Beni Bul Anne

Herkesin bir keşkesi vardır hayatta, düşündükçe onu yaralayan, kanatan, gece olur olmaz kan ter içinde uyandıran.

Benim en büyük keşkem, en büyük yaram sendin Annem.

Ben yaramı çok sevdin anne. İyileşmesi için hiç uğraşmadım. Seni özlediğim her an bir neşter gibi yaramı kanattım. Kabuk bağlamasın diye her şeyi yaptım. Senden kalan eşyaları bağrıma bastım, hıçkıra hıçkıra ağladım, dört duvara sığamadım.

O hastane odasında seni asansöre doğru götürürlerken hafızanı yitirmiştin. Vücudun bir çocuğun bedeni kadar küçük kalmıştı. Korkulu gözlerle seni götürenlere bakarken, bana da attığın bakışın altında öldüm annem. Sanki yıllardır üstüne titrediğin yavrun değildi karşında. Yaklaşmaya çalıştığımda korkunu o bakmaya doyamadığım yüzünde gördüm. Bir kez olsun sarılmak için ömrümü vermeye hazırdım, ama o an ömrümden gittim annem.

Affet beni melek yüzlü annem seni daha fazla korkutmamak adına o asansöre binemedim. Merdivenleri çıkarken sanki yıllardır sana koşuyormuşum gibi nefes nefese bitiremedim.

Yetişemedim seni yoğun bakıma koyduklarında yanında değildim. Sanki o gün ebediyen gideceğini tahmin eder gibiyim. O melek yüzüne veda edemedim.

Bana öyle yabancı bakmanı, kokuna doyamamanın verdiği acıyı belki bir ömür taşımak istemedim.

Hayat durdu. Çocukluğum, anılarım, yaptığın yemeklerin lezzeti, her şey bir anda yerle bir oldu. Zaman dondu.

Ne sana gelebildim ne kendime gelebildim.

Kokunu alabilmek için bindiğin asansöre dizlerimin üstüne çökerek bindim.

Aynada biraz seni, biraz kendimi gördüm. Bizim konuşmadığımız her şeyi konuşuyorlardı.

Sen ağlama anneciğim, benim için yaptığını biliyorum diyordun.

Ben affet beni, affet anne keşke ellerini tutsaydım, keşke hiç bırakmamacasına sarılsaydım diyordum.

Sen her zamanki o şefkatli halinle gülümsüyordun. Aynadaki bedeninin sedyedeki bedeninden farklıydı. Aynıydın. Kilon, teninin rengi, bakışların benim annemdin.

Ben sanki affedilmeyecek bir suç işlemiş gibi ağlıyordum. Bağırıyordum. Hadi anne hadi bana kız, ayağındaki terliği fırlat, birkaç kötü söz söyle ama anne kurban olayım konuş dön artık.

Ben yolculuğumu tamamladım artık, sende büyüdün bana ihtiyacın yok artık der gibi bakıyordun.

Büyümedim anne büyümedim diye çığlık atıyordum. Hala düzensiz besleniyorum, terli terli su içiyorum, geceleri yalnız kalmıyor um.

Hala bir tarafım çocuk, anne kelimesini duyunca sessiz sessiz ağlıyorum.

Aynadaki son gülümsemendi.

Yıllar geçti ben hep o asansörde mahsur kaldım annem.

Sana yetişemedim, kendime gelemedim.

Belki ellerini tutmanın sende bir şey değiştirmeyeceğini, bunun bencilce bir istek olduğunu, ellerini tutup sana sarılırsam  sanki kendimi teselli edeceğimi, ama hatırlamayan  hafızanda  karşında çocuğun değil de, çok yabancı birini gördüğünü ve seni  korkutacağını  bildiğim için yapamadım.

Oysa sen benim korkularımı almak için göğsüne öyle bir sarardın ki, her şey tozpembe olurdu gözümde. Belki o gecelerin hatırına o an duyduğum acıyı, sana duyduğum özlemi göğsüme bastım.

Tütün basar gibi acıyı bastım, yine de ellerini tutamadım.

Ah annem ah! O an seni öpmek, ellerinden tutmak, korkma anne bak ben buradayım demek için neler vermezdim. Ama orada önemi olan benim sana Hasretim, özlemim değildi orada senin duyguların, senin korkuların, senin gözlerime bakışındaki yabancılığın, senin dokunmayın bana der gibi kızgınlığın önemliydi.

Benim yaptığımda sana dokunmadan korkularını geçiştirmekti.

Ömrüm benim, güzel annem! O an sana dokunamadım ama emin ol içimdeki yaraya dokunmaktan hiç korkmadım. Ve yarama senin adını taktım.

Ben de bir sedyede taşınacağım güne kadar sen hep benim dokunamadığım ve dokunulmayacak yaramsın.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları