Çocuklarımızın yaşama sevincini yok eden sistemin adıdır TEOG

26-27 Nisan günleri TEOG 2(Temel Eğitimden Orta Eğitime Geçiş Sınav)  yapılacak.

Çocuklarımızın geleceği  için önemli olan ama değerli olmayan bir sınavdır bu. İnsanı değil sınavı merkezine alan hiçbir uygulama değerli olamaz. Değerli olan, yaşama anlam katandır. Oysa ki sınav/sınavlar yaşama anlam katmayı bir tarafa bırakalım yaşamımızdan çok değerli parçaları koparıp koparıp alıyor  bizden; acıtarak, kanatarak.  Çocukluğumuz, gençliğimiz kuşatılıyor ve yaşama sevinçlerimiz  yok ediliyor başarı adına.

BAŞARI NE ?

Başarıyı belirleyen ne?

Not!

Yani sayılarla ölçüyoruz başarıyı. Kişinin değerini not belirliyor. Notunuz ne kadar yüksekse siz o kadar değerli oluyorsunuz. Kimse o notun nasıl alındığına bakmıyor , sadece nota bakıyor. En yüksek notu neden alamadığını da bilmiyor kimse; yüksek notu alamayanın yeterince başaralı olmadığına inanıyor. Bir hafta önce çözdüğü soruyu bir hafta sonra çözemeyen öğrencinin derdini bilmiyor öğretmen; öğrenciye kızmayı , suçlamayı, notla korkutmayı biliyor… Ergenlik döneminin sorunlarını  yoğun yaşayan çocuğunun yaşadığı alt üst oluşu bilmiyor veli;9-10 saat okulda kalan çocuğunun eve geldikten sonra dersin başına oturmadığı için kızmayı, suçlamayı, kıyaslamayı biliyor …  İşte bu yüzdendir sınavın değersizliği. Eğer değerli olsaydı sınavlar; öğretmen öğrencisine yabancı  ve çocuğunun bir yarış atı gibi koşturulmasına destek olmazdı veli; üçüncü sınıfa giden  çocuğuna A değil de B aldığı için kızıp ağlatmazdı…

TEOG’a hazırlanan  bir öğrencim cumartesi günü çok sevdiği dedesini kaybetti. Pazar günü toprağa verilecekti dedesi. Çocuk ağlaya ağlaya geldi derse, dersi bitince de babası tarafından cenazenin kalkacağı camiye götürüldü. Bugün o çocuk acısını yaşayamadan  yine okula gönderildi derslerden geri kalmasın diye. Üstelik orta yerde ders falan da yoktu,  test çözme vardı. Bugün o çocuk, acısını yüreğine gömerek gitti okula ve öğretmeni/öğretmenleri onun acısını bilemedi, paylaşamadı;derdinin ne olduğunu  sormadı/soramadı.  Ve o acılı çocuk okul çıkışı yine elinden tutulup derse getirildi çünkü bir gün sonra sınava girecekti; sınav acının yaşanmasına engeldi…Sınav her şeydi, acı ertelenebilir bir şeydi. Acısını yaşayamayıp bastıran  bir çocuğun ileride hastalanacağını, kurban olduğunu unutacağını, belki de bir gün çocuğuna benzer acıları yaşatacağını düşünmenin de fazla bir anlamı yoktu; varsa  yoksa TEOG’du!

BAŞARI NESNEL DEĞİL ÖZNELDİR

Binlerce soru çözen; başarılı  ve yaratıcı olduğundan hiç şüphem olmayan  o canım öğrencime aşağıdaki soruyu sordum:

A(2,-12), B(1,-6), C(a, b) noktaları doğrusal olduğuna göre;

a+b toplamı aşağıdakilerden hangisi olur?

  1. A) -8 B)-12 C)-15     D) -18

İlk önce (C) seçeneğini eledi, oysaki doğru yanıt (C) idi. İşin en acı yanı , benzer soruyu  iki gün önce rahatlıkla çözebilmişti o canım öğrencim. Çözememişti çünkü o yavrucuğumun aklı dedesindeydi  ve ben  başarının sayılarla ölçülemeyecek kadar öznel olduğunu söyleyemedim  kimseye.

“ÖZEL” OKULLAR DEĞİL “PARALI” OKULLAR 

O canım öğrencim çok ünlü bir özel okula gidiyordu ama o çok ünlü  özel okul canım öğrencime aşağıdaki sorunun nasıl çözüleceğini de kavratamamıştı.

Soru şöyleydi:

“İpek, yapılan sınavda soruların önce 15’ni çözüyor. Geriye kalanların üçte birini   çözdüğünde soruların yarısını çözmüş oluyor.

Acaba sınavda kaç soru sorulmuştur?

A)60                      B)70                      C) 80                     D) 90

Öğrencim birkaç hamle yapıp bıraktı kalemi masaya!

Oysaki soruyu çözmesi için denklem kurması da gerekmiyordu. Seçeneklerden giderek de soruyu çözebilirdi. Mademki sorulan soru sayısı yanıtlardan biriydi , deneyerek yanıtın 60 olduğunu bulabilirdi  ama  düşünemedi sonuçlardan giderek sorunu çözüleceğini ve “yapamam” deyip baktı yüzüme; göz pınarlarında gizlediği gözyaşlarıyla… Ve ben, o çok ünlü özel okulların “özel” olmayıp “paralı okullar” olduğunu söyleyemedim… Canını sıkma canım yavrum, neden çözemediğini sen de biliyorsun ben de deyip sarıldım, bastırdım başını yüreğime…

DERSHANELERİ KAPATIP OKULLARI DERSHANELERE DÖNÜŞTÜRDÜLER

Dershaneleri kapatıp okulları dershaneye dönüştüren bu sistem, çocuklarımızın robot değil önce insan olduklarını unutacak/unutturacak  kadar vahşileşti. Farklılığı yöntemde değil, sınav ve test sayısında gören; aşırı yüklemenin çocukların psikolojisini bozduğunu göremeyecek kadar “kör” olan özel okulların çoğu ise, eğitimin insan merkezli olduğunu bir tarafa bırakıp para kazanmak adına şov yapan basit ticarethaneler konumuna geldiler.

ÜRETİM İÇİNDE EĞİTİM, EĞİTİM İÇİNDE ÜRETİM

Üretim içinde eğitimi, eğitim içinde üretimi reddeden bu çağdışı eğitim sistemi varoldukça  ne çocuklar çocukluğunu, ne gençler gençliğini yaşayabilecek  ne de veliler sınav odaklı  bu eğitimin yarıştıran kobayları olmaktan kurtulabilecek.

Bu yüzden diyorum ki:

TEOG, ÇOCUKLARIMIZIN YAŞAMA SEVİNCİNİ YOK EDEN SİSTEMİN ADIDIR.

SON SÖZ:

Demokratik, laik, bilimsel bir eğitim sistemi kuruluncaya kadar sürecek bu dram ve yitip gitmeye devam edecek çocuklarımız.

 

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları