Demokrat Partiyi Kapattıran DP’liler

                                                                                               “Ağacın kurdu içinde olur.”
                                                                                                    Thomas Hobbes

Demokrat Parti bundan tam 57 yıl önce, dün kapatıldı. 29 Eylül 1960’ta Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmeye başlayan davada Demokrat Parti, Cemiyetler Kanunu’na aykırı hareket, tüzük hükümlerine uymamak, kongresini toplamamak ve gayeleri dışına çıkmak gerekçeleri ile Medeni Kanun’un hükmî şahıslar hakkındaki hükümlerine ve aynı kanunun cemiyetlere dair kısımlarına dayanılarak kapatılır.

Davacı, Müteahhid Mustafa Geygel’dir. Geygel 1960 yılı 20 Haziran’ında (darbeden 3 hafta sonra) Adnan Menderes aleyhine DP’nin kongresini yapmadığı için davacı olur. DP’nin kapatılmasına da bu dava vesilesiyle karar verilecektir.

Ankara 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bu davaya bakan hâkimi Raif Elmasdağlı’dır. Davacı Mustafa Geygel’i Avukat Cemal Özbey, Davalı Adnan Menderes’i ise Avukat Kemal Yılmaz temsil etmektedir. Dava’nın mübaşiri ise Hasan Tolun’dur.

Yarım saatten kısa süren dava da Hakim Elmasdağlı,  Davalı Menderes’in de Yassıadada’ki ifadesinde DP’nin kapatılması gerektiğini söylediğinin altını çizerek partinin feshine karar verir: “Gereği düşünüldü…” diyerek söze giren Elmasdağlı’nın o günün gazetelerine de yansıyan sözleri şu şekildedir: “Demokrat Parti Genel Başkanı Adnan Menderes’in Yassıadada vermiş olduğu ifadede bugünkü şartlar altında partinin kapatılmasına muvafakat ettiği görüldü. Başkaca tetkik edilecek husus kalmadığından duruşmaya son verildi. Karar metnini ve esbabı mucibesini kalemden alırsınız. Demokrat Parti feshedilmiştir.” Elmasdağlı’nın kararını açıklamasını takiben, mahkemeyi izlemekte olan Turan Güneş “Yaşasın Adalet” diye bağırır.

 

                                                                                                ***

 

Başa dönelim ve davaya biraz daha yakından bakalım.

Davanın bir asliye hukuk mahkemesinde görülmesi ve kapatma kararının Medeni Hukuk ve Cemiyetler Kanunu’na dayanılarak verilmesi dikkatinizi çekmiştir sanırım. DP’nin kapatılması ile ilgili hukukî süreç, bugün olsa, Anayasa Mahkemesi’nde Siyasi Partiler Kanunu’na göre yürütülmek zorundaydı. Ancak 1960 öncesinde ne siyasî partileri diğer cemiyetlerden ayrı şekilde düzenleyen bir hukuk kodu mevcuttu ne de buna dair bir mahkeme. Demokrat Parti bu nedenle, sıradan bir cemiyet gibi mütalaa edilerek yargılandı.

Davacı Mustafa Geygel ve avukatı Cemal Özbeyhakkında da bir iki cümle sarf etmek gerekiyor. Ayrıntıları Cemal Özbey’in 1961 yılında Emek Yayınları’ndan basılan Demokrat Partiyi Nasıl Kapattırdım başlıklı kitabından da yararlanarak özetleyelim.

1929 doğumlu Davacı Mustafa GeygelÇorum İli Alaca İlçesi, Büyük Camili köyü nüfusunda kayıtlıdır. Evli ve 5 çocuk sahibi Geygel Ankara’da müteahhitlik yapmaktadır. DP Ankara Merkez İlçe Teşkilatı Üyesi olarak siyasetle uğraşmaktadır.

Avukat Cemal Özbey, 24 Ocak 1958’den sonra Mustafa Geygel’in vekili tayin edilir. Bu sıfatla Özbey tarafından tanzim edilen Dava Dilekçesi, 20 Haziran 1960 tarihinde mahkemeye sunulur. 9 gün(29 Haziran’da)  sonra da bu Dava Dilekçesi, Yassıada’da Davalı Adnan Menderes’e tebliğ edilir. 16 Temmuz 1960’da DP’ye Mustafa Geygel’in DP üyesi olup olmadığı sorulur. DP’den verilen yanıt, Davacı Geygel’in DP Ankara Merkez İlçe Teşkilatı Üyesi olarak kayıtlı olduğu şeklindedir.

Avukat Cemal Özbey’i hem kendi kitabından hem de oğlu Avukat Hasan Basri Özbey’in anlatımlarından dinleyebiliriz. Cemal ÖzbeyMalatya Yazıhan Nahiyesine bağlı Karaca Köyü’nde 18 Aralık 1928’de doğmuştur. Ankara Hukuk Fakültesi’nden 1955 yılında mezun olur. Oğlu babasının, zamanında, DP’nin dillere destan mini mini valisi Fahrettin Kerim Gökay’a bile kafa tuttuğunu, onun Alevilik ile ilgili aşağılayıcı sözlerine karşı bir basın toplantısı yaparak Gökay’ın eleştirilerine cevap verdiğini söylüyor. Hatta Özbey bu basın açıklamasını bir broşür haline getirmek ister ama parası yoktur. Yine oğlu Hasan Basri Bey’in aktardığına göre, baba Özbey’in imdadına Emek Matbaası sahibi Sefer Aytekin yetişir. Rafızilik Nedir? Ord. Prof. Fahrettin Kerim Gökay’a Cevap başlığıyla hazırlanan bu broşürü basma işini Aytekin (Bu kişi, Vedat Türkali’nin arkadaşı, ilkokul öğretmeni, TKP’li  Sefer Aytekin değildir.) üstlenir. Umarım dikkatinizden kaçmamıştır; çünkü baba Özbey’in Demokrat Partiyi Nasıl Kapattırdım başlıklı kitabını da 1961’de Aytekin yayınlayacaktır.

Davacı Geygel ve Avukatı Özbey’i daha sonraki yıllarda (17 Ekim 1966) (Türkiye) Birlik Partisiiçerisinde de göreceğiz. Özbey ve GeygelHasan Tahsin Berkman liderliğinde teşkil edilen partinin kurucuları arasında yer almaktadırlar.

Davalı Adnan Menderes’in vekili Avukat Kemal Yıldız’dan da bahsedelim.  Avukat Yılmaz da DP üyesi. Aynı zamanda Trabzon Barosuna kayıtlı bir avukat. İsmail Küçüklılınç’ın belirttiğine göre, 1956 senesinde DP Trabzon İl Teşkilatına ait bir jeepin işlemleri için Adnan Menderes tarafından vekil tayin edilmiş. Daha sonra DP’den ayrılmış, Adnan Menderes’in avukatlığına da devam etmemiş, ama bu söz konusu jeepin işlemleri için Adnan Menderes’in verdiği vekaletin iptali de ihmal edilmiş;. Trabzon İl Başkanı Fikri Karanis de hatırlatmayı unutmuş. Dolayısıyla darbe sonrasına gelinip de kapatma davası açıldığında, Avukat Kemal Yıldız hiç değilse teknik olarak Adnan Menderes’in vekâletine sahip bir avukat. Kemal Yıldız mahkeme de kapatma istemine herhangi bir itiraz da bulunmayacaktır; bunu da unutmadan not edelim.

Son olarak, Mahkeme’de “Yaşasın Adalet” diye bağıran Turan Güneş ile ilgili bir şeyler ilave edelim. 1922 doğumlu Güneş de hukukçu. 1945’te İstanbul Hukuk mezunu. Doçentken (1954’te) DP Kocaeli Milletvekilliği yapar Güneş. Sonra DP’den ayrılarak Hürriyet Partisi kurucuları arasında yer alır. Parti kapatılınca da CHP’ye transfer olur. Darbeden sonra teşkil edilen Kurucu Meclis’te de CHP Temsilcisi olarak yer alır. Daha sonra güneş’i Ecevit’in Ortanın Solu Hareketi’nin mutfağında görürüz. Güneş 1977’de vefat eder.

Homo homini lupus”; Romalı yazar Titus Macchius Plautus’a da ithaf edilen, ama akla ilk olarak Hobbes’u getiren bir söz. Ha “İnsan insanın kurdudur” diye çevrilmiş ha “Ağaca balta vurmuşlar sapı bendendir demiş” diye. Farkeder mi? Sonuçta siyasette vefa sadece bir semt adıdır.

Keyifli Pazarlar

Mete Kaan Kaynar

NOT: İlk fotoğraf Cemal ÖZBEY’e ikincisi Mustafa GEYGEL’e ait. Son fotoğra ise Turan Güneş’in

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları