Bir yürüyüş eyledik…

25 gün süren yürüyüşün katılımcıları ve Kemal Kılıçdaroğlu 9 Temmuz’da Maltepe’de büyük bir coşkuyla karşılandı. Öncesinde her kesimin “pasif” olmakla eleştirdiği, suçladığı, hatta Genel Başkanlığı bile haketmediğini düşündüğü Kemal Kılıçdaroğlu birdenbire yürüyüş yapacağını açıkladı. Hem de Ankara’dan İstanbul’a, hem de bütün kimliklerinden sıyrılarak, hem de sadece ADALET istemiyle!

Kimimiz bu yolculuğun tamamlanamayacağını, (gerek hava sıcaklığının yaratacağı sağlık sorunları, gerekse Kemal Bey’e duyulan güvensizlikten) bir süre sonra biteceğini düşündük. Provake edilerek mutlaka sorun yaratılacağı, gereksiz olduğu, geç kalındığını düşünenlerde vardı. İyimser olanlarımız umutlu olmasalar da, “dur bakalım” lar ile bekledi.

Sonuç olarak halk arasında sebep ne olursa olsun başlangıç itibari ile tepkilerin “güven” sorunu vardı. Fakat katılımların artması, üstelik ulaşılamayacak uzakta, katılımı kolay sağlanamayacak bir güzergahta olmasına rağmen, halkın katılımının artması umutları büyüttü. Kaygıları silmeye başladı.

Yürüyüş boyunca kimsenin burnunun dahi kanamamış olması da “HAK, HUKUK, ADALET” sloganının içini doldurmaya yetti de arttı bile.

Her kesimden hakkının yendiğini, adaletsizliğe uğradığını düşünen insanlar yoldaydı, birlikteydi, omuz omuza yürüdüler. Yargıdaki hukuksuzluklara isyan edenler, KHK mağdurları, işçiler, taşeronlar, kadın hakları savunucuları, yakınlarını yanlış siyasete kurban verenler, kısacası iktidarın ADALETİ satın aldığını düşünen herkes oradaydı.
İktidar ise,

– “Bizim yaptığımız yollarda yürüyorlar” dedi,
– “Biz müdahale etmiyoruz ki yürüyebiliyorlar” dedi,
– “Kabak tadı vermeye başladı” dedi,
– “O yollarda bile yürüyemez hale gelirsiniz” dedi….

Her demokratik eylemi, “terörizmle” bağdaştırdığı gibi adalete susamış insanları yine teröre destek vermekle suçladı. Maltepe’deki katılımın ne kadar az olduğunu trajikomik açıklamalar ile dile getirdi.

Dedi de dedi…

Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde başlada da; insanların HAK, HUKUK, ADALET nidalarıyla sonuçlanan bu yürüyüşün hem muhalefet açısından hem de halk açısından gerçek bir uyanış olduğu asla reddedilemez. Ohal koşullarında ve korkusuzca sergilenen bir yürüyüş olarak kayıtlara geçecektir.

Meydanda kaç kişinin olduğuna gelince, bir milyon, üç milyon, beş milyon değildik evet.

Hepimiz HAK, HUKUK, ADALET diyendik!
Hepimiz BİR’dik!

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: