Ateş ve Kadın

Ateşin büyüsünü elektriğin bozduğunu biliyoruz, kadının büyüsünü ne bozdu? Ateş ve kadın nasıl bu hale geldi? Hayatımın en uslu dönemlerini yaşadığım bu günlerde aklımdan bunlar geçiyor. Buna sayısız sebep sıralayabilirim fakat bir kaç gün önce yaşadığım olay akıl tutulması yaşattı adeta. Ankara’dan Eskişehir’e gitmek üzere trenden yer ayırtmak istediğimde  bir türlü bileti alamadım zira erkek yolcunun yanına kadın yolcuyu onaylamıyordu görevliler.

Sanırım bu Ortaçağ  düşüncesi  kadının ateş erkeğin odun olduğunu biliyordu.  Toplumun kutuplaştığını dehşetle görüyordum ama yaşam alanımıza bu kadar girdiklerini düşünmemiştim. Saflık işte! Yine de  içimdeki ateş alevlendi,  kavga dövüş pahasına “Size ne benim kiminle yolculuk yapacağımdan?” deyip biletimi aldım. Başladım babalık hukukuna küfür etmeye.  Kadının ateş olduğu döneme özlemim kabardı. N’olur büyücü kalsaydınız kadınlar, ateşi harlasaydınız, kekler kabarmasaydı, ev dağınık olsaydı, dolaplar düzensiz olsaydı dünyanın sonu mu gelirdi sanki?

Ele güne hoş görünme derdimiz, çarpık namus anlayışımız ah bu işte bütün mesele bu.

Daha iyi eş olma, daha iyi çocuklar yetiştirme, daha güzel görünme, komşuyla daha iyi geçinme hastalıklarımız yiyip bitiriyoruz bizi, içimizdeki ateşi söndürüyor. Büyücü unvanımızın içine ediyor.

Nerede kaldı Lilith cesaretimiz? Neden öldüremiyoruz içimizdeki Havva’yı?

Daha iyi bir dünya kurmakla yükümlü olduğumuzu söylerken neden sürekli bir düşman yaratıp savaşıyoruz?  Geçip giden zamana, kötülüğün kol gezdiği evrene, yaşamımızı kontrol etmek isteyenlere kafa tutmak yetmiyor mu? Bu günlerde tam da yapacağımız sadece kafa tutmak olmalı.

Biz kadınlar ne zaman özerkliğimizi kazanacağız?

Köhnemiş evlilik kurumuna sımsıkı sarılarak, evliliği bunalım gören kocayı eve bağlamaya çalışarak mı özerkliğimizi kazanacağız? Kadının yetkin bir insan olduğunu halen görmezden gelen anlayışa itaat ederek mi özgürleşeceğiz?

Arkasına saklandığımız ikiyüzlü utangaçlıktan ne zaman sıyrılıp kendimiz olacağız? Elleri bacak arasında, ağızları kulaklarında dolaşan hayatımıza çöreklenen erk anlayışına ne zaman dur diyeceğiz?

Kadın- erkek dünyası diye yaratılan insanı görmezlikten gelen kutuplaşmaya Hayır demediğimiz sürece daha çoook tren bekleyeceğiz. Daha çoook kadın cinayetlerine, tanıklık edecek, erkek şiddetine maruz kalacağız.

Türkiye toplumuna enjekte edilmeye çalışılan bu ahlaki değerler insanı çıldırtmaktan, güldürmekten başka bir işe yaramıyor. Artık tek isteğim var; Kötülüğün, kötülerin bozguna uğradığı günü görmeden bir ağaca bir böceğe dönüşmek istemiyorum.

Cennet BİLEK

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: