Alevilik ve Şamanizm uzerine giris niteliginde

Aleviliğin Şamanizm’i kapsadığı yahut Şamanizm’in Aleviliğe kaynak oluşturduğu meseleleri hali hazırda gündemini korurken, aslında birbiri ile ilgisi olmayan iki sistematik yapının birbirine zorla bağlanma çabasında dikkatlice izlemek gerekiyor. Çünkü daha Allah ile cihan yok ilen var olan bir yapının, Raa Haq yolunun sahiplerinin, geçmişi 7 bin yıllık dünya takvimini geçmeyen bir süreçte şekillenen bir sistem ile ilişkilendirilmeleri, zoraki dayatma ve şuursuzca yamama çabasından başka bir şey değildir.

Alevilik ve Şamanizm’in ilgisizliği üzerine ilk yazıda değinmek istediğim mesele Aleviliğin vahdeti vücut anlayışı (varlığın birliği) ile Şamanlığın çok tanrılı (gök tanrı Tengri – yer tanrı Erlik (erk) ile başlayan onlarca tanrısal güç yahut ruhsal mekanizma) anlayışının, birbiri ile ilişkisiz iki ayrı dünya olduğudur. Bilindiği üzere ilk Şaman yahut eski Türkçe karşılığı olarak Kam, 7000 yıl öncesinde bir kartal adamın döllediği kadından doğan kız çocuktan gelir. Türk inancında insan ve hayvan çiftleşmesine ilişkin pek çok örnek vardır, bunlar lider doğuran, savaşçı doğuran çiftleşmelerdir, kurt ve geyiğin üzerinden tanımlanan pek çok efsane bunu anlatır. Kızılbaşlıkta insan merkezli yaklaşımda, kurt oğlu, geyik kızı gibi benzetmeler yoktur. Daha ziyade ışık yahut nurdan ruhları gelen insan tarifi vardır ki Haq ile Haq olan insanda buradan gelişir.

Şamanlığı icra eden Kam da işte böyle bir çiftleşmenin kartal adam ve kadının birlikteliğinin, mana ve zahiren tarifi üzerinden oluşur. Bu çiftleşmeden meydana gelen kadın (ilk kamlar dişidir) kötü/karanlık ruhları çağırır yahut karanlık güçlerle, yer altı ruhları ile iş yapar. Şamanlar bu ruhlarla kimi zamanda yer üstü ruhları ile şifacılık gibi toplumsal fayda sağlayacak isler yaparken, bir yandan da kendilerinden önce kehanet olarak tanımlanan süreçlerin, kendi dönemlerinde uygulanmasının ruhsal destekçileri olurlar. Misal Cengiz Han böyle bir figürdür. Kendisi ile birlikte yol alan Şamanları vardır.

Kamlar yahut Şamanlar büyü yöntemini sıklıkla kullanır. Büyü Kızılbaşlık inancında evreni tanıma ve çözümlemede aykırı bir yöntemdir. Şiddetle karşı çıkılır. Kara magi, kara kamların yahut Şamanların en çok başvurdukları yöntemdir. Kadere müdahale, akışı değiştirme, siyasi ve topluluk zaferleri için taraf olma gibi özellikleri bulunan Kam/Şamanların etkisiyle tarih sahnesinde yer almış lider ve ülkelerin olduğu bilinir. Diriliş dizisinde de buna yer verilerek övgü ile anlatılan Kam yahut Şaman geleneği, bir savaşçının kan dolu yaşamının, zaferden zafere ilerlemesi için Şaman tarafından nasıl desteklendiğine ilişkin son derece itici, olumsuz örnekler içerir. İntikam, zafer, güç, gök ve yer tanrıları ile birlikte anılarak yapılan törenlerde dile getirilir. Bu töreni izlediğinizde Şamanizm’in Alevilikle en ufak bir ilgisi olmadığını hali hazırda görürsünüz. Alevilik sistematik olarak, rıza toplumu, eşit paylaşımcılık prensibi, ego ve benliğin yenilmesi, iktidar gibi dünyevi hırslarından uzaklaşması vb. anlamları birey için yüceltirken, Diriliş dizisinde örneklendirilen Şaman töreni, kan, hırs, savaş, intikam vb. bir ton Kızılbaş Alevilikle ilgisi olmayan bir dünyanın uzantısı olarak yer alır. ( https://www.youtube.com/watch?v=ssfEuqUlRcs )

Şamanlık, özellikle Türk olup olmadıkları hala güncel bir tartışma olan Moğollar ve Tatarlarda öne çıkar. Sibirya bölgesinde gelişir. Kullandıkları enstrümanlar ve seçtikleri hayvan gibi totemlerle ruhlarla ilişkiye geçen Şamanların, gök ve yer ruhları ile her daim iletişimleri vardır (iyi ve kotu ruhlar). Evrensel prensibi, varlığın birliğinden öte parçalığı üzerinden tarife yönelen Şamanlarda, çağrılan Tanrıya göre ve istenen dileğe göre kurban kesme (ekseriya kara kurban karalık ruhlara, ak kurban aydınlık ruhlara denilmekle birlikte daha karmaşık bir işleyişi vardır kurbanın), kesilen kurbanların kemik, bağırsak, kan vb. unsurlarından kehanet içeren çıkarımlarda bulunma, yaygın ritüeldir. Kemik, özellikle hayvanın kürek kemiği ile fal bakar ve geleceği okumaya çalışırlar. Geleceği okumak, geçmişi bulmak için ruhlar ve çeşitli varlıklarla ilişki kurmak gibi ritüeller, Kızılbaşlığında yer aldığı Mezopotamya kökenli inanç sistemlerinde ve geleneğinde koşulsuz şartsız günahtır.

Kan, ateş, su vb. bileşenler Şamanlarda arınma anlamı taşımaktadır. Şamanlar törenlerinde cinselliği de kullanır. Cinsel içerikli törende, yani Şamanla çiftleşmeye giren kişinin ritüelinde, Şaman don değiştirme, ruh transferi vb. hallere yönelir. Cinsellikte kurbanda olduğu gibi güç, iktidar, ölüyü diriltme vb. beklentilerin gerçekleşmesi için icra edilir. Şamanların ak ve kara olarak bölünmeleri ise daha yakın bir tarihtir. Bunların hiçbirinin Kızılbaş Alevilikle en ufak bir ilgisi yoktur. Kızılbaşlar için büyü özellikle cinsel içerikli büyü evliliğin ve eril dişil/ rahman rahim birlikteliğinin kutsallığına aykisidir. Hiçbir gerekçe ile büyüsel vb. sebeplerle cinsellik icra edilmez ve kabul görmez, hatta şerri olarak tanımlanır ve bu şekilde davranışlar düşkün ilan edilerek toplumdan dışlanır.

Ne Şaman dansı ile Alevilik semahının, ne Şaman enstrümanları ve törenlerde bunların kullanımı ile Alevilik enstrümanı olan bağlama ve kullanımının işlevi bir değildir. Şaman davulu, sazı, bunların üzerinde yer alan semboller ve icra biçimlerinin, Kızılbaş Alevilikte ilgisi olmayan başka bir kültüre ait oldukları açıktır.

Misal Moğollarda şamanlar Bö yahut Böge/ Börü olarak tanımlanır. Bö Türkiye de korkulan şeyi ifade eden yahut korkutma amaçlı kullanılan bir ses olmakla birlikte bir yandan da ağ örmekten aciz ve kan ve et yemekten zevk alan bir örümcek türünün de adıdır. Bö örümceği, halk arasında Sarı Kız yahut Sarı Ömer örümceği olarak da bilinmektedir. Bö, yani Moğollarda Kam veya Şamanın isminin Anadolu topraklarında anlam karşılığı, hiçte sempatik olmayan, korkulan, şer dünyasının sevilmeyen durum ve canlılarını ifade etmektedir.

Börü ise kurt yahut bozkurt olarak tanımlanırken, bir yandan da ak bilgeler topluluğunda kavramsal olarak karşılar. Misal Kurtlar Vadisinde Ak ihtiyarlar yahut Ak Börü teşkilatına değinilmektedir. Ak Börü Türklerin devlet geleneğinin esasına işaret eden bilgeler örgütü olarak da tanımlanmakta, manevi güç kaynağı olarak tanımlanmaktadır. Anadolu’da kullanıldığı üzere bir diğer anlamı ise denizden balık tutmakta kullanılan ve balıkların oltaya yakalanmalarında en sevdikleri gıda olan deniz kurdudur.

Şamanlıkta alt dünyanın güçlerine ulaşmak için yapılan törenler, dökülen kanlar, verilen kurbanlar Erlik olarak tanımlanan yahut bir diğer adi Erk olan tanrıya ilişkindir. Bu yanıyla bile Alevilikle en ufak bir ilgisi olmadığının altı çizilmelidir. Kızılbaş Aleviliğin karanlık ruhlarla ilişkisi, Haq yolu çerçevesinde, şerri olanı bireyden ve toplumdan kovmak ve uzaklaştırmak üzere kuruludur. Şaman inancına göreyse zafer için karanlık ruhlarla ilişkiye geçmekte bir sakınca yoktur.

Şaman kan/soy yolu ile aileden kişiye geçen bir uğraştır. Şamanların olumlu özellikleri var mıdır, kuskusuz olabilir, lakin ruh dünyasını karanlık aydınlık olarak bölen ve ardından karanlık dünya ile iletişime geçen bir sistematiğin en azından Kızılbaş Alevilikle bir bağı olmadığını belirtmek gerekir. Kuskusuz eşiğe basmama, ateşi söndürmeme gibi birbirini çağrıştıran davranışlar olabilir ki bu davranış alışkanlıklarının dünyanın dört bir yanında ortaklaştığı pek çok örneğe rastlamak mümkündür. Fakat şamanlıkla Kızılbaş Alevilik felsefesinin temel bileşenlerinin, davranış ve ritüel geleneklerinin, varlığı algılama biçimlerinin birbiri ile en ufak bir ilgisi, varlığı ilk tariften itibaren yoktur. Mezopotamya havzasının oluşturduğu, varlığın birliğini inşa eden ve Haq’ın tek bir kaynaktan beslendiğini belirleyen düşünsel sistematik yapısıyla, Şamanizm’in çokluk içeren, ruhlar alemi içerikli anlayışı zıt kutuplu dünya anlayışıdır.

Şamanizm kehanetlerinde belirleyici olan ve aslında bence en ilgi çekici mesele Hakas topraklarında bulunan ve 16 bin yıllık kalıntılar arasında yer alan güneş gözlem evidir. Zamanı 4 eşit parçaya bölen bu güneş evinin takvimi 22 Mart, 22 Haziran, 22 Eylül ve 22 Aralık tarihlerini içerir. 22 Haziran’da genellikle büyük ayinler yapılır. Şamanlarda kader ve felek ilişkili kehanet yönetiminin merkezi etkinlikleri, ruhlarla temasa geçme ve kaderle ilişkilenmenin zamansal karşılığımda böyle oluşur.

Son olarak Kızılbaş Aleviler, kendileri ile Şamanizm arasında ki zorlama bayi bir kenara bırakıp, gerçeğe dönmelidir. Kızıllaş Alevilik inancının merkezi Mezopotamya’dır. Zerdüştî, Ezidi, İbrani Dinler ve toplamına bakıldığında bu toprakların geçmişinde Şamanizm zaten yoktur. Anadolu’ya Şamanizm Türklerin göçü ile gelmiş ve mevcut inançlarla bütünleşmiştir. Varlığın Birliği, Hakkin kişide tecellisi gibi birtakım değerlerle kendisini tarif eden Mezopotamya’nın kadim inançları hali hazırda Babil kökenli magilerle uğraşırken, birde Şamanizm’in kamları ile icra edilen törenlerini, bu toprakların tarihine yük etmenin anlamı yoktur. Yerin ayrı, göğün ayrı, kâinatın keşfedilen mekânlarının ayrı ayrı ruhları yoktur. Varsa da o ruhlar aşağı dünyanın ürünleri olup Kızılbaş Alevileri için dünyanın yakın tarihinde açığa cıkmış meselelerdir.
Başlangıçta söz vardı ve söz tanrıydı…

Giriş ve özet niteliğindeki bu yazı ilginizi çekerse aşağıda ki videocuda izleyebilirsindir.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları