Bıldır yediğin hurmalar…

Bunlar ara ara nabız ölçmek için yoklama çekiyor, biz de her seferinde sütten çıkmış ak kaşıklar gibi, aynalı sazan sürüleri halinde atlıyoruz da…

Diyanet’in “dokuz yaşındaki kız çocuğu ergen olmuşsa evlenebilir” açıklamasına iki gündür öyle bir tepki gösterildi ki, sanki bu coğrafyada düne kadar çocuklar son derece güvendeymiş de, bu fetvayla birlikte hepsini kaçırıp evlendirmişler gibi bir toplumsal histeriye tutuldu millet.

Yahu, ben kendimi bildim bileli bu ülkede tecavüze eşdeğer bir “çocuk gelin” kangreni var.

Kendimi bildim bileli bu toplumun başta aile olmak üzere her biriminde, her sosyolojik katmanında, devlet koruması altındaki bütün yurtlarda, vakıflarda hatta okullarda çocuk tecavüzleri var.

Kendimi bildim bileli bu korkunç evliliklerin ve tecavüzlerin sorumlularını aklayan iğrenç bir yargı sistemi var.

Ben kendimi bildim bileli T.C. insanı küçük yaşta evlilikte, tacizde, başta çocuklara ve hayvanlara olmak üzere tecavüzde, ensestte dünya şampiyonluğuna oynar. Birinci ligden aşağıya düştüğü hiç görülmemiştir.

Ve hem de pek çoğunuz için de geçerli olan, “kendimi bildim bileli” kısmı, AKP’den çok çok öncesine uzanır.

Hayır, onlarca yıldır her halta gözünüzü kapatır, kendinizi lâik ve müreffeh bir cumhuriyet ülkesinde mutlu mesut yaşadığınız ninnisiyle uyuturken iyiydi de, şimdi niye ayağı yanmış köpecikler gibi bangır bangır bağırıyorsunuz?

Bu herifler mevzuyu gözünüze soktu diye mi?

Ne olmuş soktularsa?

Gözünüze sokulmadığı zamanlarda o çocuklara tecavüz edilmiyor muydu?

Tıpkı “gitmeseniz de gelmeseniz de sizin” olan o uzak köylerde öldürülen, faili meçhul edilen onbinlerce insanın katli siz görmediğiniz sürece vacip olduğu gibi, kıymetli gözlerinizden ırak gerçekleşen tecavüz de caiz tecavüz müydü?

Ne güzel! Artık her şey gözler önünde! Kimse bir şeyi saklama ihtiyacı duymuyor, kimse kendini kandıramıyor!

Şapka düştü, kel gözüktü!

Ülkeye ilk kez EŞİTLİK GELDİ!

Artık herkes topun ağzında! Nasıl, iyi miymiş böyle üç maymun biblosu kardeşler?

Hele ki en çok çığıran CHP’liler, ULUsolcular!

Sizin yatacak yeriniz yok!

Bir yandan lâiklik deyip, öte yandan Diyanet diye bir kurumu peydah ederek oraya milyar milyar bütçeler akıtıp, balığı baştan kokutan siz!

O bayıldığınız askerî darbelerin ertesinde İmam Hatip’leri palazlandıran siz!

Her daim ya koalisyon ortağı ya da ana muhalefet partisi olarak mecliste arz-ı endam etmenize rağmen, hiçbir zaman bu büyük insanlık suçlarına karşı köklü reformlar yapma yoluna baş koymayan siz.

Bugün en çok çığıran yine siz!

Üstelik de sevgili partiniz ve sözde can düşmanınız iktidar, dokunulmazlıkların kaldırılmasından kanlı savaş tezkerelerinin altına imza çakılmasına varana kadar bir sürü rezilliği birlikte kotarırken gıkınızı çıkarmadığınız halde!

Hayırdır? Dalga mı geçiyorsunuz, adam mı seçiyorsunuz?

Haa, düşmanınızın (yani Kürtlerin) düşmanı dostunuzdu değil mi? Köprüyü geçene kadar ayıya dayı demek lazımdı; unutmuşum, pardon.

Neyse, gelelim ‘yetmez ama evet’çilere.

Mısır’ından İran’ına, pek çok islam ülkesinden ezber ettiği bir senaryonun bu topraklarda da aynen sahneye konacağını öngöremeyecek kadar cahilin de cahili siz sözde âkil insanlar, bu diktatöryaya Truva Atı olduğunuz için, bütün bu olanların en büyük suç ortağısınız! Net!

Adamlar işini yapıyor kardeşim! Misyonlarının gereğini yerine getiriyor!

Siz ne yaptınız?

Kendi misyonunuzu unutup, üç kuruşluk takiyelere tav olarak aptallığın destanını yazdınız!

Heriflerin önüne çıkan her engeli, hem de bir yandan yollarına gül dökerek kendi elleriyle kaldıranlar, her şeyin asıl sorumlusu sizsiniz!

Ne diye çığırıyorsunuz ki şimdi?

Bizim köyde bu gibi durumlarda ne denir biliyor musunuz?

Söyleyeyim:

“Bıldır yediğin hurmalar, gelir popişkonu tırmalar!”

Buyrun şimdi, ayıklayın pirincin taşını.

Pardon, taşın pirincini… Tabii bulabilirseniz.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları