Aşkı Sevdiğine Uyduramazsın…

Doğarız, büyürüz,okul hayatımız olur, askerlik görevini yerine getiririz, kurslara gideriz. Bulunduğumuz zaman ve mekanlar sürekli değişse de, değişmeyen bir gerçek vardır. Beynimizde, hayallerimizde, o pembe panjurlu evde olmasını istediğimiz kişi hiç değişmez. Onun varlığı, senin hayallerinin, hedeflerinin içinde yer alır. Saç rengini, göz rengini, boyunu posunu bilmesen de, aradığın çok nettir aslında. Nelerden hoşlanıp, nelerden nefret ettiğini keşfetmeye başladığın zamanda da, senin aradığın kişinin özellikleri tam karşındadır.

Sonra günün birinde biriyle tanışırsın. Onu tanımaya, anlamaya çalışırsın. Cicim ayları dediğimiz, eğlence dolu, sorumluluk yükü olmayan günlerde onu değerlendirirsin.

Bu değerlendirmeyi nasıl yaptığını bilmek ister misin?

Sen farkında olmasan da, kendini bildin bileli, kendine uyum sağlayacak o hayalindeki aşkın sahibine göre değerlendirsin. Buna basitçe şöyle diyelim. Sen hayalindeki yaşamak istediğin aşkı, karşındaki kişiye yüklersin. Bakarsın bu aşka bu kişi uyuyor mu? Maddi manevi yönlerinden fiziksel özelliklerine kadar her şeyi değerlendirdiğini sanırsın… Saç rengini, göz rengini atlamazsın…

Size hayatınızdaki olmazsa olmazlarınızdan bahsetmiyorum. Ben size var ettiğiniz aşka, sevgilinizi yakıştırıp yakıştırmamanızdan bahsediyorum. Gözünüze batan bazı kusurlarına göz yummaya karar verip evlenirseniz, bu seferde o kişiyi, olmasını istediğiniz kişiye dönüştürme çabasına girişirsiniz.

Artık her gün birliktesinizdir, ancak sizin aşk tarifinize bu kişi uymuyordur. Ya daha az romantiktir, yada balık tutmayı sevmediği için sizinle o anları yaşamıyordur. Örnekler çoğaltılabilir. Şu var ki, sonuçta sizin tespitiniz yanlış kişiyle evlendiğiniz ya da yanlış kişiye aşkınızı yüklediğinizdir.

Size bu tanıdık geliyor mu?

Peki şimdi size bir soru. Siz aşk hayalinizin tek taraflı olduğunu fark ettiniz mi?

Burada yalnız gördüğünüz, sade size ait olan bir aşk rüyasından söz ediyoruz. O sizin aşk rüyanız.

Aşkı yaşamak ise iki kişiyle olur. Hoşlanmayla başlayan yakınlaşma, iki kişinin var edeceği güzelliklerle aşka dönüşür. Ancak karşısındakini tanımaya fırsat vermeyen aşk rüyasının sahibi, belki de gerçekten aşkı yaşayacağı kişiyi göremiyor ve/veya ıskalıyor. Çünkü kendince ona en uygun kişi diyerek odaklanma, hayalimizdeki aşkı ona yükleme yaşayacağımız aşkında engeli oluyordur. Böylece farkında olmadığımız ancak hepimizin yaptığı bu hatanın sonucu, “mutluluğu yakalayamadım” cümlesini kurmaya kadar varabiliyor.

Evlendikten sonra hala, mutfakta salatayı iki kişi yapıyorsa, sofrayı biri toparlarken, diğer kahveleri yapıyorsa siz aşkı yaratmışsınız demektir.

“Aşk yaratılır mı” diye soranların serzenişini duyar gibiyim…

Buna benim cevabım “Evet yaratılır….”

Hoşlandığınız, bir yakınlık duyduğunuz ve her anınızı onunla paylaşmak istediğiniz kişi ile aşk yaratılır. Her güzel şey emek ister. Bu sadece kadına yada sadece erkeğe ait değildir. Kimse ama kimse kusursuz değildir. O kadar çok mutluluğu yakalayamamış erkek ve kadın var ki. Hiç mi birbirlerine denk düşmezler diye düşünürdüm. Denk gelseler bile, sevgiliye yakışan aşkı yaratmayı kimse farkedemedikçe, sonuç hep aynı olacak. İnsanları tanımaya çalışın, hayalinizde ki aşkı ilk karşınıza çıkana yüklemeyi bırakın.

Aşkınızı yaratın. Gönlü gönlünüzde, gözü gözünüzde, sözü sözünüzde olan birini bulduğunuzda aşkınızı yaratmaya çalışın.

 

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

%d blogcu bunu beğendi: