereken konuların başında geliyor.

Ve nedense “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olduk” (*) sözü geliyor aklıma.

Dimyat’ın Türkiye’de olmadığını da düşünüyorum ayrıca.

Pirinç lazım değil diyorum. Evdeki bulgur neyimize yetmiyor ki!


1.http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/914296/Hulusi_Akar_in_Valilik_ziyareti_esnasinda_100_metre_yakinina_roket_atildi…_Validen_ilk_aciklama.html

2.http://www.batmansonsoz.net/yazi/2253/kilis-roketleri#.Wm1tbrqWS01

3.http://www.batmansonsoz.net/yazi/2262/kilis-fuzelerine-psikolog-kalkani#.Wm1tdrqWS03

 

(*) Dimyat (Damietta) Mısır’da, Portsait yakınlarında, zamanın önemli bir ticaret merkezinin olduğu küçük bir kasaba ve limandır. Mısır’den pirinç alan tüccarlar bu limandan alışveriş yaparlarmış.

 

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları